Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

40 temiz madde bu görünümde hazır.

Dil ve Genel Kültür

Ebû’n-nevm

“Uykunun babası” anlamında haşhaşa verilen mecazlı ad. Uyutucu etkisine gönderme yapar.

Dil ve Genel Kültür

Ebû’r-rebî‘

“Baharın babası” anlamında ibibik kuşuna verilen adlardan biri. Hüdhüd adıyla Kur’ân kıssası ve edebî sembolizmde de anılır.

Dil ve Genel Kültür

Ecel-i mev‘ûd

Allah’ın ilminde belirlenmiş bulunan tabii ölüm vakti. Eski literatürde beklenmedik olay veya kaza sonucu gerçekleşen ölüm için kullanılan ecel-i kazâ tabiriyle karşılaştırılır.

Dil ve Genel Kültür

Ecîr

Bir işi yapmak için kendi kuvvetini veya san'atını kirâya veren, çalışan kimse, işçi.

Dil ve Genel Kültür

Ecîr-İ Hâs

Belli zamanda, belli işi yapmak için husûsî tutulan işçi. Ecîr-i hâs olarak tutulan işçi iş yaparken elindeki mal kasıtsız helâk olursa (kullanılmayacak hâle gelirse, kırılırsa v.s.) ödemesi lâzım olmaz. Ecîr-i hâs olarak tutulan işçiye…

Dil ve Genel Kültür

Ecîr-İ Müşterek

Serbest işçi. Kirâlıyanından (işvereninden) başkasına çalışmaması şartı koşulmamış hamal, terzi, saatçi gibi işçi. Ecîr-i müşterek, ancak işini bitirince ücretini alır. Eşyâ, elinde emânet olup, helâk olursa (kullanılmayacak hâle gelirse) ödemez. Fakat helâk olmasına ecîr-i…

Dil ve Genel Kültür

Ecr-İ Misil

Âdil iki ehl-i vükûfun (bilir kişinin) takdîr ettikleri ücret. Alacaklısına (borçlu olduğu kimseye), evini verip ücretsiz otur demek, fâsiddir (dînen uygun değildir). Alacaklının ecr-i misil vermesi lâzım olur. ( İbn-i Âbidîn ) Bir kadın,…

Dil ve Genel Kültür

Edille-i asliyye

Fıkıh hükümlerinin dayandığı temel deliller. Klasik Sünnî usulde Kur’ân, sünnet, icmâ ve kıyas çoğunlukla dört ana delil olarak sıralanır.

Dil ve Genel Kültür

Egoist

Kendi menfaatini düşünen bencil, hodbîn, enâniyet sâhibi. ( Bkz. Enâniyet )

Dil ve Genel Kültür

Ehâdîs

Hadîs-i şerîfler. Peygamber efendimizin mübârek sözleri, işleri ve görüp de bir şey demedikleri, mâni olmadıkları şeyler. Hadîs'in çokluk şeklidir. ( Bkz. Hadîs )

Dil ve Genel Kültür

Ehl ü iyâl

Bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu aile ve ev halkı. Eş, çocuklar ve geçimi üstlenilen yakınları kapsayabilir.

Dil ve Genel Kültür

Ehl-i arz

Yeryüzünde yaşayanlar; dünya halkı. İnsanlar yanında cinler gibi yeryüzüyle ilişkilendirilen varlıkları da kapsayan geniş kullanımına rastlanır.

Dil ve Genel Kültür

Ehl-İ Gaflet

Dünyâya dalıp, âhireti unutanlar. Kastedip halkın özüne Toprak doldurup gözüne Ehl-i gafletin yüzüne Gülen dünyâ değil misin? ( Azîz Mahmûd Hüdâî )

Dil ve Genel Kültür

Ehl-i hey’et

Astronomi ve eski gök bilimiyle uğraşan bilginler. Buradaki hey’et , gök cisimlerinin düzenini inceleyen ilmin klasik adıdır.

