Kaynağa göre, bu yola inanmadığını söyleyip mensuplarına dil uzatan âlim Osman Efendi ısrarla huzura getirilir. İçeri girer girmez bayılır; ayıldığında kıyamet ve hesap sahnesini gördüğünü, hiçbir amelinin kabul edilmediğini, tam ümidini keserken uzun boylu, yeşil cübbeli bir zatın kendisi için şefaat dilediğini anlatır.
Muhammed Kudsî'nin ona “Gördüğünüz burada var mıdır?” diye sorması ve olumsuz cevap üzerine “Sizin irşâdınız bizden değildir”, yani “benden değil, benim de hocam olan Mevlânâ Hâlid hazretlerindendir” demesi rivayetin düğüm noktasıdır. Osman Efendi bunun ardından malını ve kitaplarını dağıtıp Şam'a, Mevlânâ Hâlid'in yanına gitmiştir.
Çerçeve. Rivayetin işlevi bir keramet göstermek kadar, feyzin kaynağını tayin etmektir: Anadolu'daki halife kendisine yönelen teveccühü kabul etmeyip silsilenin başındaki mürşide havale eder. Hâlidiyye'nin Anadolu kolunun kendi otoritesini nasıl kurduğunu gösteren tipik bir anlatıdır; kaynak menâkıb türünden olduğu için tarihî bir olay kaydı gibi okunmamalıdır.