43. anlatı
Yine arkadaşların azizleri rivayet ettiler ki: Bir gün Şems hazretleri, Hüdavendigâr hazretlerinin hizmetinde oturmuştu. Şehrin büyükleri de hazırdılar. Şems buyurdu ki: Bana öyle bir mürit lâzımdır ki bütün olgun şeyhler ve eren ârifler onu, olgunlaştırmaktan âciz kalsınlar. Onda hiç de olgunluk kabiliyeti olmasın. Hepsi onu olgunlaştırmaktan âciz kalsınlar; ben onu başkalarını olgunlaştıran, bir olgun kişi yapayım; Tanrı'yı, ona şeksiz ve tahminsiz olarak göstereyim. “O anadan doğma kör olanları ve baras illetine tutulanları sağaltırım ve ölüleri diriltirim” (K., HI, 43); “ol deyince olur” âyetinin hükmü karşısında hiç kimse kabiliyetten dem vurmaz.
Şiir:
Eğer Tanrı'nın işinde kabiliyet şart olsaydı, yok
olan hiçbir şey var olmazdı.”
Bütün dostlar baş koyup o büyük kudretten dolayı âferinlerde bulundular.
Şiir:
Tebriz'li Şemseddin'in kudreti yedi mavi feleğin
ötesindedir. Takdir âsi ve sertse de onun altında
ona ramolmuştur. Aslanların halledemediği bir müşkül, ona bir oyun ve eğlence gibi gelir.
BÖLÜM
O hazretin ilâhi bilgileri ve mânalarının lâtifeleri (Tanrı onun ruhunu kutlasın) hakkındadır.
44. anlatı
Yine nakledilmiştir ki: Bir gün Şemseddin, Mevlânâ'nın medresesinde bilgiler saçıyordu. Dedi ki: Her şeyden âri duru ve yüce olan Tanrı, bütün mahlüklardan üç şey istedi: Birincisi, buyruk tutmak; ikincisi, iş beğendirmek; üçüncüsü de yadında tutmak. Buyruk tutmak, ibadet etmektir. İş beğendirmek kulluktur. Yadında tutmak da ma-
..| 09 104 /58-59
tamahını kes; kendi tamahını onların önüne koy. Onlar, zenginliği isterlerse, sen fakirliği, onlar izzeti isterlerse, sen zilleti iste.
45. anlatı
Yine biri: “Marifet nedir?” diye sordu. O: “Marifet, gönlün Tanrı ile diriliğidir. Diri olanı öldür. Bu diri, senin vücudundur. Ölü olanı dirilt, bu da senin kalbindir. Hazırı kayıp et; o da dünyadır. Kayıbı hazır et; o da ahirettir. Var olanı yok et; o da arzudur. Yok olanı var et; bu da senin niyetindir. Marifet kalbde, şahadet dildedir. Eğer Cehennem'den kurtulmak istersen, hizmet et. Cennet, istersen, niyet et. Eğer Tanrı'yı istersen, yüzünü ona çevir ki O anda, onu bulasın. Beni tanıyan bana yönelir, beni istiyen beni arar, beni arıyan beni bulur ve benden başkasının yüzüne bakmaz,” buyurdu.
Biri Şems'den: “Sana nasıl ulaşırım,” diye sordu. O da: “Tenini bırak da gel; çünkü kul ile Tanrı arasındaki perde tendir ve ten dört şeydir: Tenasül âleti, boğaz, mal ve mansıb. Hasların perdeleri taati, sevabı ve kerameti görmektir,” dedi.
46. anlatı
İkinci Bölüm: Ârifin alâmeti, dostun zikrinden geri kalmamak ve onun dostluğuna doymamaktır. Rıza sofrasında, yakin ağzına giren zikirden daha tatlı bir yemek yoktur.
Arifin alâmeti üçtür: kalbin fikirle, tenin hizmetle, gözün yakınlıkla meşgul olmasıdır. Yine şunlar da ârifin alâmetleridir: Onun nazarında dünyanın önemi, ahiretin eseri, Tanrrnın bedeli olmaz.
İlim üç şeydir: Zikreden dil, şükreden kalb, sabreden ten. Bütün canlar bedenden susuz olarak çıkıp ayrılırlar; yalnız, Yüce ve Ulu Tanrı'yı anan kişinin canı susuz değildir. İlim olmıyan bir vücut, susuz bir şehir; perhiz olmıyan bir vücut, meyvasız bir ağaç; utanma olmıyan bir vücut, içinde tuz bulunmıyan bir tencere; ceht ve gayreti olmıyan bir vücut, bir efendiye ihtiyacı olmıyan bir kul, sahipsiz bir köle gibidir. Dört şey azizdir: Fakirlerin yüküne tahammül eden zengin, nafakasına kanaat eden fakir, sâdır olan günahtan korkan günahkâr, menedilen şeylerden perhiz eden bilgin. İlimden ÂRİFLERİN MENKİIBELERİ 105
fayda, amelden âfiyet, sözden nasihat gerektir.
