KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Ebû’n-nevm
“Uykunun babası” anlamında haşhaşa verilen mecazlı ad. Uyutucu etkisine gönderme yapar.
→Dil ve Genel KültürEbû’r-rebî‘
“Baharın babası” anlamında ibibik kuşuna verilen adlardan biri. Hüdhüd adıyla Kur’ân kıssası ve edebî sembolizmde de anılır.
→Dil ve Genel KültürEcel-i mev‘ûd
Allah’ın ilminde belirlenmiş bulunan tabii ölüm vakti. Eski literatürde beklenmedik olay veya kaza sonucu gerçekleşen ölüm için kullanılan ecel-i kazâ tabiriyle karşılaştırılır.
→Dil ve Genel KültürEcîr
Bir işi yapmak için kendi kuvvetini veya san'atını kirâya veren, çalışan kimse, işçi.
→Dil ve Genel KültürEcîr-İ Hâs
Belli zamanda, belli işi yapmak için husûsî tutulan işçi. Ecîr-i hâs olarak tutulan işçi iş yaparken elindeki mal kasıtsız helâk olursa (kullanılmayacak hâle gelirse, kırılırsa v.s.) ödemesi lâzım olmaz. Ecîr-i hâs olarak tutulan işçiye…
→Dil ve Genel KültürEcîr-İ Müşterek
Serbest işçi. Kirâlıyanından (işvereninden) başkasına çalışmaması şartı koşulmamış hamal, terzi, saatçi gibi işçi. Ecîr-i müşterek, ancak işini bitirince ücretini alır. Eşyâ, elinde emânet olup, helâk olursa (kullanılmayacak hâle gelirse) ödemez. Fakat helâk olmasına ecîr-i…
→Dil ve Genel KültürEcr-İ Misil
Âdil iki ehl-i vükûfun (bilir kişinin) takdîr ettikleri ücret. Alacaklısına (borçlu olduğu kimseye), evini verip ücretsiz otur demek, fâsiddir (dînen uygun değildir). Alacaklının ecr-i misil vermesi lâzım olur. ( İbn-i Âbidîn ) Bir kadın,…
→Dil ve Genel KültürEdille-i asliyye
Fıkıh hükümlerinin dayandığı temel deliller. Klasik Sünnî usulde Kur’ân, sünnet, icmâ ve kıyas çoğunlukla dört ana delil olarak sıralanır.
→Dil ve Genel KültürEgoist
Kendi menfaatini düşünen bencil, hodbîn, enâniyet sâhibi. ( Bkz. Enâniyet )
→Dil ve Genel KültürEhâdîs
Hadîs-i şerîfler. Peygamber efendimizin mübârek sözleri, işleri ve görüp de bir şey demedikleri, mâni olmadıkları şeyler. Hadîs'in çokluk şeklidir. ( Bkz. Hadîs )
→Dil ve Genel KültürEhl ü iyâl
Bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu aile ve ev halkı. Eş, çocuklar ve geçimi üstlenilen yakınları kapsayabilir.
→Dil ve Genel KültürEhl-i arz
Yeryüzünde yaşayanlar; dünya halkı. İnsanlar yanında cinler gibi yeryüzüyle ilişkilendirilen varlıkları da kapsayan geniş kullanımına rastlanır.
→Dil ve Genel KültürEhl-İ Gaflet
Dünyâya dalıp, âhireti unutanlar. Kastedip halkın özüne Toprak doldurup gözüne Ehl-i gafletin yüzüne Gülen dünyâ değil misin? ( Azîz Mahmûd Hüdâî )
→Dil ve Genel KültürEhl-i hey’et
Astronomi ve eski gök bilimiyle uğraşan bilginler. Buradaki hey’et , gök cisimlerinin düzenini inceleyen ilmin klasik adıdır.
→Dil ve Genel KültürEhl-i hükümet
Devlet ve yönetim görevlileri. Tarihî metinlerde idare, yargı veya kamu otoritesini temsil eden kimseler için kullanılır; “namuslu kimseler” anlamıyla sınırlı değildir.
→Dil ve Genel KültürEhl-i idrâk
Anlayış, kavrayış ve muhakeme sahibi kimseler. Tasavvufî metinlerde işaret ve mânaları sezebilen kişiler için de kullanılır.
→Dil ve Genel KültürEhl-i ittikā
Takvâ sahibi, dinî ve ahlâkî sorumluluklarında sakıncalı şeylerden titizlikle kaçınan kimseler. Yalnız görünür sertlik veya aşırılık anlamına gelmez.
→Dil ve Genel KültürEhl-i Rûm
Anadolu halkı veya Anadolu’da yaşayanlar. Tarihî metinlerde “Rûm” coğrafyası döneme göre Bizans ülkesini yahut Anadolu’yu ifade eder.
→Dil ve Genel KültürEhl-i sâbıka
İslâm’ı ilk kabul edenler ve hayırlı işlerde öne geçenler. Terim erken Müslümanları veya mânevî öncelik sahiplerini anlatabilir.
→Dil ve Genel KültürEhl-İ Suffa
Medîne-i münevverede, akrabâları ve evleri bulunmayan, Peygamber efendimizin mescidinin suffa denilen ve üzeri hurma dallarıyla örtülü bölümünde kalan eshâb-ı kirâm. Ey Ehl-i Suffa! Size müjdeler olsun. Eğer ümmetimden sizin içinde bulunduğunuz bu zor şartlara…
→Dil ve Genel KültürEhl-i teslîs
Teslis inancını benimseyen Hristiyanlar için kullanılan klasik ifade. Hristiyan mezheplerinin kendi teolojik açıklamaları tek bir basit formüle indirgenmemelidir.
