KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Na'lin (na'leyn)
Altı deri, üstü açık ve tasmalı ayakkabı. Namazı, na'lın veya mest ile kılmak, çıplak ayakla kılmaktan efdâldir. Böylece yahûdîlere uyulmamış olur. Hadîs-i şerîfte; "Yahûdîlere benzememek için namazları na'lın ile kılınız!" buyruldu. Resûlullah ve Eshâb-ı…
→İbadet ve FıkıhNafaka
İnsanın yaşayabilmesi için, yiyecek, giyecek ve ev gibi lâzım olan şeyler. Herhangi bir müslüman kendi ehline (âilesine) , Allahü teâlânın rızâsını umarak infâk (zarûrî ihtiyâçlarını te'mîn) ederse, bu nafaka onun için sadaka olur. (Hadîs-i…
→İbadet ve FıkıhNağme
Sesi mûsikî perdelerine uydurmak. Tegannî. Hadîs-i şerîfte buyruldu ki: "Kur'ân-ı kerîmi Arab şîvesi ile onların sesi ile okuyunuz. Fâsıklar şarkıcılar gibi okumayınız." Şarkı okur gibi okuyan kimsenin imâm olması haramdır. Onun arkasında kılınan namaz…
→İbadet ve FıkıhNâib
1. Hac ibâdetinde birine vekâlet eden. Vekil. Allahü teâlâ bir hac ibâdeti ile üç kişiyi Cennet'e koyar: 1) Haccı vasiyet edeni, 2)Vasiyeti infâz edeni (yerine getireni), 3)Nâib olarak hacca gideni. (Hadîs-i şerîf-Beyhekî) Nâib olarak…
→İbadet ve FıkıhNâkıl
Nakleden, birinden duyduğunu veya okuduğu şeyi bildiren. İctihâd derecesine varamayıp, sâdece müctehid (Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden hüküm çıkarabilecek dereceye ulaşmış olan) âlimlerin verdikleri fetvâları (dînî suâllere verdikleri cevâbları) nakleden âlim. Fıkıh usûlü âlimlerine…
→İbadet ve FıkıhNâkıs
Eksik, noksan, kusurlu. Allahü teâlânın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde (işlerinde) ortağı ve benzeri yoktur. O'nda kemâl (kusursuz) sıfatlar olmasaydı, eksik ve âciz olurdu. Âciz (güçsüz) ve nâkıs olmak, Allahü teâlâ hakkında muhâldir, imkânsızdır. (Kutbüddîn-i…
→İbadet ve FıkıhNaki'
Hurma veya kuru üzüm soğuk suda bırakılıp şekeri suya çıktıktan sonra süzülerek elde edilen sıvı. Kuru üzümden yapılan nakî'nin tadı keskin olursa, damlası dahi haram olur. Gazlanmaz ve tadı keskin olmazsa, içilmesi sözbirliği ile…
→İbadet ve FıkıhNaklî İlimler
Tefsîr, hadîs, fıkıh gibi nakil yoluyla elde edilen ve değişmeyen dînî ilimler. Naklî ilimler, aklın, insan dimâğı gücünün dışında ve üstündedir. Bunlar hiçbir zaman kimse tarafından değiştirilemez. Dinde reform olmaz sözünün mânâsı budur. Naklî…
→İbadet ve FıkıhNamaz vakitleri
Farz namazların eda edilebildiği zaman dilimleri. Vakit, namazın dışındaki şartlardan biridir; vaktinden önce kılınan farz namaz geçerli olmaz. Sabah Fecr-i sâdığın doğmasından güneşin doğuşuna kadar. Öğle Güneşin tepe noktasını geçmesinden ikindi vaktinin girişine kadar.…
→İbadet ve FıkıhNâsih
Daha önce bildirilen bir hükmü kaldıran, âyet-i kerîme veya hadîs-i şerîf. Kaldırılan hükme mensûh denir. Müctehid olmak için arabî yüksek ilimleri tamâmen bilip, Kur'ân-ı kerîmi ezber bilmek, âyet-i kerîmelerin geldikleri zamanları ve gelme sebeblerini,…
→İbadet ve FıkıhNass
