KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Vâ’iziyye
Osmanlılarda camilerde yaptıkları hizmet karşılığı, vâ’izlere verilen maaş (cihet) a. vâ’iziyye denirdi.
→Tasavvuf ve TarikatVa’z-Vâ’iz
Nasihat, nasihat eden anlamlarında Arapça iki kelime, masdar ve ism i fail. Kalbi yumuşatacak konularda hayrı hatırlatma (Cürcanî). Hz. Ömer’e söylenen şu söz, bunu en güzel şekilde ifadelendirir: “Sana vaiz olarak ölüm yeter, ey…
→Tasavvuf ve TarikatVâdî-İ Eymen
Arapça, sağdaki vadi demektir. Kalbin ilâhî tecellîyi kabul edecek şekilde arındırılması. Mutlak vahdet ki bundan “innî enallah (Ben Allah’ım)” hitabı gelir. Vâdî; peygamber, âlim ve velîlerin kalpleridir. Tur dağından, yani feyz kaynağından fışkıran marifet…
→Tasavvuf ve TarikatVahdetiyye
Hindistan’da Oudh’da kurulmuş, (XIX. asır sonu) bir tasavvuf okulu.VÂHİBÜ’L-ATÂYÂ,
→Tasavvuf ve TarikatVâhibü’l İdrâk
İhsanların bağışlayıcısı, idrâk veren mânâsında Arapça bir kelime. Allah kullarına anlayış ve nimetler bahşedendir.
→Tasavvuf ve TarikatVâhid
Arapça, bir demektir. Kaşanî, bunu, tek olması itibariyle Zât’ın ismidir, diye tarif eder.
→Tasavvuf ve TarikatVahşet
Yalnızlık, yabancılık ve insanlardan uzak kalma isteği. Tasavvufta halkla beraberlikten sıkılıp Hakk’la ünsiyeti arama hâlini ifade eder. Kaynaklar bunu insan düşmanlığı olarak değil, kalbi dağıtan ilişkilerden bir süre uzaklaşma eğilimi şeklinde açıklar. Üns maddesine…
→Tasavvuf ve TarikatVahy
Arapça, ilham etmek demektir. Cenab-ı Hakk’ın hitabetmesi. Sufilere gelen ilham, ibn-i Arabi’nin şu sözü meşhurdur: “Sözlerimiz vahy-i kelâm değildir, ama vahy-i ilhamdır”.
→Tasavvuf ve TarikatVakar
Ağır başlılık anlamında Arapça bir kelime. Cürcânî bu deyimi, her hangi bir işe yöneldiğinde, kişinin ağır (teennî) hareket etmesi şeklinde tanımlar.
→Tasavvuf ve TarikatVakfiye
Vakfedenin, vakfa dair ifâdelerini ve hâkimin (kâdî) kaydını (tescilini) içermek üzere, düzenlenen “hüccet” hakkında kullanılan bir tâbirdir. Vakfiyeler, eskiden, noter defteri mâhiyetinde olan, Kadılık yanî Şer’î Mahkeme siciline geçmek suretiyle kesinlik kazanırdı. Bu hüccet’te,…
→Tasavvuf ve TarikatVakitsiz Öten Horozun Başı Kesilir
Horozun normal olarak sabah vakti ötmesi gerekir. Bunun aksine gecenin tam ortasında öterse, insanları rahatsız eder, hatta çocukları ürküttüğü için o horozun kesilmesi gerekir. Vakti gelmeden, henüz yeteri olgunluğa erişmeden,bir takım iddialara kalkışan kişi…
→Tasavvuf ve TarikatVakt-İ Dâim
Devamlı olan vakit anlamında Arapça bir ifade. Kaşanî bunu, sürekli olan ân diye tanımlar.
→Tasavvuf ve TarikatVakt-İ Müsermed
Arapça, uzun zamanı ifade eden bir söz. Sermedî kelimesi, zamansız ve mekansızlığı ifâde eder. Sermedî hayat, sonsuz (ezelî ve ebedî) hayat anlamındadır. Bir sûfi benim vaktim müsermeddir, dediği zaman o, bununla, değişmeksizin hal olarak,…
→Tasavvuf ve TarikatVakt-İ Sa’âdet
Arapça, mutluluk, selâmet ve barış dönemi anlamına olup, Hz. Peygamber (s)’in nübüvvet zamanlarına denir.Sensin ol fahr-i cihân-ı medeniyyet ki hemân Ahdini vakt-i sa’âdet bilir ebnâ-yı zamanŞinasîVARINI ORTAYA KOYAN UTANMAZ,
→Tasavvuf ve TarikatVarını Veren Utanmaz
Arapça, “cömertlik vardan olur” anlamına gelen atasözünün bir başka şekilde ifade edilmiş şeklidir. Tasavvufta cömertlik, kişinin olgunluğunun göstergesi olarak telâkkî edilmiştir.
