KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Bâb-I Cibrîl
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem Medîne-i münevverede yaptırdığı mescidinin doğu tarafındaki kıbleye yakın olan kapısı. Bu kapıya, hazret-i Osman'ın evinin karşısında bulunması sebebiyle Bâb-ı Osmân; Resûlullah efendimiz hazret-i Osman'ın evini ziyâret etmek üzere…
→Dil ve Genel KültürBâb-ı Hümâyun
Topkapı Sarayı’nın Ayasofya yönündeki anıtsal birinci kapısı. Osmanlı sarayının dış avlusuna giriş sağlayan tarihî yapıdır.
→Dil ve Genel KültürBâb-Ür-Rahme
Rahmet kapısı. Medîne-i münevverede Peygamber efendimizin yaptırdığı mescidin batı duvarındaki iki kapıdan biri. Bâb-ül-Âtike ve Bâb-üs-Sûk diye de bilinir. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem bir Cumâ günü hutbede iken batı tarafındaki kapıdan gelen…
→Dil ve Genel KültürBâb-Üt-Tevessül
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem Medîne-i münevverede yaptırdığı mescidin kuzeye açılan kapısı. Bu kapı Osmanlı sultanlarından Abdülmecîd Han tarafından yeniden yaptırıldığından Bâb-ı Mecîdî diye de bilinir. Hicretin ikinci senesi Receb ayında, kıblenin Kudüs'ten…
→Dil ve Genel KültürBâbâ-yı âlem
“İnsanlığın babası” anlamında Hz. Âdem için kullanılan unvan. Bütün insanların ilk atası kabul edilmesine gönderme yapar.
→Dil ve Genel KültürBâbîlik
XIX. yüzyılda İran’da Seyyid Ali Muhammed Bâb’ın öğretileri çevresinde doğan dinî hareket. Daha sonra Bahâîliğe uzanan tarihî zemini oluşturmuş, ancak Bâbîlik ile Bahâîlik aynı dönem ve aynı teşkilat değildir.
→Dil ve Genel KültürBahâiyye
Bahâullah’ın öğretileri çevresinde teşekkül eden Bahâîlik. Bâbî hareketinden doğmuş, zamanla müstakil inanç ve kurum yapısı geliştirmiştir.
→Dil ve Genel KültürBahr-i vücûb
Zorunlu varlık denizi; Allah’ın mutlak ve zorunlu varlığını anlatan tasavvufî mecaz. Mümkin varlıklar bu mutlak varlığa bağımlıdır.
→Dil ve Genel KültürBâin Talak
Boşamada kullanılan sözleri söyler söylemez, evliliği sona erdiren boşama. (Bkz. Talâk)
→Dil ve Genel KültürBâliğa
Bülûğa eren, ergenlik çağına gelen. Hayız (regl) görmeye başlayan, evlenecek yaşa gelen kız. (Bkz. Âkıl Bâliğ)
→Dil ve Genel KültürBârr
Çok iyilik eden, sözünde duran ve kullarına lütfeden. Allah hakkında kullanıldığında engin iyilik ve ihsan sahibi oluşunu ifade eder.
→Dil ve Genel KültürBât Satışı
Şartsız, kesin satış, alış-verişte şart koşmama. Bât satışında ikrah (zorlama), muhayyerlik gibi şartlar bulunmaz ve satın alınan mal geri verilmez. (İbn-i Âbidîn)
→Dil ve Genel KültürBâtın
İç, gizli, derun, iç nihan, gizli âlem. tas. a Allah'ın dort isminden biri: Evvel, Ahir, Zahir, Bâtın (Hadid Suresi, 2). Bunlara ‘ana adlar denir. Bu halde zahir-bâtın, aşikâr-pinhan, açık-gizli, iyannihan O'dur (Git ros, EK…
→Dil ve Genel KültürBâyi'
Satan, satıcı, dînimizce satış yapabilme ehliyetine sâhib kimse. Bâyi'in satış yapabilmesi için akıllı olması şarttır. Bâyi', malın aybını müşteriden (alıcıdan) gizlememeli, hepsini olduğu gibi göstermelidir. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem, buğday satan birisinin buğdayına…
→Dil ve Genel KültürBelâdet
İyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayıramama; ahmaklık. (Bkz. Ahmak)
→Dil ve Genel KültürBelvâ-Yı âm
Umûmî sıkıntı, meşakkat, kaçınılması mümkün olmayan zorluk.
→Dil ve Genel KültürBencillik
Kendini beğenmek, kendini büyük görmek, enâniyet. (Bkz. Enâniyet)
→Dil ve Genel KültürBenûl-A'yân
İslâm mîrâs hukûkunda; ölenin aynı ana ve babadan olan erkek ve kız kardeşlerinden her biri. Benül-A'yân; oğul, oğlun oğlu, baba ve dededen biri bulunduğu zaman vâris olamaz. (Abdürreşîd Secâvendî)
→Dil ve Genel KültürBenûl-Allât
İslâm mîrâs hukûkunda baba bir, ana ayrı kardeşler. Benül-a'yân (ana-baba bir erkek ve kız kardeşler) ve Benûl-allât; oğul, oğlun oğlu, baba, dededen biri bulunduğu zaman vâris, mîrasçı olamazlar. (Secâvendî)
→Dil ve Genel KültürBerâet-İ Zimmet
Aksine bir delil bulunmadığı müddetçe şahsın suçsuz ve borçsuz olması. Berâet-i zimmet asıldır. Meselâ bir kimse başka bir kişi üzerinde şu kadar alacağım vardır diye iddiâ etse, borçlu olduğu iddiâ edilen kimse borcunu inkâr…
→Dil ve Genel KültürBerekât
Bereketler, hayırlar, iyilikler, bolluklar. Bereket'in çokluk şekli. (Bkz. Bereket)
→Dil ve Genel KültürBerzâh-I Kübrâ
Kabirden kalkıp, mahşer yerinde hesâbın görülüp Cennet veya Cehenneme gidilinceye kadar geçen zaman. Berzâh-ı kübrâda, insanların dağılmış, çürümüş, erimiş parça ve kemikleri bir araya getirilir. (Muhammed Ma'sûm)
→Dil ve Genel KültürBesmele-hân
Besmeleyi güzel ve usulüne uygun biçimde okuyan kimse. Farsça hân eki “okuyan” anlamı verir; terim kıraat veya merasim bağlamında bir okuyuculuk vasfını belirtir.
