81. anlatı
Yine arkadaşların kâtiplerinden nakledilmiştir ki: Mevlânâ Şems hazretleri, ilk defa Şam'a seyahat edip orada kaldığı zaman, Mevlânâ hazretleri birkaç defa acayip mektuplar gönderip iştiyakını arz ve tam bir lütufla onu dönmeye davet etti. O manzum mektuplar şunlardır: İlk gönderdiği mektubun sureti şudur:
Selâmlardan ve acımadan sonra, şiir:
Ey kalbimizde olan nur! Gel, didinmeleriınin ve arzumun sonu, gel.
Hayatımızın, senin elinde olduğunu biliyorsun. Hayatı kullarına sıkıntılı yapma gel.
Ey aşk! Ey mâşuk! Mâniaları aş ve inadı bırak da gel.
Ey Hüdhüd'lerin sahibi olan Süleyman! Lütfedip de bizi aramak üzere gel.
Ev sevmede birinci gelen kişi! Aşkın hakikati seni geçip birinci oldu, gel.
Ruhlar senin kavbolınandan ötürü inleyip feryat etmedeler; miadını doldur da gel
Ayıpları ört, iyilikleri saç, cömert olanların âdeti de böyledir, gel.
Farsça “gel” nasıl derler? “Biyâ” mı? ya gel veya bizim davetimize hak ver de gel.
Geleceğin zaman muradımız ne de açılır. Gelmiyeceğin zamanda muradınız ne de kesat olur, gel. Ey Arabın Küşadı! Ey İran'ın Kubadı! Kalbimi hâtıranla fethedersin, gel.
İçim, sana “gel” deyicidir. Ey senin varlığından olacak olan varlık, gel.
Ey benim ayını! Senin için ülkeleri dolaştım. Beni ve ülkeleri çevrelediğin halde gel.
Sen, yaklaşan ve uzaklaşan güneş gibisin. Ey kullara yakın olan, gel.
İkinci mektup:
Ey dünyanın zarifi! Selâm senin üzerine olsun. Benim hastalığım ve sağlığım senin elindedir.. Kulun derdinin dermanı nedir? Söyle, bu, eğer alırsam, senin dudaklarından aldığım öpücüktür, Eğer vücudumla senin hizmetine ulaşmazsam, ruhum ve kalbim senin yanındadır.
Mademki sözsüz hitap ulaşmıyor, o halde dünya niçin lebbeykle (buyurla) doldu.
Nahs, sana beni sa'da değişir der, Sa'd sana, Ey iki saadet der.
Senden feryatla (yine) senin önüne gelirim. Ah, serden sana karşı yardım isterim.
Üçüncü mektup:
Vezirin (Sadr-i Âli) ömrü yüce olsun, Tanrı onun bekçisi ve koruyucusu olsun.
Talihlilerin ilerde görecekleri her ne dirlik varsa onun yanında peşin alınmış olsun.
Onun tatlılıŞı ile dolu olan hararetli meclisde, donuk kalbli arkadaş bulunmasın.
Gaybın kapısında bağları çözülmüş olan canlar, onun önünde halının nakışları gibi bağlı olsunlar. Sağında ve solunda olan devlet, Güney ve Kuzeyinde de olsun.
Cisim ve canın istediği vilâyette o, her ikisinin (yani cisim ve canın) padişahı ve valisi olsun. Şems-i Tebrizi nakit bir talihtir. O bana yeter. Ondan başkası kırediyle olsun.
/112
Dördüncü mektup:
Ezelden beri diri, bilgiç, kaadir ve kayyum olan Tanrı'ya yemin ederim ki onun nuru aşkının mumlarım parlattı da yüz binlerce sırları malüm oldu. Bir hükmü ile dünya, âşık, aşk, hâkim ve mahkümla doldu.
Şems-i Tebrizi'nin tılsımları içinde onun acayip şeylerinin hazinesi saklıdır.
Sen sefer edeliden beri, mum gibi tatlılıktan mahrum olduk.
Hepimiz bütün gece mum gibi onun ateşiyle, balından mahrum olarak yanıyoruz.
Onun cemalinin firakı içinde, vücudumuz virane, camınız da baykuş gibidir.
O dizgini bu tarafa çevir. Dirliğin filine hortum yap.
Sen bulunmadan semâ haramdır. Eğlence şeytan gibi taşlanmıştır.
O şerefli mektup ulaşıncaya kadar, sensiz hiçbir gazel söylenmedi.
Nihayet senin mektubunu dinlemek zevkiyle beş altı gazel nazınedildi.
Bizim gecemiz, senden aydın bir gündüz olsun. Sen, Şam'ın, Ermenistan'ın ve Rum'un medar-ı iftiharısın.