KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Hadîs İmâmı
Üç yüz binden çok hadîs-i şerîfi, râvîleri (rivâyet edenleri, nakledenleri) ile birlikte bilen büyük hadis âlimi. Buna, hadîs müctehidi de denir. Hadîs imâmlarının en büyüklerinden olan İmâm-ı Buhârî'nin rivâyet ettiği (naklettiği) bir hadîs-i şerîf…
→Hadis ve SünnetHadîs-İ Maktû'
Söyleyenleri (râvîleri), Tâbiîn-i kirâmakadar bilinip, Tâbiîn'den rivâyet olunan hadîs-i şerîfler. Tâbiîn'den rivâyet edilen, bildirilen maktû' hadîslerin sonraki râvîleri (nakledenleri) Ehl-i sünnet âlimlerinden iseler, bunlar hakîkaten hadîs-i maktû'dur. Mevdû sanmamalıdır. (İbn-i Kudâme-Buhârî)
→Hadis ve SünnetHadîs-İ Müfterâ
Müseylemet-ül-Kezzâb'ın ve ondan sonra gelen münâfıkların (kalbiyle inanmayıp, sözleriyle inandık diyenlerin), zındıkların (kâfirlerin), müslüman görünen dinsizlerin uydurma sözleri. Ehl-i sünnet âlimleri (Resûlullah efendimiz, dört halîfesinin ve ashâbının arkadaşlarının yolunda olan âlimler), müfterâ hadîsleri aramış,…
→Hadis ve SünnetHakîkat-İ Câmia
Toplayıcı hakîkat. Tasavvufta kalb. İnsan, âlem-i kebîrde yâni insan dışında bulunan her şeyi kendinde topladığı için, mahlûkların en kıymetlisi olduğu gibi, hakîkat-ı câmia olan kalb de Âlem-i sagîrdeki yâni insanda bulunan her şeyi kendinde…
→Hadis ve SünnetHalef-İmüttekîn (bkz. Halef-İ Sâdıkîn) Halef-İsâdıkîn:
Selef-i sâlihînden yâni Eshâb-ı kirâm, Tâbiîn ve Tebe-i tâbiînden sonra gelen Ehl-i sünnet âlimleri. Halef-i sâdıkîn, îmân (inanç) ve amel bilgilerinde ve kalb bilgilerinde, hep Selef-i sâlihîne (Hicrî ilk iki asırda yaşayan müslümanlara) tâbi…
→Hadis ve SünnetHanbelî
Ehl-i sünnetin ameldeki dört hak mezhebinden biri olan Hanbelî mezhebine mensub kimse.
→Hadis ve SünnetHanbelî Mezhebi
öz.a. Dört büyük Sünnî fıkıh mezhebinden birine verilen ad. Ahmed b. Hanbel (öl. 241 / 855) ’in görüş ve düşünceleri etrafmda oluşan ve ona nispet edilen bu mezhep, öteki üç mezhep olan Hanefî, Mâlikî…
→Hadis ve SünnetHanefî Mezhebi
öz.a. Dört büyük sünnî fıkıh (ehl-i sünnet) mezhebinden birine verilen ad. İmam-ı A'zam Ebu Hanîfe (öl. 156 / 770) ’nin görüş ve düşünce leri etrafında oluşan ve ona nis pet edilen bu mezhep, öteki…
→Hadis ve SünnetHasta ziyareti
Hastanın hâlini sormak, ona moral ve yardım vermek amacıyla yapılan ziyaret. İslâm ahlâkında müminin diğer mümin üzerindeki haklarından sayılır. Ziyaret kısa tutulur, hastayı yoracak konuşmalardan kaçınılır, ümit veren sözler söylenir ve dua edilir. Bulaşıcı…
→Hadis ve SünnetHaşeviyye
Allahü teâlâyı mahlûklara,yaratıklarına benzeten, madde, cism diyen bozuk fırka, topluluk. Haşeviyye, "Rabbinin vechi bâkî kalır" meâlindeki Rahmân sûresi yirmi yedinci âyetinin ve "Allah'ın yedi onların ellerinin üstündedir" meâlindeki Tâhâ sûresi onuncu âyetinin zâhir (görünen)…
→Hadis ve SünnetHateneyn
İki dâmât; Resûlullah efendimizin iki mübârek dâmâdı olan hazret-i Osman ile hazret-i Ali. Ehl-i sünnet ve cemâat (doğru yolun) âlimleri, Hateneyn'i sevmek lâzım geldiğini bildirmişlerdir. Böylece, bir câhilin çıkıp da Resûlullah'ın Eshâb-ı kirâmına (arkadaşlarına)…
→Hadis ve SünnetHavâtır
İnsanın kalbine gelen düşünceler. (Bkz. Hâtır) Havâtır, bâzan Allahü teâlânın insanın kalbinde meydana getirdiği şeyler olur. Bunlara hak, doğru havâtır denir. Bâzan melekler vâsıtasıyla gelir. Buna ilhâm denir. Bâzan, şeytan onları insanın kalbine atar,…
→Hadis ve SünnetHayız
Kadında belirli dönemlerde rahimden gelen tabiî kan. Fıkıhta namaz, oruç, tavaf ve aile hukuku bakımından sonuçları bulunan özel hâllerden biridir. Hayız kanı, doğum sonrasında görülen nifas ve hastalık sebebiyle gelen istihâza kanından ayrılır. Süre…
→Hadis ve SünnetHulefâ-İ Râşidîn
Her bakımdan olgun ve Resûlullah Efendimize uyan yüksek halîfeler mânâsına, Resûl-i ekremden (sallallahü aleyhi ve sellem) sonra sırasıyla halîfe olan hazret-i Ebû Bekr, Ömer, Osman ve Ali (radıyallahü anhüm) için kullanılan tâbir. Allahü teâlâdan…
→