KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Işık
Dervişler için kullanılan bir tabir olup, âşık kelimesinden bozmadır. Bursa’da Işıklar denilen yerin adı; orada bazı velilerin bulunması veya ölünce mezarlarının orada bulunmasından kaynaklanmaktadır.Ben erenler sancağıyım o ışıklar teberi Ben savaş günü çeriyim o…
→Tasavvuf ve Tarikatİ‘tikâf
İbadet amacıyla belirli süre mescitte kalma. Özellikle ramazanın son on gününde uygulanır. İ‘tikâfta namaz, Kur’ân, zikir, dua ve tefekkürle meşgul olunur; zorunlu ihtiyaçlar dışında ibadet mahallinden çıkılmaz. Süre, oruç şartı ve kadınların uygulaması konusunda…
→Tasavvuf ve Tarikatİbnu’l-ârifiyye
Abdulabbas Ahmed b. Muhammed b. Musa b. el-Ârif et-Tancî (ö. 586/1190) tarafından kurulmuştur. Cüneydiyye’nin kollarından biridir.
→Tasavvuf ve Tarikatİbnü Abbadiyye
Zerrûkiyye’nin kollarından biri. İbn Abbâd (ö. 792/1390) tarafından kurulmuştur.
→Tasavvuf ve Tarikatİbnü Barracaniyye
Abdüsselam b. Abdurrahman el-İfrıkî (ö. 536/1141) tarafından kurulmuş bir sûfiyye okulu.
→Tasavvuf ve Tarikatİbnü Harezmiyye
Abdü’l-Hasan Ali b. ismail b. Muhammed b. Abdullah b. Hırızmî el-Osmânî (ö. XIX. y.y.)’nin kurduğu bir tasavvuf okulu. Sühreverdiyye’nin kollarından biridir.
→Tasavvuf ve Tarikatİbnü’z-Zeyyatiyye
Ebû Yakub Yusuf b. Yahya b. isa b. Abdurrahman el-Merâkeşî tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.
→Tasavvuf ve Tarikatİbrahimiyye
Ünlü Halvetî Şeyhi Kuşadalı ibrahim Efendi (ö. 1264/1849) tarafından tesis edilen bir tasavvuf okulu. Halvetîliğin Çerkeşiyye’sinden doğmuştur.
→Tasavvuf ve Tarikatİdrâk-İ Basît
Tasavvuf yolcusunun kendini müşâhedede (görmede) fâni (yok) olması.
→Tasavvuf ve Tarikatİdrisiyye
Hızriyye’nin kollarından biridir. Kurucusu; Seydî Ahmed b. İdris el-Fâsî’dir. 1253 /1837 senesinde Zübeyde’de vefat etmiştir. Bu tasavvuf yolunun temeli; Hz. Muhammed (s)’in ahlâkını gerçekleştirmek, ve “La ilahe illallah Muhammedün Rasûlullâh” zikrine bütün gücü ile,…
→Tasavvuf ve Tarikatİgtişâşiyye
Kübreviyye’nin Horasan kolu olan bir tasavvuf okulu. Kurucusu, İshak el-Huttalanî (ö. VIII/XV. y.y.)dir. Kübreviyye’nin Horasan koludur.
→Tasavvuf ve Tarikatİhâne
Bir şeyi hakir görmek, küçük görmek anlamında Arapça bir kelime. Kâfir ve fâcirlerden zuhur eden harikulade şeylere ihâne denir.
→Tasavvuf ve Tarikatİhsâ
Arapça, saymak, ama teker teker saymak demektir, ilâhî isimlerin sayılması, yaratılışa ait şekillerden fani olunca, hazret-i vahidiyyette onları gerçekleştirmekle olur. Beka, Hazret-i ehadiyyette beka iledir. Esma-i İlâhînin sayılması, o isimlerle ahlâklanmakla olur. Bu da…
→Tasavvuf ve Tarikatİhvan-I Bâ Safa
Arapça, safalı kardeşler demektir. Bâ; aslen Farsça beraberlik, li, lı gibi sahiplik ifade eden bir takıdır. Bu tâbir Mevlevîlere aittir. Saf yani kalbinde şüphe ve karışıklık bulunmayan kardeşler demektir.
