KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Şa'yâ Aleyhisselâm
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. Mûsâ aleyhisselâmın dînini yayıp, Tevrât-ı şerîfin hükümlerini bildirdi. Mûsâ aleyhisselâmdan sonra hak yoldan ayrılıp, bozuk yollara sapan İsrâiloğulları kendilerine gönderilen peygamberlere ya kısa dönemler hâlinde tâbi oldular veya hiç tâbi olmayıp…
→Kur’an ve TefsirŞah
x, Kral, Padisah, sultan, 2. tas. Safi, veli, şeyh. Pek çok mutasavvıfa ve tarikat şeyhine şah (sultan, Padişah) unvanı verilmişti. İlk süfilerden Şah Şucâ' Kirmâni bu unvanla anılır, Özellikle Orta Asya ve Hindistan mutasavvıfları…
→Kur’an ve TefsirŞâh-ı velâyet
Velâyetin önderi anlamında Hz. Ali için kullanılan övgü unvanı. Tasavvuf ve Ehl-i beyt edebiyatında Hz. Ali’nin ilim, irşad ve mânevî silsilelerdeki yerini vurgular.
→Kur’an ve TefsirŞâhik-Ul-Cebel
Dağda, çölde veya baskı ve zulüm rejimleri altında yaşayıp da peygamberleri ve onların getirdikleri dinleri işitmemiş kimseler. Şâhik-ul-cebel olanların peygamberliğe ve peygamberlerin gönderilmiş olmasına inanmaları mümkün değildir. Bunlara peygamber gelmemiş gibidir. Bunlar mâzur görüldü.…
→Kur’an ve TefsirŞecere-İ Pâk-İ Muhammedî
Muhammed aleyhisselâmın mübârek, temiz soy kütüğü, soy ağacı. Allahü teâlâ Şecere-i Pâk-i Muhammedî ile ilgili olarak meâlen buyurdu ki: Sen, yâni senin nûrun hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ulaşmıştır. (Şuarâ sûresi: 219) (Senâullah Dehlevî)…
→Kur’an ve TefsirŞekûr
G£a) [Ar.] “Sadık kullar na şefaat eden, her ibadeti ödü lendiren.” anlamındaki bu sö “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güz isimlerOdan olup Kur’ân Kerîm’de dört yerde Allah nispet edilmektedir (bk. M. Abdülbâkî, el-Mu'cem, “şk maddesi). “Şekûr” adı,…
→Kur’an ve TefsirŞem'ûn Aleyhisselâm
İsrâiloğulları'na gönderilen peygamberlerden. İsminin Şemsûn olduğu da bildirilmiştir. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem; "Geçmiş zamanda Şem'ûn (Şemsûn aleyhisselâm) adlı bir peygamber vardı. Allahü teâlânın rızâsı için bin ay devamlı cihâd edip, silâhını omuzundan…
→Kur’an ve TefsirŞemâilnâme
Hz. Peygamber’in veya saygı duyulan bir şahsiyetin dış görünüşünü, ahlâkını ve vasıflarını anlatan eser. Tasavvuf ve edebiyat çevrelerinde hilye, şemâil ve menâkıb türleriyle yakın ilişki içinde gelişmiştir.
→Kur’an ve TefsirŞems Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin doksan birinci sûresi. Şems sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). On beş âyet-i kerîmedir. Birinci âyette geçen ve güneş mânâsına gelen şems kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede; Allahü teâlânın insan nefsine iyilik ve…
→Kur’an ve TefsirŞer
Dînin ve aklın zararlı gördüğü şey. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki; Zerre kadar hayır (iyilik) yapan onun mükâfâtını; Zerre kadar şer yapan da onun karşılığını, cezâsını görecektir. (Zilzâl sûresi: 7,8) Kalbe iki yönden baskı…
→Kur’an ve TefsirŞi'îlik
öz. a. bk. Şî'a şikâk a. [Ar.] “Hak yolunda sapmak, tefrikaya düşmek, dü manlık etmek.” anlamlarınd Kur’ân-ı Kerîm’de on dö ayette geçen bir terim. şikeste a. [F.] İslâm h sanatmda, “aklâm-ı sitte” (b bu…
→Kur’an ve TefsirŞirket
Ortaklık, ortak olmak, iki veya daha çok kimsenin bir mala berâber sâhib olmaları. Bir şeyin birden çok kimseye âit olması, başkasına âit olmaması veya ortakların yazı ile yaptıkları akd, sözleşme. İslâmiyet'te şirketler iki kısımdır.…
→Kur’an ve TefsirŞit (şîs) Aleyhisselâm
Âdem aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamber. Âdem aleyhisselâmın oğludur. Babası vefât edince peygamber oldu. Kendisine elli suhuf kitâb verildi. Şit ismi İbrânice olup Arapça'da Allah'ın hibesi (hediyesi) mânâsındadır. Şit yerine Şîs de denilmiştir. Ebû Zer…
→Kur’an ve TefsirŞuarâ Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yirmi altıncı sûresi. Şuarâ sûresi Mekke'de nâzil oldu (indi). İki yüz yirmi yedi âyet-i kerîmedir. İçinde şâirlerden bahsedildiği için, Sûret-üş-Şuarâ denilmiştir. Sûrede; hazret-i Mûsâ ile Fir'avn arasında geçen olaylar, İbrâhim, Nûh, Hûd,…
→Kur’an ve TefsirŞuayb Aleyhisselâm
Medyen ve Eyke ahâlisine gönderilen peygamber. İbrâhim aleyhisselâmın, dînini insanlara tebliğ etti. İbrâhim aleyhisselâmın veya Sâlih aleyhisselâmın neslinden olduğu rivâyet edilir. İsminin Arabça Şuayb, Süryânicede Yesrûb olduğu bildirilmiştir. Mûsâ aleyhisselâmın kayınpederidir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı…
→Kur’an ve TefsirŞûrâ Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin kırk ikinci sûresi. Şûrâ sûresi, Mekke'de nâzil oldu (indi). Elli üç âyet-i kerîmedir. Otuz sekizinci âyetinde geçen Şûrâ kelimesinden dolayı, Sûret-üş-Şûrâ denilmiştir. Sûrede; Allahü teâlânın kudret ve azameti, müşriklerin âhiretteki cezâları, Allahü…
→Kur’an ve TefsirŞühûd-İ Tecellî (şühûd-İ Sûrî)
Tasavvuf yolunda ilerleyen kimsenin tecellinin sûretlerini müşâhedesi. Şühûd-i tecellî nasıl olursa olsun hep seyr-i âfâkîde hâsıl olmaktadır. Seyr-i âfâkîde ele geçen şeyler ise aslın yanında hiçtir. (İmâm-ı Rabbânî)
→Kur’an ve TefsirŞükr (şükür)
Verilen nîmetleri yerli yerinde kullanma. Allahü teâlâya, verdiği nîmetlerle isyân etmeme. Nîmetleri kullanırken sâhibini unutmama. Görülen iyiliğe karşı teşekkür. Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uyma. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Îmân eder…
→