Dil ve Genel Kültür

Ehl-i hükümet

Devlet ve yönetim görevlileri. Tarihî metinlerde idare, yargı veya kamu otoritesini temsil eden kimseler için kullanılır; “namuslu kimseler” anlamıyla sınırlı değildir.

Dil ve Genel Kültür

Ehl-i idrâk

Anlayış, kavrayış ve muhakeme sahibi kimseler. Tasavvufî metinlerde işaret ve mânaları sezebilen kişiler için de kullanılır.

Dil ve Genel Kültür

Ehl-i ittikā

Takvâ sahibi, dinî ve ahlâkî sorumluluklarında sakıncalı şeylerden titizlikle kaçınan kimseler. Yalnız görünür sertlik veya aşırılık anlamına gelmez.

Dil ve Genel Kültür

Ehl-i Rûm

Anadolu halkı veya Anadolu’da yaşayanlar. Tarihî metinlerde “Rûm” coğrafyası döneme göre Bizans ülkesini yahut Anadolu’yu ifade eder.

Dil ve Genel Kültür

Ehl-i sâbıka

İslâm’ı ilk kabul edenler ve hayırlı işlerde öne geçenler. Terim erken Müslümanları veya mânevî öncelik sahiplerini anlatabilir.

Dil ve Genel Kültür

Ehl-İ Suffa

Medîne-i münevverede, akrabâları ve evleri bulunmayan, Peygamber efendimizin mescidinin suffa denilen ve üzeri hurma dallarıyla örtülü bölümünde kalan eshâb-ı kirâm. Ey Ehl-i Suffa! Size müjdeler olsun. Eğer ümmetimden sizin içinde bulunduğunuz bu zor şartlara…

Dil ve Genel Kültür

Ehl-i teslîs

Teslis inancını benimseyen Hristiyanlar için kullanılan klasik ifade. Hristiyan mezheplerinin kendi teolojik açıklamaları tek bir basit formüle indirgenmemelidir.

Dil ve Genel Kültür

Ehliyet-İ Edâ

Şahsın dînen geçerli olacak şekilde iş yapabilmeye elverişli olması. Ehliyet-i edâ, bizzat iş yapabilmeyi te'min eden aktif bir ehliyet çeşididir. İnsan bu ehliyeti sâyesinde başkaları ile tek başına hukûkî muâmelelerde bulunur. İşleri üzerine, mes'ûl…

Dil ve Genel Kültür

Ehven-İ Şerreyn

İki şer (kötülük)den zararı en az olanı. Bu kelime, halk arasında Ehven-i şer olarak kullanılmaktadır. Ehven-i şerreyn ihtiyâr olunur, yâni iki zarar ile karşı karşıya kalınırsa bunun zararca hafif olanı seçilir. Bir kimsenin yüz…

Dil ve Genel Kültür

Ekmel

( En olgun ve yetkin, tas. Kendisinde ilâhî isim ve sıfatların daha fazla toplandığı, ilâhî isim ve sıfatlara en fazla mazhar olan zat. El almak—El vermek Tarikate girmeye, belli bir şeyhe intisap etmeye ve…

Dil ve Genel Kültür

Elfâz-I Küfr

Söylendiği zaman, îmânı gideren, müslümanlıktan çıkmaya sebeb olan sözler. ( Bkz. Küfr )

Dil ve Genel Kültür

Emel

Arzû, hırs, tamah. (Bkz. Tûl-i Emel) Çalış ibâdet et bırak emeli, Son nefese kadar bırakma ameli. (Abdülehad Serhendî)

Dil ve Genel Kültür

Emr-i Hak

Allah’ın emri ve hükmü. Edebî metinlerde ölüm, ilâhî buyruğun gerçekleşmesi anlamında bu ifadeyle anılabilir.