→Tasavvuf ve Tarikatİhya Gecesi
Cuma ve pazartesi gecelerine denir. Gece gündüzden evvel geldiği için, perşembe günü akşamına cum’a gecesi, pazar günü akşamına da pazartesi gecesi denir. Bu islâm âleminde böyle iken, Batı’da perşembe günü akşamına perşembe gecesi, pazar…
→Tasavvuf ve Tarikatİırakıyye
Muhammed b. Irakî el-Musavî tarafından kurulmuş bir tasavvuf okuludur.
→Tasavvuf ve Tarikatİkaniyye
Yeseviyye’nin kollarından biri olan bu tasavvuf okulu, Kemal el-İkânî tarafından kurulmuştur.
→Tasavvuf ve Tarikatİkilik
Tevhidi bozan şeye ikilik denir. Şirktir.
→Tasavvuf ve Tarikatİkinci Doğum
Hz. isa “bir kimse iki kez doğmadıkça melekûtun sırlarına eremez” der. Burada ilk doğum, ana karnından dünyaya gelmedir ki, bu, maddî doğumdur, maddî planda bir anne ve babaya ihtiyaç vardır. İkinci doğum ise, kişinin…
→Tasavvuf ve Tarikatİkindi Meydanı
Mevlevi tâbiridir. Sabah namazı kılındıktan güneş doğana kadar, ikindiden de güneş batana kadar, tefekkür ile meşgul olan bir müslümanın, Allah katında sevap kazanacağına ait bir hadis-i şerife dayanarak konulmuş bir usûl.
→Tasavvuf ve Tarikatİkrar Almak
Tasavvufa girdiğine dair verilen söze denir. Tasavvufa giriş sırasında, Şeyhe, gerekli şartlara uyacağına dair söz vermek sebebiyle, bu tabir kullanılır olmuştur. Bu tâbiri daha çok Bektâşîler kullanır.
→Tasavvuf ve Tarikatİkrar Postu
Konya Mevlevîhanesi’nin “Meydan-ı Şerif” denilen, büyük meydan odası kapısının sağ tarafındaki postun adıdır. Kapının karşısındaki sağ köşede şeyh postunun rengi kırmızı, dedelerinki de beyaz idi. Ancak ikrar postunun siyah olduğunu, bu yönden farklılık arzettiğini…
→Tasavvuf ve Tarikatİktisâb
Arapça, gayret etmek, kazanmak ve yüklenmek gibi manaları ihtiva eder. “Kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir…” (Bakara/286) âyetinde formüle edildiği gibi iktisab bir kulun, zararlı şeylerden uzaklaşması, menfaat vereni de, elde etmesidir. Kul…
→Tasavvuf ve Tarikatİlim Postu
Bektaşî tâbiridir. Meydan’da bulunan bir makamdır. Burada da, diğer makamlarda olduğu gibi niyaz olunur. Nasib alan yeni talib (derviş), rehberinin kılavuzluğu ile buraya gelir, rehberi ona şunları söyler: “Buna ilim postu derler. Cümle müşkil,…
→Tasavvuf ve Tarikatİlm-i hal
Bkz. Hal ilmi. İlm-i husuli Zahiri ilim. İlm-i huzuri Bâtıni ilim.
→Tasavvuf ve Tarikatİlm-İ Rububî
Arapça, Rabliğe ait bilgi demektir, ilham yoluyla verilen bilgi.
→Tasavvuf ve Tarikatİlm-İ Yakîn
Arapça, seksiz, şüphesiz bilgi anlammadır. Gerçek bilgi.