→Tasavvuf ve TarikatVarlık-Benlik
Varlığına, makamına, bilgisine, malına, mülküne,akrabasına, güzelliğine güvenip, kendisinde payeler aramaya kalkışan, bunların Allah’ın nimeti olduğunu düşünmeyip, kendine mal etmeye çalışan, gurura kapılan kimselere varlık, benlik sahibi denir.Sıratı, mizanı bunda geçmişler, Varlık benlik kafasını yıkmışlar,…
→Tasavvuf ve TarikatVasat
Arapça, orta, ortalama, gibi anlamları olan bir kelimedir. Hafnî, bunun sufilerin âdeti olduğunu ve bu âdetin de kemer bağlamak şeklinde uygulandığını söyler. Şed bağlamak.
→Tasavvuf ve TarikatVasf
Nitelik, sıfat, özellik anlamında Arapça bir kelime. Vasfı anlatan kişinin, vasfettiğinin işlerinden, hükümlerinden ve ahlâkından bahsetmesi. Na’at, vasf anlamına olmakla birlikte, kapsamı daha geniş bir kelimedir. Birinin niteliklerini çok ince ayrıntılarıyla anlatmaya na’at denir.…
→Tasavvuf ve TarikatVasfu’z-Zâtî Li’l-Hak
Arapça, Hakk’ın zatî özelliği demektir. Kaşanî bu sözü, ehadiyyetü’l-cem (toplanmanın birliği), zatî vücûb (öze ait zorunluluk) ve âlemlere ihtiyacı olmamak (hiç bir şeye ihtiyacı olmamak) şeklinde tanımlar.el-
→Tasavvuf ve TarikatVasfu’z-Zâtî Li’l-Halk
Arapça, halkın zatî özelliği demektir. Yine Kâşânî, bu sözü, zatî (özü bakımından zorunlu değil mümkün) ve zatî fakr (özü bakımından başkasına muhtaç) olarak açıklar.
→Tasavvuf ve TarikatVâsıl
Arapça, ulaşan, varan anlamında bir kelime, ism-i fail. “Allah’ın vasledilmek üzere emrettiğini, kat’ederler…” (Bakara/27) âyetinde bu terim, (en yûsale) şeklinde geçmektedir. Bu durumda vâsıl, Allah’ı bilen, emirlerini yerine getiren ve yasaklarından kaçınan kişi anlamına…
→Tasavvuf ve TarikatVâsıl-I Hak
Arapça, Hakk’a ulaşan demektir. Manevî sülük yollarından biriyle, makamları geçen, ihsan mertebesine varıp Hakk’a ulaşan kişiye vâsıl-ı Hak denir.
→Tasavvuf ve TarikatVasıta
Arapça, vesile, vasıta, aracı anlamında bir kelimedir. Allah ile kul arasını birleştiren mürşid-i kâmil. Üç türlü vasıta vardır: 1. Ulaştıran vasıtalar: Hakk’ın tecellîleri: 2. Bağlayan vasıtalar: ibâdetler: 3. Ayıran vasıtalar: Nefsin arzulan.
→Tasavvuf ve TarikatVâsıtatü’l-Meded
Arapça, yardım vâsıtası demektir. Kâmil insana denir. Onun halk ve Hak ile aynı anda münasebeti vardır. Bu sebeble o, halkı Hakk’a ulaştıran bir aracıdır. Nitekim kudsî Hadis’te şöyle denilir: “Sen olmasaydın (ey Muhammed) (S)…
→Tasavvuf ve TarikatVasiyyet
Arapça, tavsiye ve nasihat anlamına gelen bir kelimedir. Attar’ın Pendnâme’si, Haris el- Muhasibî’nin el-Vesâyâ’sı ve İmam Gazali’nin Eyyuhe’l-Veled adlı eserleri nasihat ve tavsiye türünde yazılmış eserlerdir. Cürcânî bunu fıkhî anlamda tanımlarken şöyle der: “Ölümden…
→Tasavvuf ve TarikatVasle
Arapça, birleşme, bitişme anlamında bir kelime. Mevlevi tabiridir. Mevlevîlikte, giyilen özel elbiselerden birinin adına vasle denir. Bu elbise ve çeşitleri, Konya’daki Mevlânâ Müzesi’nde teşhir edilmektedir.