Dil ve Genel Kültür

Emr-i ilâhî

Allah’ın buyruğu ve hükmü. Edebî kullanımda ölüm de kaçınılmaz ilâhî emir olarak bu tamlamayla anılabilir.

Dil ve Genel Kültür

Emr-i şer‘î

Şeriatın buyruğu; dinî hükümle yapılması veya kaçınılması istenen iş. Hükmün derecesi farz, vâcip, mendup, haram veya mekruh gibi tasniflerle belirlenir.

Dil ve Genel Kültür

Emred

Bâliğ olmamış (ergenlik çağına gelmemiş), sakalı çıkmamış parlak genç. Emred'in imâm olması, âlim olsa bile mekrûhtur (dînen uygun değildir). Çünkü fitneye sebeb olur. Parlak olmayan köse (sakalsız) arkasında kılmak mekrûh değildir. (Alâüddîn Haskefî)

Dil ve Genel Kültür

Emvât

Ölüler. Meyyitin çoğulu. (Bkz. Ölüm)

Dil ve Genel Kültür

Erak Ağacı

Arabistan'da yetişen, dallarından, diş temizliğinde faydalanılan, bir karış uzunluğunda, misvâk denilen parçaların yapıldığı ağaç. (Bkz. Misvâk)

Dil ve Genel Kültür

Erbâb-I Dil

Gönül sâhipleri Erbab-ı kulûb, İbn-ül-Vakt. (Bkz. Erbâb-ı Kulûb)

Dil ve Genel Kültür

Eshâb-I Suffa

Suffe ehli. Peygamber efendimizin Mekke'den hicretinden sonra, Medîne-i münevverede yaptırdığı câminin (Mescid-i Nebevî'nin) örtülü bölümünde ilim ve ibâdetle meşgul olan fakir ve kimsesiz müslümanlar. (Bkz. Ehli Suffa)

Dil ve Genel Kültür

Eshâb-I Tahrîc

Hanefî mezhebinde, kısa bildirilmiş olup, iki türlü anlaşılabilen hükümleri açıklayarak bir mânâsını seçen dördüncü tabaka âlimleri. Ebû Bekr Ahmed Râzî ve Ebû Abdullah El-Cürcânî gibi âlimler, eshâb-ı tahrîcdendirler. (İbn-i Kemâl Paşa)

Dil ve Genel Kültür

Esmâ-i hüsnâ

Allah’ın en güzel isimleri. Kur’ân ve hadislerde geçen ilâhî isimler, Allah’ın zâtını değil kulların anlayabileceği isim ve sıfat tecellilerini bildirir.

Dil ve Genel Kültür

Etbautebe-İ Tâbiîn

Sahâbe ve Tâbiînden sonra Peygamber efendimizin övdüğü nesillerden üçüncüsü olan Tebe-i tâbiîni görenler. Tebe-i tâbiînin asrı hicrî 220 (m.835)'de son bulur. Hanbelî mezhebinin imâmı Ahmed binHanbel, İmâm-ı Buhârî, İmâm-ı Müslim ve İmâm-ı Tirmizî, Etba-u…

Dil ve Genel Kültür

Eyyâm-ı teşrîk

Zilhiccenin 11, 12 ve 13. günleri. Kurban etlerinin güneşte kurutulması geleneğinden adını alır; teşrik tekbirleri ve hac menâsikiyle ilişkilidir.

Dil ve Genel Kültür

Ezân-I Cavk

Bir kaç müezzinin bir ezânı birlikte okumaları. Ezân-ı cavkta, müezzinlerin bir arada okudukları yanık, hazîn sesler uzaktan işitildiğinde, kalblere ve rûhlara te'sir etmekte, insanları vecde getirmekte, mânevî coşkunluk vermektedir. Asırlardan beri yapıldığı için İslâm…

Dil ve Genel Kültür

Ezeliyyet

Öncesiz oluş; varlığının başlangıcı bulunmama. Allah’ın zât ve sıfatları için kullanılan tenzihî niteliklerden biridir.