→Tasavvuf ve Tarikatİn'ikas
Tasavvufta bir büyüğün kalbindeki feyz denilen mânevî ilimlerin talebenin kalbine yansıması.
→Tasavvuf ve Tarikatİnabe Almak
Bir şeyhe intisab ile, onun müridi olmak anlamında kullanılan bir tâbir. Buna “el almak”, “filan şeyhten inâbe almak” “filan tarikata inabe etmek” denir. İnâbe kelimesi Osmanlıca’da “inâbet” şeklinde kullanılmıştır.
→Tasavvuf ve Tarikatİnabe Vermek
Bir mürşidin bağlı olduğu maneviyat yolunu, isteyen kişiye telkin etmesine inâbe vermek denir.Dikkatle bak, üstadın olan hâne haraba Ehlinden al, ister isen eğer almak inâbeİhsan Hamâmîzâde
→Tasavvuf ve Tarikatİnâs Çelebi
Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Hazretlerinin neslinden gelen erkek çelebilerin kızlarına, “inâs çelebi” denirdi, inâs, hanım demektir. Erkek çelebilere de “zükûr çelebi” unvanı kullanılırdı, “inâs, çelebi” tâbiri, kızlardan doğan erkek evlatlar ile, yine bu erkek evlatlardan…
→Tasavvuf ve Tarikatİnleyen Ölür
Herkes ne yaparsa, onun karşılığını mutlaka görür, herkes ektiğini mutlaka biçer, kimsenin yaptığı kötülük yanına kalmaz, manasında kullanılan bir atasözüdür.
→Tasavvuf ve Tarikatİnniyye
Arapça benlik anlamına gelir. Zat mertebesi açısından aynî varlığın gerçekleşmesi. Hakk’ı müşahade için, kulun Hakk ile arasındaki varlık perdesini (inniyeti) kaldırması lazımdır.
→Tasavvuf ve Tarikatİnsıda’u’l-Cem
Arapça, cem (toplanman)’in yarılıp çatlaması anlamında bir isim tamlaması. Vahdette (birlik’te) kesret (çokluk)’in ortaya çıkmasıyla oluşan, cem’den sonraki fark hâli; bu halde, çokluk birlikte itibar edilir.
→Tasavvuf ve Tarikatİrtidâ’
Arapça, süt emzirmek demektir. Mürid, şeyhinden bir vakit süt emer. Yani, ondan feyiz alır, manen büyür. Kendi kendisine gıdasını alacak olgunluğa erişince, artık sütten kesilir. (Fitâm). İrtida’ sohbetle olur.
→Tasavvuf ve Tarikatİshakiyye
Ebu ishak İbrahim b. Şehriyarü’l-Mürşidü’l-Kazirûnî tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu. Hafifiyye’nin kollarındandır. Bu yol, “Kazerûniyye” veya “Mürşidiyye” olarak da anılır.
→Tasavvuf ve Tarikatİskat-I Vesail
Arapça, vesileleri düşürmek, kaldırmak demektir. Kulun vuslata erdikten sonra, aradaki vesileleri terketmesi.
→Tasavvuf ve Tarikatİskatu’t-Tedbir
Arapça, tedbiri terketmek anlamındadır. Kulun nefsine değil, Allah’ın güzel tedbirine dayanması. Kim Allah’a tevekkül ederse, bu ona yeter. Zira Allah, yarattıklarının tedbirini üzerine almıştır. Tedbir; kulun tembel olmasını, bir kenara çekilip, oturup sessiz kalmasını…
→Tasavvuf ve Tarikatİstihdâm-I İsmu’llâh
Arapça, Allah’ın adını herhangi bir hususta istihdam etmeyi, kullanmayı ifade eder. Eşyada tasarruf konusunda ruhî güç oluşturmak için, Allah’ın, isminin kullanılmasına istihdam-ı İsmu’llâh denir.Bu yolla, madenlerin özelliklerini değiştirmek, kurşunun altın haline getirilmesi gibi konular…
→Tasavvuf ve Tarikatİstihlaf
Arapça, yerine geçmek, halef olmak demektir. Şeyhin, olgunluk derecesini elde etmiş müridini, irşâd etmek üzere mezun kılması.