1.Âyet-i kerîmeler ve hadîs-i şerîfler. Çoğulu nüsûs'tur. Ehl-i sünnet âlimleri nassları zâhirleri üzere almışlardır. Yâni açık olan mânâlarını vermişlerdir. Zarûret olmadıkça nassları te'vil etmemişler (yorumlamamışlar), bu mânâları değiştirmemişlerdir. Kendi bilgileri ve görüşleri ile bir…
→İbadet ve FıkıhNebâtî Ruh
Her canlıda mevcud olan ve doğma, büyüme, beslenme, zararlı maddeleri dışarı atma, üreme ve ölme gibi canlılık hallerini yapan rûh. Nebâtî rûha sâhib olan canlılarda büyüme bütün hayat boyunca olmaz. Muayyen bir miktâra vardıktan…
→İbadet ve FıkıhNebiz
Hurma veya kuru üzümü soğuk suda bırakıp, şekeri suya geçince, kaynayıncaya kadar ısıtıldıktan sonra soğuyunca süzülerek elde edilen sıvı. Ne bizin tadı keskin olsa da, sarhoş yapmadıkça, içmesi helâl olur. Isıtılmazsa, köpürünce ve tadı…
→İbadet ve FıkıhNecâşî
Habeş hükümdârı. Habeş krallarına verilen isim. Peygamber efendimiz zamânındaki Necâşî'nin adı Eshame idi. Nasrânî (hıristiyan) iken müslüman oldu. Cenâze namazını Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem Medîne'de kıldırdı. (İbn-i Hişâm-Halebî) Eshâb-ı kirâm, Necâşî'nin memleketi Habeşistan'a…
→İbadet ve FıkıhNecs (necis, Neces)
Dînen temiz olmayan, pis, murdar. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Ey îmân edenler! Müşrikler (kâfirler) ancak bir necestir. Onun için bu yıllardan sonra onlar Mescid-i Harâm'a (Kâbe-i muazzama ve çevresine) yaklaşmasınlar. (Tevbe…
→İbadet ve FıkıhNefret
Tiksinmek, ürküp kaçmak. Doğru yola kavuşan, hidâyete eren kimsenin nefsi gafletten kurtulup, namazın tadını duymaya, ibâdetlerden zevk almaya başlar. Günâhlardan, haram olan şeylerden, kötü huylardan nefret duyar. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî) Halktan nefret etmek, insanların…
→İbadet ve FıkıhNehâr-I Şer'î
İmsâktan, akşam namazının vaktinin girmesine kadar olan zaman. Orucun farzı üçtür: 1)Niyyet etmek, 2)Niyyeti ilk ve son vakti arasında yapmak. 3) Fecr-i sâdık yâni tan yeri ağarmasından, güneşin batmasına kadar olan zaman içinde yâni…
→İbadet ve FıkıhNehy-İ Anil Münker
Günahlardan ve kötülüklerden sakındırmak, alıkoymak. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Erkek ve kadın bütün mü'minler, birbirlerinin yardımcılarıdır: Emr-i mâruf nehy-i anil münker yaparlar, namazı gereği üzre kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Resûlüne…
→İbadet ve FıkıhNemaz (namaz)
İslâm dîninin beş şartından biri. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Belli zamanlarda namaz kılmak, mü'minlere farz oldu. (Nisâ sûresi: 102) Namaz dînin direğidir. Namaz kılan kimse, dînini kuvvetlendirir. Namaz kılmayan, elbette dînini…
→İbadet ve FıkıhNemmâm
Söz taşıyan, koğuculuk yapan. Duyulması istenmeyen bir sözü başkalarına götürüp söyleyen. Nemmâm Cennet'e giremez. (Hadîs-i şerîf-Tebyîn-ül-Mehârim) Size en fenânızı haber vereyim. Nemmâmlık edenler, aranızı bozanlar ve insanları birbirine düşürenlerdir. (Hadîs-i şerîf-İhyâ) Şunu iyi bil…
→İbadet ve FıkıhNesh
