KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Ma'nevî
Mânâya, rûha ve gönüle âit olan, inançla ilgili. Maddî olmayan. Târih boyunca, îmânlılar ile îmânsızlar çarpışmakta, kuvvetli, çalışkan olan taraf, gâlib ve hâkim olmakta, inançlarını, düşüncelerini yaymaktadır. Bu çarpışma, harb vâsıtaları ile olduğu gibi,…
→Hadis ve SünnetMahv
Silmek, yok etmek; bir şeyin, izi kalmayacak şekilde ortadan kalkması tas. Kulun fiillerinin Hakk'ın fiillerinde fani olması. | Yüksek derecedeki kullarını Hak kendine çeker, onların nefeslerini mahv (yok) | eder, onları kendi katında var…
→Hadis ve SünnetMaksad (maksûd)
Niyet, kasd. Allahü teâlâ yersiz güleni, bir ideâli, maksâdı olmadan yola çıkanı sevmez. (Kâ'bü'l-Ahbâr) Bid'atler (Peygamber efendimiz ve dört halîfe devrinde olmayıp, dinde sonradan çıkarılan şeyler) yayılıp, sünnetler terkedildiği zulmetli, karanlık zamanda, İslâm ilimlerinin…
→Hadis ve SünnetMeczûb
1. Allahü teâlânın sevgisi ile kendinden geçmiş olan. Evliyâdan bir kısmı öldükten sonra Huzûr-i ilâhîde her şeyi unuturlar. Dünyâdan ve dünyâda olanlardan haberleri olmaz. Duâları duymazlar. Bir şeye vâsıta, sebeb olmazlar. Dünyâdaki, diri olan…
→Hadis ve SünnetMetîn
olan ancak Allah’tır.” ibaresiyle Allah’a nispet edilmektedir. “Metin adı, Allah’ın doksan dokuz ismi ni veren İbn Mâce ve Tirmizî ri vayetlerindeki listede de yer al mıştır. Ayrıca bu isim. Peygamberimizin bir hadi sinde İslâm…
→Hadis ve SünnetMetîn (el-Metîn)
1.Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kudretli, kâmil (kusursuz, noksansız) olan, hiçbir sûrette za'fiyet, âcizlik, güçsüzlük meydana gelmeyen. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Mahlûkâtına (yarattıklarına) rızık verici yalnız Allahü teâlâdır. (O) , kuvvet sâhibidir,…
→Hadis ve SünnetMinâre
Câmilerde, müezzinlerin çıkıp ezân okuduğu yüksek yer. Minâre ilk defâ Mısır vâlisi Mesleme bin Mahled tarafından hazret-i Muâviye'nin emri ile yaptırılmıştır. (İbn-i Âbidîn) Minâre yapmak, müstehâbdır. Çünkü müezzinin, ezânı yükseğe çıkıp okuması sünnettir.Minâre, bu…
→Hadis ve SünnetMu'îd
Sözlük anlamı “Güvenliği sağlayan.” olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleriydin olup “Ölümden sonra diriltecek.” anlamında Allah’a nispet edilmektedir. “Mu'îd” adı, Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki listede de yer…
→Hadis ve SünnetMuhbir-İ Sâdık
Hep doğru söyleyici, doğru haber verici mânâsına Muhammed aleyhisselâm. Muhbir-i sâdık aleyhi minessalevâti etemmühâ buyurdu ki: "Kıyâmet günü, şehîdlerin kanını, âlimlerin mürekkebi ile tartarlar. Mürekkeb ağır gelir." (İmâm-ı Nevevî) Muhbir-i sâdık ne bildirdi ise…
→Hadis ve SünnetMuhsî