→Tasavvuf ve Tarikatİstilâm
Koparmak ve söküp almak. Tasavvufta güçlü bir tecellinin kalbi bütünüyle kuşatması, alışılmış idrak ve benlik hâkimiyetini geçici olarak ortadan kaldırması anlamında kullanılır. Tecellinin istilâmı Kalbi etkisi altına alarak olağan işleyişini durdurması. Sâlikin istilâmı Hakk’tan…
→Tasavvuf ve Tarikatİstitar
Arapça, gizlenme demektir. Kul ile gaybın şuhudu arasında, beşeriliğin engel olmasına istitâr denir.Peşinden tecellî gelen istitâr, seninle eşya arasında perde olur, böylece eşyayı (nesneleri) göremezsin.
→Tasavvuf ve Tarikatİstivasını Sökmek
Mevlevî deyimidir. Bir Mevlevi dervişi (can) büyük bir kusur işleyince serpa denilen yakasındaki şeritler sokulurdu. Bu, askerde suçlu bir subayın apoletlerinin sökülmesi gibiydi.
→Tasavvuf ve Tarikatİşaret
; ifade edilir hale gelince anlaşılmaz olur |. Süfilerin sözleri işaret, ima ve rumuz şeklindedir. Bazı hususlar gerçekten sözle anlatılamadığı için, diğer bazı hususlar ise ehliyetsizlerden korumak ve korunmak için işaretle anlatılır. Cem halindeyken…
→Tasavvuf ve Tarikatİşkıyye
Hoca Ebû Yezîd el-lşkî tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu olup Kadiriyye’nin kollarındandır.
→Tasavvuf ve Tarikatİşlemeli Tâc
Kadiriler tarafından giyilen bir tâc çeşidi. Çeşitli renkte çuha üzerine ve birbirine eklenip dikilmiş dört terk (dilim) olarak yapılır, üzeri ibrişim ile işlenirdi. Tacın tepesine Bağdat Gülü denen bir alamet konurdu.
→Tasavvuf ve Tarikatİşrâk
Arapça, aydınlatmak demektir. Bu kelime aydınlanma (illümination) yönünde Suhreverdî Mabtûl tarafından geliştirilmiş ve onun kurduğu sistem “Mezhebü’l-İşrâk” veya “İşrâkiyye” olarak adlandırılmıştır. Ruhun arındırılması sonucu doğan iç ışık ile aydınlanma, insanı hakikate götürür. Bu yüzden…
→Tasavvuf ve Tarikatİştibah
Arapça, birşeyin karışık olması. Sâlikteki halin, Hak ile batıl arasında, iki tarafa olmak üzere müşkil veya karışık olması.
→Tasavvuf ve Tarikatİtibârât
Arapça, itibarların (izafi hususların) düşürülmesi. Kaşanî bunu, Zat’ın birliğinin gözönünde tutulması olarak değerlendirmiştir.
→Tasavvuf ve Tarikatİttihadiyye
Hadisin Kadîm ile birleşebileceğini iddia eden sapık bir görüş.
→Tasavvuf ve Tarikatİyş
Arapça, yaşamak demektir. Hak ile beraber bulunmanın verdiği zevk.
→Tasavvuf ve Tarikatİzin
Türkçe’de de aynı anlamda kullanılan Arapça bir kelime. Müridin her yapıp ettiği şeyde şeyhi ile istişarede bulunmasıdır ki, bu, Kur’anî bir olaydır: “Onların işleri kendi aralarında danışma iledir…” (Şura/38).Tarikat adabını öğretmekle görevlendirilen kişilere me’zun…
→