→Dil ve Genel KültürEhliyet-İ Edâ
Şahsın dînen geçerli olacak şekilde iş yapabilmeye elverişli olması. Ehliyet-i edâ, bizzat iş yapabilmeyi te'min eden aktif bir ehliyet çeşididir. İnsan bu ehliyeti sâyesinde başkaları ile tek başına hukûkî muâmelelerde bulunur. İşleri üzerine, mes'ûl…
→Dil ve Genel KültürEhven-İ Şerreyn
İki şer (kötülük)den zararı en az olanı. Bu kelime, halk arasında Ehven-i şer olarak kullanılmaktadır. Ehven-i şerreyn ihtiyâr olunur, yâni iki zarar ile karşı karşıya kalınırsa bunun zararca hafif olanı seçilir. Bir kimsenin yüz…
→Dil ve Genel KültürEkmel
( En olgun ve yetkin, tas. Kendisinde ilâhî isim ve sıfatların daha fazla toplandığı, ilâhî isim ve sıfatlara en fazla mazhar olan zat. El almak—El vermek Tarikate girmeye, belli bir şeyhe intisap etmeye ve…
→Dil ve Genel KültürElfâz-I Küfr
Söylendiği zaman, îmânı gideren, müslümanlıktan çıkmaya sebeb olan sözler. ( Bkz. Küfr )
→Dil ve Genel KültürEmel
Arzû, hırs, tamah. (Bkz. Tûl-i Emel) Çalış ibâdet et bırak emeli, Son nefese kadar bırakma ameli. (Abdülehad Serhendî)
→Dil ve Genel KültürEmr-i Hak
Allah’ın emri ve hükmü. Edebî metinlerde ölüm, ilâhî buyruğun gerçekleşmesi anlamında bu ifadeyle anılabilir.
→Dil ve Genel KültürEmr-i ilâhî
Allah’ın buyruğu ve hükmü. Edebî kullanımda ölüm de kaçınılmaz ilâhî emir olarak bu tamlamayla anılabilir.
→Dil ve Genel KültürEmr-i şer‘î
Şeriatın buyruğu; dinî hükümle yapılması veya kaçınılması istenen iş. Hükmün derecesi farz, vâcip, mendup, haram veya mekruh gibi tasniflerle belirlenir.
→Dil ve Genel KültürEmred
Bâliğ olmamış (ergenlik çağına gelmemiş), sakalı çıkmamış parlak genç. Emred'in imâm olması, âlim olsa bile mekrûhtur (dînen uygun değildir). Çünkü fitneye sebeb olur. Parlak olmayan köse (sakalsız) arkasında kılmak mekrûh değildir. (Alâüddîn Haskefî)
→Dil ve Genel KültürEmvât
Ölüler. Meyyitin çoğulu. (Bkz. Ölüm)
→Dil ve Genel KültürErak Ağacı
Arabistan'da yetişen, dallarından, diş temizliğinde faydalanılan, bir karış uzunluğunda, misvâk denilen parçaların yapıldığı ağaç. (Bkz. Misvâk)
→Dil ve Genel KültürErbâb-I Dil
Gönül sâhipleri Erbab-ı kulûb, İbn-ül-Vakt. (Bkz. Erbâb-ı Kulûb)
→Dil ve Genel KültürEshâb-I Suffa
Suffe ehli. Peygamber efendimizin Mekke'den hicretinden sonra, Medîne-i münevverede yaptırdığı câminin (Mescid-i Nebevî'nin) örtülü bölümünde ilim ve ibâdetle meşgul olan fakir ve kimsesiz müslümanlar. (Bkz. Ehli Suffa)
→Dil ve Genel KültürEshâb-I Tahrîc
Hanefî mezhebinde, kısa bildirilmiş olup, iki türlü anlaşılabilen hükümleri açıklayarak bir mânâsını seçen dördüncü tabaka âlimleri. Ebû Bekr Ahmed Râzî ve Ebû Abdullah El-Cürcânî gibi âlimler, eshâb-ı tahrîcdendirler. (İbn-i Kemâl Paşa)
→Dil ve Genel KültürEsmâ-i hüsnâ
Allah’ın en güzel isimleri. Kur’ân ve hadislerde geçen ilâhî isimler, Allah’ın zâtını değil kulların anlayabileceği isim ve sıfat tecellilerini bildirir.
→Dil ve Genel KültürEtbautebe-İ Tâbiîn
Sahâbe ve Tâbiînden sonra Peygamber efendimizin övdüğü nesillerden üçüncüsü olan Tebe-i tâbiîni görenler. Tebe-i tâbiînin asrı hicrî 220 (m.835)'de son bulur. Hanbelî mezhebinin imâmı Ahmed binHanbel, İmâm-ı Buhârî, İmâm-ı Müslim ve İmâm-ı Tirmizî, Etba-u…
→Dil ve Genel KültürEyyâm-ı teşrîk
Zilhiccenin 11, 12 ve 13. günleri. Kurban etlerinin güneşte kurutulması geleneğinden adını alır; teşrik tekbirleri ve hac menâsikiyle ilişkilidir.
→Dil ve Genel KültürEzân-I Cavk
Bir kaç müezzinin bir ezânı birlikte okumaları. Ezân-ı cavkta, müezzinlerin bir arada okudukları yanık, hazîn sesler uzaktan işitildiğinde, kalblere ve rûhlara te'sir etmekte, insanları vecde getirmekte, mânevî coşkunluk vermektedir. Asırlardan beri yapıldığı için İslâm…
→Dil ve Genel KültürEzeliyyet
Öncesiz oluş; varlığının başlangıcı bulunmama. Allah’ın zât ve sıfatları için kullanılan tenzihî niteliklerden biridir.
→