→Tasavvuf ve TarikatVaslu’l-Fasl
Arapça, ayrı olanın bitişmesi demektir. Vahdetin (tekin) kesrette (çokta) ortaya çıkışı demektir. Çökün tekte ortaya çıkışına da faslu’l-vasl denir.
→Tasavvuf ve TarikatVaslu’l-Vasl
Arapça, bitişmenin bitişmesi demektir. Gittikten sonra dönmeye, indikten sonra yükselmeye denir. Kaşanî bu açıklamadan sonra devamla şöyle der: İnsanların hepsi yüce mertebelerden, en aşağılara iner. Bundan sonra, insanların bazısı Allah’a giden yola giderek cem…
→Tasavvuf ve TarikatVatar
Gerekli hacet, çok önemli ihtiyaç anlamında Arapça bir kelime, çoğulu evtâr. Nefsânî nazların ve beşerî özelliğin dışında, öğülen bir arzu ve fayda. Bu şekilde vatar, yaşanan tertemiz bir arzu ve haldir.
→Tasavvuf ve TarikatVavsız Evliya
Vav, Arap alfabesinin son harflerinden biri. Evliya kelimesindeki vav atılınca geriye e(v)liya: Eliya kalır ki bu bir Hıristiyan adıdır. Mutasavvıflar, evliya olduğunu öne süren, boşa iddiada bulunan, ancak davasını mânâya ulaştıramıyan, hareket ve halleri,…
→Tasavvuf ve TarikatVe’l-Basîr
es-Semî’, işiten; el-Basîr, gören demektir. Kendisinde bu iki isim tecellî eden kul, Hakk’ın işitme ve görmesiyle sıfatlanır. Kudsî hadîs: “Onun işiten kulağı, gören gözü olurum…” (Buharî, l, 105). Bu kul, eşyayı, Hakk’ın gözü ile…
→Tasavvuf ve TarikatVeche’l-Itlak Ve’t Takyîd
Arapça, kayıtlı ve serbest olmanın iki yüzü anlamında bir isim tamlaması. Bu ikisi, bütün itibarların sükût (düşüş) ü ve ispatı bakımından, zat’ın itibarının iki yönü (yüzü, vechi) nü gösterir. Hakk’ın zatı, vücûdu kendinden olan…
→Tasavvuf ve TarikatVeche’l-İnaye
Arapça, yardımın iki yönü anlamında bir isim tamlaması. Bu iki yön, cezbe ve sûlûkdur. Ve bu ikisi hidâyetin iki yüzüdür.
→Tasavvuf ve TarikatVefa Bi-Hıfzi Ahdit-Tasarruf
Arapça, tasarruf sözünü, korumaya uymak anlamında bir ifade. Vefa sana düşen kulluk görevinden, sana tasarruf etmen üzere bağışlanan vakitler konusunda acizliğinden ve âdetlerin kaldırılmasından uzak kalmaman (yani gaflete düşmemen) dir.
→Tasavvuf ve TarikatVefâ'iyye
İslâm tarikatlerden 12. yüzyılda orta 689 Vehhâb ne çıkan, EbüT-Vefâ el-Bağdâdî (öl. eti 501 / 1107) ye nispet edUen bir an* tarikat. Irak ve Suriye yöresinde ası yaygınlık gösteren bu tarikat, rak daha sonralan…
→Tasavvuf ve TarikatVefk
Arapça, muvafakat, uygunluk, başarı vs. gibi anlamları olan bir kelime. Bir kişinin isteğine uygun olarak hazırlanan dua, harf, muska ve hamail için vefk tabiri kullanılır.Eylemez Hikmet tenezzül yoksa kim erbâb-ı aşk Celb-i teshir-i visalin…
→Tasavvuf ve TarikatVehhâbîlik
İslâmî tarikatlerden 18. yüzyılda ortaya çıkan, Muhammed b. Abdülvehhâb (öl. ve 1206 /1792) a nispet edilen dinîsiyasî hareket, Arabistan’da doğmuş; “ehl-i sünnet” (bk. bu madde) çerçevesinde kalan ve “ehl-i hadis” (bk. bu madde) çizgisinde…
→Tasavvuf ve TarikatVelâyet-i vustâ
Orta velâyet mertebesi. Bazı tasavvuf tasniflerinde velâyet derecelerini küçük, orta ve büyük şeklinde ayıran şemadaki ara basamağı ifade eder.