→Dil ve Genel KültürBeşer
İnsan, âdemoğlu (Bkz. Benî Âdem).
→Dil ve Genel KültürBey'-İ Bâtıl
Sahih olmayan, yâni dînen bulunması lâzım gelen şartların hepsi veyâ bir kısmı bulunmayan alış veriş. (Bkz. Bâtıl)
→Dil ve Genel KültürBey'-İ Bil Vefâ(vefâ İle Satış)
Alıcı ve satıcının, satıştan vazgeçmek hakkına sâhip olduğu alış-veriş.
→Dil ve Genel KültürBey‘-i câiz
Kuruluş ve geçerlilik şartlarını taşıyan hukukça geçerli satış. Tarafların rızası, konu, bedel ve yasak unsurların bulunmaması bakımından değerlendirilir.
→Dil ve Genel KültürBey'-İ Mekrûh
Aslı ve sıfatı İslâmiyet'e uygun ise de kendisine dînin yasak etmiş olduğu bir şey karışmış olan satış. Satın almıyacağı bir malın fiyatını, başka müşteriler arasında yükseltmek, iki kişi bir malın fiyatında uyuşmuş iken bu…
→Dil ve Genel KültürBey'-İ Mevkûf
Aslı ve sıfatı sahîh ise de başkasının hakkı karışan alış-veriş.
→Dil ve Genel KültürBeyân İlmi
Düzgün ve yerinde söz söyleme yolunu öğreten belâgat ilminin teşbîh (benzetme), mecâz, kinâye gibi konularını anlatan ilim. (Bkz. İlm-i Beyân)
→Dil ve Genel KültürBeynûnet-i kat‘iyye
Evlilik bağının kesin biçimde sona ermesi. Yeniden evlenebilmenin şartları, boşamanın türüne ve sayısına göre fıkıhta ayrıca düzenlenir.
→Dil ve Genel KültürBeytü'l-Mukaddes (beyt-Ül-Makdis)
Kudüs'deki Mescid-i Aksâ. (Bkz. Mescid-i Aksâ)
→Dil ve Genel KültürBid'at Fırkası
Peygamber efendimiz ve Eshâb-ı kirâmının yolundan ayrılanlar. Hadîs-i şerîfte Cehennem'e gidecekleri bildirilen yetmiş iki fırkadan her biri.
→Dil ve Genel KültürBilâ-veled
Çocuğu bulunmayan, evlâtsız. Osmanlı hukuk ve vakıf kayıtlarında bir kişinin soyundan çocuk bırakmadığını belirtmek için kullanılan birleşik ifadedir; yalnız babalar için kullanılmaz.
→Dil ve Genel KültürBismilgâh
Kurban veya hayvan kesiminin yapıldığı yer. Ad, kesim sırasında besmele okunmasıyla ilişkilidir; mezbaha karşılığında kullanılmıştır.
→Dil ve Genel KültürBolis Çukuru
Kendini beğenenlerin, kibirlilerin, büyüklük taslayanların, Cehennem'de şiddetli azâba uğrayacakları yer. Kıyâmet günü, dünyâdaki kibir sâhibleri küçük karınca gibi zelîl ve hakîr olarak kabirden çıkarılacaktır. Karınca gibi, fakat insan şeklinde olacaklardır. Herkes bunları hakîr görecektir.…
→Dil ve Genel KültürBoşamak
Nikâh bağını çözmek, evliliğe son vermek. (Bkz. Talâk)
→Dil ve Genel KültürBrehmen
Brahmanizm denilen bozuk yola mensûb kimse.
→Dil ve Genel KültürBuda
Budizm'in kurucusu. Mîlâddan altı asır evvel yaşamış olup, asıl adı Guatama veya Gotama'dır. (Bkz. Budizm)
→Dil ve Genel KültürBudist
Budizm adlı bozuk dîne mensûb olan. (Bkz. Budizm)
→Dil ve Genel KültürBudizm
Hindistan'da M.Ö. altıncı yüzyılda yaşamış olan Buda'nın kurduğu, Uzakdoğu ülkelerinde yaygın bozuk bir inanış. Bu inanışta olanlara Budist denir. Bugün Hindistan'da yayılmış olan Brahma ve Buda dinlerinde oradaki eski peygamberlerin kitablarından, sözlerinden alınmış kıymetli…
→Dil ve Genel KültürBuğât
Bâğîler, âsîler. Haksız olarak devlete isyan eden, karşı gelenler. Bâğî'nin çokluk şeklidir. (Bkz. Bâğî)
→Dil ve Genel KültürBuhl
Cimrilik. Cömertliğin zıddı. (Bkz. Cimrilik)
→Dil ve Genel KültürBurak
Peygamber efendimizin göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gece (mîrac gecesinde) üzerine bindiği ve kendisini Mekke'den Kudüs-ü şerîfe kadar götüren (taşıyan) Cennet hayvanı. Burak, dünyâ hayvanlarından değildir. Erkekliği ve dişiliği yoktur. Çok hızlı giderdi. Bana…
→