Ara
Menü

Şeyh (Üçüncü) Alâeddin Efendi

Nâsûhîzâde Fazlullah Efendi’nin oğlu Alâeddin Efendi, Şâbâniyye irşadı için Tunus’a gönderilmiş ve 1808’de vefat etmiştir.

Vefat
1808
Unvan
Şâbâniyye’yi Tunus’ta yayan Nâsûhî şeyhi

Nâsûhî ailesi

Üçüncü Alâeddin Efendi, Nâsûhîzâde Fazlullah Efendi’nin oğludur. Kardeşi Seyyid Muhammed Atâullah Efendi 1801’de vefat etmiş ve Nâsûhî Âsitânesi hazîresine defnedilmiştir.

Tunus’taki irşad hizmeti

Alâeddin Efendi, Şâbâniyye’yi yaymak üzere Tunus’a gönderildi. Sefîne, Nâsûhî Âsitânesi’ni ziyaret eden Tunuslu bir kişinin verdiği bilgiye dayanarak yolun bölgede geniş bir mürid çevresine ulaştığını aktarır. Bu sayı geleneğin rivayeti olarak değerlendirilmelidir.

Vefatı

1223’te (1808) vefat etti ve Nâsûhî Türbesi hazîresine defnedildi.

Tunus Vazifesi ve Kabir Kitâbesi

Sefîne, Alâeddin Efendi'yi Tunus'ta tarikatı neşretmekle görevlendirilmiş bir şeyh olarak kaydeder ve o havâlide Şa‘bânî yolunu yaymaya muvaffak olduğunu belirtir. Görevin hangi yılda ve kimin işaretiyle verildiği metinde yoktur; kayıt yalnızca vazifenin varlığını tespit eder.

Bu görevin sonucuna dair bilgi, doğrudan değil bir nakille verilir. Şeyh Kerâmeddin Efendi'nin anlattığına göre bir gün bornoz giymiş, Arap asıllı bir zat türbeyi ziyaret için gelmiş ve kendisiyle görüşüldüğünde Alâeddin Efendi'nin oralarda neşrettiği yolun hâlâ yaygın olduğunu, sayısız mürid ve sâlik bulunduğunu söylemiştir. Sefîne buna bağlı olarak "bir rivayete göre" kaydıyla yüz binlerce kişinin bu vesileyle yola girdiğini aktarır; ifadenin kendisi de bunun bir sayım değil rivayet olduğunu belli eder.

Kabri anlatılırken taşın metni de nakledilir. Kitâbe onu babası üzerinden tanımlar — Nâsûhîzâde Fazlullah Efendi'nin mahdûmu merhum eş-Şeyh Alâeddin Efendi — ruhuna Fâtiha ister ve 1223 (1808) tarihini verir. Metnin bu bahsinde ayrıca es-Seyyid Muhammed Atâullah adlı bir biraderinden ve onun 1216 Rebîülevvelinde (Ağustos 1801) vefat ettiğinden söz edilir.

COĞRAFÎ HAFIZA2 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi2 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Türbeye gelen bornozlu ziyaretçinin haberi

Şeyh Kerâmeddin Efendi, türbeyi ziyarete gelen Arap asıllı bornozlu bir zatın, Alâeddin Efendi'nin Tunus'ta yaydığı yolun oralarda hâlâ yaygın ve müridlerinin sayısız olduğunu söylediğini nakleder.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Sefîne bu bilgiyi doğrudan değil, bir nakil zinciriyle verir. Şeyh Kerâmeddin Efendi'nin anlattığına göre bir gün bornoz giymiş, Arap asıllı bir zat türbeyi ziyaret maksadıyla gelmiş; kendisiyle görüşüldüğünde Alâeddin Efendi'nin o taraflarda neşrettiği yolun hâlâ yaygın olduğunu, sayısız mürid ve sâlik bulunduğunu söylemiştir.

Metin ayrıca "bir rivayete göre" kaydıyla, bu vesileyle yüz binlerce kişinin yola girdiğini aktarır. Rakam, kaynağın kendi ifadesiyle de bir sayım değil, dolaşımdaki bir rivayettir.