Emir ve yasaklarla ilgili şer'î (dînî) bir hükmün, ondan sonra gelen şer'î bir delîl (hüküm) ile kaldırılması, yürürlülük zamânının sona erdiğinin haber verilmesi, açıklanması. Hükmü kaldırılan delîle, nâsih; kaldırılan hükme mensûh denir. Peygamber efendimiz…
→İbadet ve FıkıhNesî
Yer değiştirmek, geri bırakmak; Eşhur-ül-hurum (haram aylar) denilen ayları değiştirmek, geri almak. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Nesî, küfürde ziyâde olmaktır. Kâfirler bununla aldatılır. Bir ayı helâl sayarlar. Başka sene ise, bu ayı haram…
→İbadet ve FıkıhNevrûz Günü
Mecûsîlerin (ateşe tapanların) Martın yirmi birinde kutladıkları mecûsî bayramı. Nevrûz günü, mecûsîlerin bayramıdır. O gün mecûsîlerin yanına gidip, onların yaptıklarını yapmak küfürdür (dinden çıkmaktır). O gün bayram yapan müslümanların îmânı gider de haberi olmaz.…
→İbadet ve FıkıhNezr
Adak yâni bir isteğin yerine gelmesi ve bir korkunun giderilmesi için, farz veya vâcib olan bir ibâdete benzeyen ve başlı başına ibâdet olan bir işi yapacağına dâir Allahü teâlâya söz verme. Mutlak ve muayyen…
→İbadet ve FıkıhNezr-İ Mutlak
Şarta bağlı olmadan yapılan adak. Allahü teâlâ için bir sene oruç tutacağım demek Nezr-i mutlak olup bunu söylerken kasd (niyet) etmese söz arasında dilinden çıkmış olsa bile yapması vâcibdir. (Alâüddîn-i Haskefî)
→İbadet ve FıkıhNısf-Ül-Leyl
Gece yarısı yâni Akşam namazının girişi ile, sabah namazının girişi arasındaki vaktin ortası. Yatsı namazını nısf-ül-leylden sonra kılmak ve böylece gece namazı sevâbını da düşünmek çok yanlıştır. Çünkü dört hak mezhebden biri olan Hanefî…
→İbadet ve FıkıhNısf-Ün-Nehâr
Gün ortası. Gölge nısf-ün-nehâr hattından ayrılınca, öğle namazının vakti başlar. (İbn-i Âbidîn) Güneş doğarken, batarken ve nısf-ün-nehârda kılınmaya başlanan namazlar sahîh olmaz. Öğle vaktinden önceki yirmi dakika, kerâhet yâni namaz kılmanın haram olduğu vakittir.…
→İbadet ve FıkıhNisâ Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin dördüncü sûresi. Nisâ sûresi, Medîne'de nâzil oldu (indi). Yüz yetmiş altı âyet-i kerîmedir. Nisâ, kadınlar demektir. Sûrede; toplum içinde kadınların hukûkî ve ictimâî yer ve değerlerinden bahsedildiği için, Sûret-ün-Nisâ denilmiştir. Sûrede; İslâmiyet'te…
→İbadet ve FıkıhNisâb
Dinde zenginlik ölçüsü. İslâm dîninde, zenginlik ile fakirlik arasındaki maddî sınır. Altının nisâbı (Hanefî mezhebinde)yirmi miskal (96 gram)dır. (Kâşânî) Zekât vermenin farz olması için, zekât malının nisâb miktârı olduktan îtibâren bir hicrî sene sonra…
→İbadet ve FıkıhNiyyet (niyet)
Kasd etme, kalbin bir şeye yönelmesi. İbâdetleri, emre itâat ve Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için yaptığını kalbinden geçirmek. Ameller (iş, ibâdet), niyete göre iyi veya kötü olur. (Hadîs-i şerîf-Buhârî, Müslim) Kul, birçok iyi ameller…
→İbadet ve FıkıhNûr Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin yirmi dördüncü sûresi. Nûr sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). Altmış dört âyet-i kerîmedir. Otuz beşinci âyetinde Allahü teâlânın, göklerin ve yerin nûru olduğu bildirildiği için, Sûret-ün-Nûr denilmiştir. Sûrede, zinâ suçu işleyen kadın…
→