Uşşâkîzâde’nin güvenilir nakillere dayandırarak aktardığı rivayette Öziçeli Şeyh Muslihiddin Efendi bir gün başını tıraş ettirmek için berber çağırdı. Berber başının yarısını tıraş etmişken şeyh birden elinin altından kayboldu. Bir müddet görünmedi; sonra ter içinde yeniden aynı yerde belirdi ve tıraş tamamlandı.
Birkaç gün sonra gemi reislerinden biri hediyelerle şeyhin huzuruna geldi. “Sultanım, o gün siz yetişmeseydiniz gemimiz ve içindekiler denizde yok olup gidecekti” diyerek teşekkür etti. Şeyh bu söz karşısında sessiz kaldı.
Orada bulunan dervişlerden bazıları hadisenin ayrıntısını gemi reisinden sordular. Reis, belirli gün ve saatte denizin şiddetle kabardığını, dalgalar arasında geminin batmak üzere olduğunu anlattı. Tam o sırada Şeyh Muslihiddin’in başının yarısı tıraş edilmiş hâlde yetiştiğini ve gemiyi güvenli kıyıya ulaştırdığını söyledi.
Reisin bildirdiği vakit, şeyhin berberin elinden kaybolduğu tıraş saatine tam olarak uyuyordu. Kaynak, iki ayrı yerde yaşandığı rivayet edilen bu eşzamanlılığın anlatıyı dinleyenleri hayrete düşürdüğünü kaydeder.