→Tasavvuf ve TarikatVeled Kolu
Mevlevî tabiridir. Mevlevîlikte şube olmamakla birlikte, iki neş’e vardır. Mevlevîlerin bir kısmı tam ehl-i sünnettir. Nakşîliğin Halidî kolu gibi dine ve kurallarına en ufak taviz vermeksizin sıkı sıkıya bağlıdır, bir kısmı da tam İmamiyye…
→Tasavvuf ve TarikatVeli
¢. Evliya Dost, yar, sevgili, eren, ermiş. tas, Hakk'ın dostu ve sevgili kulu. “Allah bir kulunu sevdimi onun gören gözü, işiten kulağı; tutan eli, yürüyen ayağı olur. Bu kul Allah'tan bir şey dilese dileği…
→Tasavvuf ve TarikatVerd-İ Muhammedi
Arapça, Muhammedi(s) gül demektir. Tezhible sanat eserlerinden, yaprak ve güller üzerine âyet veya Hz. Peygamber (s)’in özellikleri yazılı olanlara denir. Delail kitaplarında daha çok rastlanır.Her kimde ki var aşk ile bir derd-i Muhammed (s)…
→Tasavvuf ve TarikatVeren El Alan Elden Üstündür
Bu bir hadis-i şeriftir, halk arasında da atasözü olarak yaygındır. “Vermeyi” teşvik eder.
→Tasavvuf ve TarikatVesait
Arapça, araçlar, vasıtalar demektir. Allah ile kul arasındaki dünya ve âhiret sebepleri 3 çeşittir: 1- Ulaşım vasıtaları ki bunlar, Hakk’ın sebepleridir. 2- Kavuşturan vasıta ki, bunlar ibadetlerdir. 3- Ayrılma vasıtaları ki, bunlar, nefislerin haz-larıdır.…
→Tasavvuf ve TarikatVichet-İ Cemi’i’l-Abidin
Arapça, kulların tümünün yönü, ciheti anlamında bir isim tamlaması. Ulûhiyyet hazreti.
→Tasavvuf ve TarikatVihdet
Arapça, birlik demektir. İnziva, uzlet.
→Tasavvuf ve TarikatVisvâs
içe doğan şeytanî düşünceler.
→Tasavvuf ve TarikatVukûf-I Sâdık
Arapça, doğru bilmek, doğru vukûfiyyet anlamındadır. Kâşânî bu terimi, Hakk’ın muradı ile beraber olma hali, şeklinde tanımlar.
→Tasavvuf ve TarikatVücûd-İ Adem
Tasavvufta cezbe denilen makâmda kendini yok bildikten sonra, hâsıl olan bir hâl, makam. Vücûd-i adem, fenâ makâmından öncedir. Bu hâl yok olabilir. Yok olduğu görülmüştür de. Zaman olur ki, bu hâl ondan alınır. Sonra…
→Tasavvuf ve TarikatVücûd-İ Vehmî
Tasavvuf ehlinin, eşyânın gördüğümüz varlığına verdikleri isim.
→Tasavvuf ve TarikatVücudiyye
Allah’ın kainatın toplamından ibaret olduğunu savunan “heme ost” (herşey O’dur) diyen pante-istler. Pa-nenteistler ise, herşeyin O’nda olduğunu savunurlar. Ancak genelde panteizm üç şekilde mütalaa edilir.idealist panteizm : Bunu Hegel savunmuş olup, buna göre, sonunda…
→Tasavvuf ve TarikatVüd
Arapça, sevgi demektir. Muhabbet mertebelerin-dendir. Kalbin heyecanı, sevgiye bitişmesi, Allah’ü Teâlâ’nın bu mastardan türemiş, “Vedûd” diye güzel bir ismi vardır.
→Tasavvuf ve TarikatVüs’
Arapça, genişlik demektir. Muhakkıkların vüs’u, istifanın vüs’u olarak da anılır. Bu vüs’a (genişliğe), hilâfet genişliği de denir ki, Allah’ın isim ve sıfatlarını gerçekleştirenlerde bulunur.
→Tasavvuf ve TarikatVvâcib
Lazım, gerekli, lüzumlu ve farz gibi mânâları ihtiva eden Arapça bir kelime. İsm-i fail. Dinen farz mesabesinde güçlü bir yaptırımı ifade eden vacibin, yerine getirilmemesi, terkedilmesi günahtır. Vacibin inkarı sapıklıktır, küfrü gerektirmez (Cürcânî).VÂCİB Lİ–
→