Ara
Menü
ذ

Adam-âdem

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-9486
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, adam demektir. Adam, Adem’in türkçeleşmişidir. Kur’an’a göre Allah, insanı, şerefli, ve kerametli yaratmıştır, (isra/70) A’raf suresi 179. ayetinde kalpleri olduğu halde anlamayan, gözleri olduğu halde hikmetleri görüp sezmeyen, kulakları olduğu halde doğruyu duymayan insanların mertebece aşağıda ve gaflet ehlinden oldukları bildirilir. Bu bakımdan tasavvuf ehli, insanın anlayış, duyuş, seziş ve huy bakımından da gerçek insan olmasına ehemmiyet vermiştir. Hz. Peygamber (s)’in hakikatına mirasçı olan “kutb” a da Âdem-i Mânâ ve Merd-i Mânâ denir. Oğlan şeyhi İbrahim (ö. 1065/1655) Dil-i Dana kasidesinde şöyle der:Sıfat-ı Hak’dürür âlem sıfatın zatıdır âdem Kamu şeyden olan akdem olubdur “Adem-i ma’na”.Tasavvufî manadaki adam (racül) bilinç alanını Allah’ın istila ettiği yani sürekli Allah’ı tefekkür eden kişi olup, bu Nur süresindeki şu ayetle açıklanır : “Ticaretin ve alışverişin kendilerini Allah’ı anmaktan alıkoymadığı erkekler…” (Nur/37). Bu tasavvufî mertebeye ulaşmış kadınlara da, racül (erkek) denir.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-10625
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça, adam demektir. Adam, Adem’in türkçeleşmişidir. Kur’an’a göre Allah, insanı, şerefli, ve kerametli yaratmıştır, (isra/70) A’raf suresi 179. ayetinde kalpleri olduğu halde anlamayan, gözleri olduğu halde hikmetleri görüp sezmeyen, kulakları olduğu halde doğruyu duymayan insanların mertebece aşağıda ve gaflet ehlinden oldukları bildirilir. Bu bakımdan tasavvuf ehli, insanın anlayış, duyuş, seziş ve huy bakımından da gerçek insan olmasına ehemmiyet vermiştir. Hz. Peygamber (s)’in hakikatına mirasçı olan “kutb” a da Âdem-i Mânâ ve Merd-i Mânâ denir. Oğlan şeyhi İbrahim (ö. 1065/1655) Dil-i Dana kasidesinde şöyle der:Sıfat-ı Hak’dürür âlem sıfatın zatıdır âdem Kamu şeyden olan akdem olubdur “Adem-i ma’na”.Tasavvufî manadaki adam (racül) bilinç alanını Allah’ın istila ettiği yani sürekli Allah’ı tefekkür eden kişi olup, bu Nur süresindeki şu ayetle açıklanır : “Ticaretin ve alışverişin kendilerini Allah’ı anmaktan alıkoymadığı erkekler…” (Nur/37). Bu tasavvufî mertebeye ulaşmış kadınlara da, racül (erkek) denir.</p>

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, adam demektir. Adam, Adem’in türkçeleşmişidir. Kur’an’a göre Allah, insanı, şerefli, ve kerametli yaratmıştır, (isra/70) A’raf suresi 179. ayetinde kalpleri olduğu halde anlamayan, gözleri olduğu halde hikmetleri görüp sezmeyen, kulakları olduğu halde doğruyu duymayan insanların mertebece aşağıda ve gaflet ehlinden oldukları bildirilir. Bu bakımdan tasavvuf ehli, insanın anlayış, duyuş, seziş ve huy bakımından da gerçek insan olmasına ehemmiyet vermiştir. Hz. Peygamber (s)’in hakikatına mirasçı olan “kutb” a da Âdem-i Mânâ ve Merd-i Mânâ denir. Oğlan şeyhi İbrahim (ö. 1065/1655) Dil-i Dana kasidesinde şöyle der:Sıfat-ı Hak’dürür âlem sıfatın zatıdır âdem Kamu şeyden olan akdem olubdur “Adem-i ma’na”.Tasavvufî manadaki adam (racül) bilinç alanını Allah’ın istila ettiği yani sürekli Allah’ı tefekkür eden kişi olup, bu Nur süresindeki şu ayetle açıklanır : “Ticaretin ve alışverişin kendilerini Allah’ı anmaktan alıkoymadığı erkekler…” (Nur/37). Bu tasavvufî mertebeye ulaşmış kadınlara da, racül (erkek) denir.

Sözlüğe dön ←