55. anlatı
Onuncu Bölüm: Gizli sadakadan sordular. Şems buyurdu ki, ihlâs ve ihlâsı korumak düşüncesine daldığın için, verilen sadakanın lezzetinden haberin olmaz, yani bundan daha iyi olsaydı diye eseflenmekle meşgul olmandan dolayı lezzetini bilmezsin.
Bayezid (Tanrırahmet etsin), Hacca, ekseriya yaya gider- ÂRİFLERİN MENKİIBELERİ 117
di. Yetmiş defa hac etmişti. Bir gün, hac yolunda halkın sudan ötürü çok âciz bir durumda bulunduklarını ve susuzluktan helâk olduklarını gördü. Hacıların başında toplandıkları ve sıkıştıkları bir su kuyusunun yanında bir köpek gördü. Köpek Ebu Yezid'e baktı. Kendisine: “Bu köpek için su bul” diye ilham geldi. Onlar: “Arı duru ve makbul bir hacı, kim bir içim suya satın alır?” diye bağırdılar. Kimse buna yanaşmadı. Bunun üzerine beş defa yaya olarak makbul haccı, altı haccı, nihayet yetmiş haccı, bir içim suya kim satın alır?” diye artırma yaptılar. Biri, Bayezid'in hatırı için ben veririm, diye bağırdı. Bunun üzerine Bayezid, “Aferin bana! Bir köpek için yetmiş yaya haccı bir içim suya sattım,” dedi. Suyu kaba doldurup köpeğin önüne koyunca, köpek yüzünü çevirdi, suyu içmedi. Bunun üzerine Bayezid yüzükoyun yere kapanıp tövbe etti ve kendine: “Sen Tanrı için şunu yaptın, bunu yaptım diyorsun, (halbuki) senin yaptığını köpeğin bile kabul etmediğini görüyorsun,” diye bir nida geldi. Bayezid: “Tövbe ettim, artık (böyle) düşünmem,” diye bir feryat kopardı. Bunun üzerine köpek hemen başını suya sokup içmeğe başladı.
Şiir:
Sen, yüz şefaat dilemek, yüz defa ağlayıp sızlamak pahasına ayağını öpeceğim bir kişisin, fakat sen bırakmazsın.
Hulâsa, yüzünü bir taşa veya nakışlı bir duvara çevirip taşa tapanı kötülüyorsun. (Halbuki) sen de yüzünü bir duvara çeviriyorsun. O halde bu, Muhammed'in söylediği bir remizdir. Fakat sen anlamıyorsun. Nihayet Kâbe dünyanın ortasındadır. Onun etrafında halka olan dünyanın hepsi yüzünü ona çevirir. Bu Kâbe'yi ortadan kaldırınca onlar, biribirinin kalblerine secde ederler. Onun secdesi bunun; bunun secdesi de onun gönlüne karşıdır. Buyurdu ki: Bir an düşünmek, altmış sene ibadet etmekten daha hayırlıdır. Bu düşünmekten maksat, sâdık dervişin huzurudur; çünkü o ibadette hiçbir riya yoktur. Şüphesiz, o, huzursuz (yapılan) zâhiri ibadetten daha iyidir. Namazın kazası vardır, huzurun kazası yoktur. Bazı
56. anlatı
/72-13
fakirler, zâhiri terkettiler ve: “Kalb huzuru ve Fatiha olmadan namaz olamaz,” dediler. Onların yanında, kitabın Fâtihası o huzurdur. Öyle bir huzur ki Cebrail bile gelse tokat yer. Cebrail daha Peygamber'in yanına ulaşmamıştı. Peygamber ona: “Gel,” dedi. Fakat o: “Bir parmak daha yaklaşırsam yanacagım,” dedi. O şeyhe: “Tanrı seni Cehenneme götürsün,” dedim. O da: “Keşki götürseydi de durumun Cehennemden ve Cehennemin de müminin nurundan nasıl olacağını görseydim,” dedi. Öküzü gördüler, fakat öküzün içinde olan şehzadeyi göremediler. Eğer (şehzadeyi görselerdi), öküzü nasıl öldürürlerdi. Sen nazar ve temyiz şahidi ol. Çünkü yol birçok kollara ayrılır. Biri bu yoldan çıkar, diğeri ötekinden. Sen sağ kaldığına dikkat et. Bir Konya'ya ulaştın mı? Artık temyiz ve düşünmeye ihtiyaç kalmaz. Orada öyle âdil bir sultan vardır ki, kimse kimseye zulmetmez.
57. anlatı
Yine bir gün buyurdu ki: (Hadis-i kudside) “Tanrrdan başka Tanrı yoktur, sözü benim kalemdir. Kim benin kaleme sığınırsa azabımdan kurtulur” deniyor. Bu kaleye giren, kalenin adını söylesin denmiyor. “Tanrı'dan başka Tanrı yoktur” kalesine giren deniyor. Kalenin adını söylemek kolaydır. Sen dille, ben kaleye gittim veya Şam'a gittim dersin. Eğer, dille gidilebilseydi bir anda göke ve yere giderdim. Arş ve Kürsiye giderdim. Kim can ve yürekten “Tanrı'dan başka Tanrı yoktur” derse Cennete girer, dedi. Şimdi sen otur. “Dimağ kurur,” diyorsun. Halbuki o kimdir? Sen kimsin? Sen altı bin defa daha fazlasın. Bir ol, yoksa onun birliğinden sana ne? Sen, yüz bin zerresin, her bir zerren seni bir ihtirasa, bir hayale götürmüş. O niyetle halis ve fiiliyle de muhlis olarak Cennete girdi. Mademki o (böyle hareket etmiştir), o halde “Cennete girer,” va'dine hacet yoktur. Mademki öyle hareket etmişti, o halde o, Cennetin ta içindedir. Tanrı daha iyi bilir.
Yine nakledilmiştir ki: Bir gün Mevlânâ Şemseddin hazretleri bir mecliste çenk dinlemekle meşguldü. Biri: “Derviş ve çenk sesi...” dedi. Şemseddin: “Görmezsin ve işitmezsin,” buyurdu. Bunun üzerine bu adam elini boynuna koydu, kör ve sağır oldu. Ne kadar yalvardılarsa da
imkânı olmadı. Sonra: “Bu bizim yanımızda bir zarafet, başkalarının yanında ise, keramet ve mucizedir,” dedi. Biri: “Akla yakın olan mucizeyi kabul ederim,” dedi. O da: “O, mucize olmaz; mucize, aklın, idrâkinden âciz kaldığı şeydir,” buyurdu.