Dünyayı isteyen kimse için kazanmak ve ticaret yapmaktan, ahireti isteyen kimse için itaat ve hizmetten, Tanrryı isteyen kimse için belâ ve mihnetten, ilmi isteyen kimse için de zillet ve gurbetten başka çare yoktur. İlmi kolaylıkta arayan zahmet çeker. Zahmette sabreden, kolaylığa ulaşır. İzzet arayan, çok çabuk zillete duçar olur. Zenginlik arayan, fakirlikte kalır. Fakirlikte sabreden, zenginliğe erişir.
Bilginde üç haslet bulunmalıdır: halimlik, tamahsızlık, perhizkârlık.
Bütün şeylerin en büyüğü ikidir: Biri ilim, diğeri bilimdir.
Üçüncü Bölüm: Birisi hikmetten sordu. Şems: “Hikmet üç türlüdür: birisi söz, ikincisi ibadet, üçüncüsü didar (yüzY'dır. Söz hikmeti âlimlerin, ibadet hikmeti ibadet edenlerin, didar hikmeti ise âriflerindir. Hakim, kendisine muhalefet ve cefa edene kızmaz, kin beslemez,” dedi. Bayezid'e: “Sen, su üzerinde ve havada yürüyor musun?” diye sordular. O da: “Kuru çöp su üzerinde gidiyor; kuşlar da havada uçuyor, cadılar da bir gecede Kaftan Kafa gidiyorlar,” dedi. “O halde erlerin işi yüce Tanrı'dan başka hiçbir şeye gönül bağlamamaktır,” dedi.
Yine cömertlik de dört türlüdür: Zâhitlere mahsus olan mal cömertliği, cihad edenlere mahsus olan ten cömertliği, gazilere mahsus olan can cömertliği, ârifilere mahsus olan gönül cömertliği. Zâhitler mallarını verir, marifet alırlar. Nitekim Kur'an'da, “İşte biz âhiret evini arzda, ululuk ve fesat murad etmiyenlere mahsus kıldık” (K., XXIII, 83) buyurulmuştur. Cihad edenler, vücutlarını verir, hidayet satın alırlar. Nitekim Kur'an'da “Bizim yolumuzda cihad edenlere doğru yolumuzu gösteririz” (K., XXIV, 69) buyurulmuştur. Gaziler canlarını verir, ebedi hayatı alırlar. Nitekim Kur'an'da “Belki onlar sağ olup Rabları yanında rızklanırlar” (K., TLI, 169) denmiştir. Ârifler, gönüllerini verip sevgi alırlar. Nitekim Kur'an'da “O onları, onlar da onu severler” (K., VI, 103) buyurulmuştur.
Gönül alçaklığından daha iyi bir şey görmedim. Eliniz- 106 /62
de bulunanla kanaat ediniz. Başkalarının elinde bulunan şeyden de ümidinizi kesiniz. Peygamberlerin izzeti, peygamberlikte; bilginlerin izzeti, tevazuda, kanaatte, zenginlerin izzeti, cömertlikte; ibadet edenlerin izzeti de halvettedir. Dini iki şeyle koruyun: Cömertlik ve iyi huylulukla. Ölümden kaçınılmaz. İnsanın £izkı insandan kaçamaz. Rızk bölünmüştür. Ecel, malüm; haris, mahrum; cimri, mezmum, (zemmolunmuş;) kıskanç, mağmum (gamlı) ve ârif de merhum (rahmet olunmuş) dur.
Tedbirin takdire faydası yoktur. Kendi ecelinden kurtulamıyacak ve emeline kavuşamıyacak ve kendi rızkından geri kalamıyacaksın ve başkalarının rızkını da sana vermiyecekler; o halde kendi vücudunu niçin öldürüyorsun. Ey insan oğlu! Zenginlik kanaatte, selâmet yalnızlıkta, serbestlik arzusuzlukla, dostluk rağbetsizlikte ve saadet sabretmektedir. Tamah edene izzet, kanaat edene de zillet yoktur. Hür insan tamahla kul olur. Kul da, kanaat etmekle azat olur.