Ç^^) [Ar.] Sözlük anla mı “Sayarak ayrıntılarıyla tesp eden.” olan bu söz, “Her şeyi bü tün ayrıntılarıyla bilen.” anla mıyla “esmâ'ü’l-hüsnâ”dan olup Allah’a nispet edümektedir Allah’ın doksan dokuz ismin veren sadece Tirmizî rivayetle 483…
→Hadis ve SünnetMuhtâr Kavl
Bir mes'elede, bir mezhebin âlimlerinin çoğu tarafından mezhebin içinde mevcûd ictihâdlardan (büyük âlimlerin kitâb ve sünnetten çıkardıkları hükümlerden) seçilen ve bu seçime göre üstün tutulan ve fetvâya esâs alınan kavl, söz. Kitaba ve sünnete…
→Hadis ve SünnetMuhyî
Sözlük anlamı “Yaşatan, dirilten.” olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” (Allah’ın güzel isimleriydin olup “Varlıklara hayat veren, can veren.” anlamında olup Allah’a nispet edilmektedir. “Muhyî” adı, Allah’ın doksan dokuz ismini veren İbn Mâce ve Tirmizî rivayetlerindeki…
→Hadis ve SünnetMukaddim
Sözlük i anlamı “Öne geçiren veya alan.” e olan bu söz, “esmâ’ü’l-hüsnâ” y (Allah’ın güzel isimleri)dan olup a “Dilediği şeyi öne alan, öncelik e veren.” anlamında Allah’a nispet edilmektedir. Bu isim, Allah’ın doksan dokuz…
→Hadis ve SünnetMurâd-I İlâhî
Allahü teâlânın murâdı; irâde buyurduğu, emrettiği. Bütün insanlara önce lâzım olan şey, Ehl-i sünnet (Resûlullah ve Eshâbının yolunda olan) âlimlerinin kitablarında bildirdikleri gibi bir îmân ve îtikâd edinmektir. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın yolunu bildiren, Kur'ân-ı…
→Hadis ve SünnetMüceddîd
Yenileyici, kuvvetlendirici. İslâm dînini kuvvetlendiren, bid'atleri yâni İslâm dînine sokulmak istenen reformları, hurâfeleri söküp atan ve sünnetleri ortaya çıkaran âlim. Her yüz senede bir müceddîd zâhir olur (ortaya çıkar) . Ümmetimin işlerini yeniler. (Hadîs-i…
→Hadis ve SünnetMüceddidiyye
Nakşibendiyye’nin İmâm-ı Rabbânî Ahmed Sirhindî’ye nispet edilen kolu. 17. yüzyıldan itibaren Hindistan’dan Orta Asya, Osmanlı coğrafyası ve Hicaz’a yayılmış; şeriata bağlılık, sünnetin ihyası, zikr-i hafî ve rabıta uygulamasıyla tanınmıştır. İmâm-ı Rabbânî’nin “ikinci bin yılın…
→Hadis ve SünnetMüctebâ
Seçilmiş mânâsına, Resûlullah efendimizin mübârek sıfatlarından. Eğer ümmet isen, ol müctebâya, Uymalısın sünnet-i Mustafâ-yı safâya. (M. Sıddîk Gümüş)
→Hadis ve SünnetMüdebbec hadis
bk. müdebbec üdebber a. ^) [Ar.] fık. İslâm hukukunda, azat edilmesi sahibinin ölümü şartına bağlanmı köle.
→Hadis ve SünnetMüsâfeha
İki müslümanın, sağ elin avuç içlerini birbirine yapıştırıp, iki baş parmağın yanlarını birbirine değdirerek el sıkışması. İki erkek veya iki kadın müslüman karşılaştıkları zaman, müsâfeha ederlerse, ayrılmadan önce, günâhları mağfiret olunur. (Hadîs-i şerîf-Riyâd-un-Nâsihîn) Her…
→Hadis ve SünnetMüsennem
Balık sırtı gibi yuvarlak. Kabrin üzerini müsennem yapmak sünnettir. Peygamber efendimiz kabirleri bu şekilde yaptırırlardı. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
→