Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: person_insights-12847- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Tarihî kaynak kaydı
Editoryal özet
Perşembe sohbetine gelen misafirlere ikram edecek bir şeyi kalmayınca türbede halini arz etmiş, eve döndüğünde tanımadığı birinin erzak bırakmış olduğunu öğrenmiştir.
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Boyluca yılları büyük bir yokluk içinde geçer; çevredeki pek çok kişi, iyi yetişmiş bir hâfızın memur olmak yerine bir dağ köyünde gelirsiz yedi yıl geçirmesini akıl kârı görmez. Kendi anlattığı hadiselerden biri şudur: perşembe günleri köy camiinde sohbet ve zikir yapılır, gelenlere yemek ve çay ikram edilirdi. Yine bir perşembe misafirler gelmeye başlamışken evde çay, şeker ve ikram edilecek bir şey kalmadığını öğrenir; cebinde ise yalnız on beş kuruş vardır. Teselli için gittiği dergâh makamında halini arz eder ve “Bu misafirlerin önünde beni mahcup edersen yarın bir yorganım var, onu da alır giderim” der. Eve döndüğünde herkesi neşe içinde bulur: tanımadıkları bir zat bol miktarda yiyecek ve erzak getirmiş, ayrıca “Hocaefendi'ye söyleyin, ufak tefek şeyler için yorganımı alıp da giderim demesin” diye haber bırakmıştır.</p>
Boyluca yılları büyük bir yokluk içinde geçer; çevredeki pek çok kişi, iyi yetişmiş bir hâfızın memur olmak yerine bir dağ köyünde gelirsiz yedi yıl geçirmesini akıl kârı görmez. Kendi anlattığı hadiselerden biri şudur: perşembe günleri köy camiinde sohbet ve zikir yapılır, gelenlere yemek ve çay ikram edilirdi. Yine bir perşembe misafirler gelmeye başlamışken evde çay, şeker ve ikram edilecek bir şey kalmadığını öğrenir; cebinde ise yalnız on beş kuruş vardır. Teselli için gittiği dergâh makamında halini arz eder ve “Bu misafirlerin önünde beni mahcup edersen yarın bir yorganım var, onu da alır giderim” der. Eve döndüğünde herkesi neşe içinde bulur: tanımadıkları bir zat bol miktarda yiyecek ve erzak getirmiş, ayrıca “Hocaefendi'ye söyleyin, ufak tefek şeyler için yorganımı alıp da giderim demesin” diye haber bırakmıştır.