KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
L-Guşâ
Farsça gönül fetheden, gönül açıcı anlamında bir ifade. Üns halinde salikin gönlünde ortaya çıkan feyz ve fetih (açılma).
→Tasavvuf ve TarikatLa İllâ
La, Arapça’da olumsuzluk, illâ da, istisna edatıdır. La, nefy, illâ ise isbât ifadesidir, ikisi aynı cümlede bulunursa, La, vahdet-i vücud açısından Allah’tan başka varlığın bulunmadığını, O’ndan gayrisinin yokluğunu ifâde etmektedir. Varlıklar, kendi başlarına var…
→Tasavvuf ve TarikatLa Mekân âlemi
Bî ve la, ilki Farsça, öteki Arapça … siz,… sız, yok vs. gibi anlamları ihtiva eder. Bu durumda la mekan ve bî mekân sözleri; yersiz, yurtsuz gibi anlamlara gelir. La mekân âlemi de, yersizlik…
→Tasavvuf ve TarikatLagv
Hatalı konuşmak, faydasız söz söylemek mânâlarına gelen Arapça bir kelime. İnsanı, Allah’ı anmaktan alıkoyan her şeye lağv denir. Boş söz dinlemek de, lağvdan sayılmıştır. Hadis: “Hutbe okunurken, yanındakine sus diyen, boş lakırdı (lağv) etmiş…
→Tasavvuf ve TarikatLâhût
İlâhî âleme, lâhût âlemi denir. Arapça’da lâhût kelimesi ulûhiyyet anlamına gelir. Tehanevî’nin kaydettiğine göre, Lâhût, cisimlere sirayet etmiş diriliktir. Her şeyde, bu açıdan bir ruh vardır. Bir şiirde, mumun ruhunun, ışığı olduğu ifade edilir.
→Tasavvuf ve TarikatLahza
Lahz kelimesi ile aynı mânâyı kapsar. Tasavvuf terimi olarak, Allah’ın zat güneşine, aşırı parlak oluşundan dolayı bakamayıp, göz ucuyla, gözünü kısarak bakmaya çalışmak demektir.
→Tasavvuf ve TarikatLatîfetü’l-İnsaniyye
İnsanî latîfe demektir. Tehânevî, insanî latîfenin nefs-i natıkadan ibaret olduğunu söyler. Keşfu’l-Lüğat’da insanî latîfenin, ruhun hakikati olduğu kaydedilir. Kâşânî buna kalp adını verir. Kalp insanî latîfedir. Kâşânî devamla şöyle der: “Gerçekte, ruhun, kendisiyle bir…
→Tasavvuf ve TarikatLedün
Arapça’da zaman veya mekan zarfı olup, yanında, …de,…da mânâlarını ihtiva eder. Gayb ilmi, sırlara vâkıf olma anlamında kullanılan tâbir. Kehf suresinde “…ona katımızdan bir ilim öğrettik…” (Keyf/65) âyetiyle bu ilme işaret olunur. Tahsil yapmadan,…
→Tasavvuf ve TarikatLems
Arapça, bir şeye el ile dokunmak anlamına gelir. Tehânevî lems’i, zahirî hislerin bir türü olarak tavsîf eder. Bu güç, özellikle deride yoğun olmak üzere, vücuttaki bütün sinirlere dağılmıştır. Bununla, deriye temas eden maddî, hevaî…
→Tasavvuf ve TarikatLibas
Arapça, elbise demektir. Ulaştıkları vakte göre libaslarında bulunan fukaraya denir. Suf veya murakka bulduklarında onları giyerler. Bundan başkasını bulunca, onu da giyerler. Gerçek fakirde tekellüf (zorlama) ve ihtiyar olmaz. O, elbisenin sert ve kaba…
→Tasavvuf ve TarikatLihye-İ Şerif
Arapça, şerefli, değerli sakal demektir ki, tâbir Hz. Peygamber Efendimiz’in (s) sakalı için kullanılır. Peygamber Efendimiz (s) traş edilirken, sahabe-i kiram teburrüken bir hâtıra olarak kıllarını toplardı. Bunlar zamanla nesilden nesile, coğrafyadan coğrafyaya intikal…
→Tasavvuf ve TarikatLisan
Türkçe’de de aynı anlamda kullanılan Arapça bir kelime. Hakikat bilgisini beyan etmek (açıklamak) manasınadır. İlim dili, ilmi bize vasıtalı olarak verirken, hakikatin lisanı, vasıtasız olarak verir. Hak lisanı, halka göre bir yol değildir. İmam…
→Tasavvuf ve TarikatLisânü’l-Hak
Arapça, Hakk’ın lisanı demektir. Kaşânî’ye göre, “Mütekellim” isminin mazhariyyetini gerçekleştiren insana, “Lisânü’l-Hakk” denir.
→Tasavvuf ve TarikatLiva-İ Şerif
Arapça, şerefli sancak demektir. Peygamber Efendimizin (s) sancağı. Bu bayrak, Topkapı Sarayında Mukaddes Emanetler Bölümü’nde muhafaza edilmekte olup, eskiden isyan ve savaşlarda açılır, ihtilal ve savaş bitince, katlanıp tekrar yerine konurdu.
→Tasavvuf ve TarikatLla Fetâ İllâ Ali
Arapça olarak “Hz. Ali’den başka genç yoktur” anlamına gelir. Bu sözün devamı “La seyfe illâ Zü’l-fıkâr velâ fetâ illâ Ali” (Zülfıkar’dan başka kılıç, Hz. Ali’den başka genç yoktur) dir. Cebrail aleyhisselâm’ın, Uhud gazvesinde gösterdiği…
→