Çerçeve. "Uzaktan gelen ziyaretçi" anlatıları menâkıb edebiyatında bir tesir delili işlevi görür: şeyhin etkisi, onu hiç tanımayan bir yabancının şehadetiyle doğrulanır ve anlatının ağırlık merkezi kerâmete değil şöhretin genişliğine kayar. Tarihî kayıt düzeyinde buradan çıkarılabilecek olan, Tunus'taki Şa‘bânî varlığının İstanbul'daki Nâsûhî muhitince biliniyor olmasıdır. "Yüz binlerce" ifadesi ise nicel bir veri değil, yaygınlığı anlatmak için kullanılan geleneksel bir mübalağa kalıbıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 1

Tunus'ta neşr-i tarikata me'mur olup, o havalide tarik-ı Şa'bani'(yi) neşre muvaffak olmuş, ala-rivayetin elyevm yüzbinlerce kimse bu yüzden mazhar-ı feyz-i tarik olmakta bulunmuştur. Şeyh Kerameddin Efendi nakl eyledi ki, bir gün bornozlu ve evlad-ı Arabdan bir zat türbe-i şerifeyi ziyaret kasdıyla gelip, onunla görüştüğünde Alaeddin Efendi tara­ fından neşr edilen tarikın o havalide münteşir olduğunu ve la-yuad müridan ve sali­ kan bulunduğunu söylemiştir Kabri, Hz. NasUhl-zade Fazlullah Efe1ıdi hazretlerinin mahdftm-ı mükerrem­ leri merhum eş-Şeyh Alaeddın Efendi rUhuna el-Fatiha I 223/( I 808) ." Bir biraderi daha vardır ki, es-Seyyid Muhammed Ataullah'dır. 1 2 1 6 senesi Re­ biu'l-evvelinde (Ağustos 1 801 ) irtihal etmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Tunus'ta neşr-i tarikata me'mur olup, o havalide tarik-ı Şa'bani'(yi) neşre muvaffak olmuş, ala-rivayetin elyevm yüzbinlerce kimse bu yüzden mazhar-ı feyz-i tarik olmakta bulunmuştur. Şeyh Kerameddin Efendi nakl eyledi ki, bir gün bornozlu ve evlad-ı Arabdan bir zat türbe-i şerifeyi ziyaret kasdıyla gelip, onunla görüştüğünde Alaeddin Efendi tara­ fından neşr edilen tarikın o havalide münteşir olduğunu ve la-yuad müridan ve sali­ kan bulunduğunu söylemiştir Kabri, Hz. NasUhl-zade Fazlullah Efe1ıdi hazretlerinin mahdftm-ı mükerrem­ leri merhum eş-Şeyh Alaeddın Efendi rUhuna el-Fatiha I 223/( I 808) ." Bir biraderi daha vardır ki, es-Seyyid Muhammed Ataullah'dır. 1 2 1 6 senesi Re­ biu'l-evvelinde (Ağustos 1 801 ) irtihal etmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.

Kavram dünyası

İlk 2 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

Tunus'a neşr-i tarîkat memuriyeti

Şa‘bâniyye'yi yaymak üzere Tunus'a memur edilmiş ve Sefîne'ye göre yolu o bölgede yerleştirmeye muvaffak olmuştur.

Metni gösterMetni daralt

Sefîne'nin kaydına göre kendisi Tunus'ta tarikatı neşretmekle görevlendirilmiş ve "o havâlide" Şa‘bânî yolunu yaymaya muvaffak olmuştur. İfade, gidişin şahsî bir tercih değil bir vazifelendirme olduğunu söyler.

Metin ne gidiş tarihini ne de kimin tarafından memur edildiğini belirtir. Elde kalan çerçeve, İstanbul'daki Nâsûhî muhitinden Kuzey Afrika'ya uzanan bir irşad görevinden ibarettir.

Çerçeve. Bir şeyhin uzak bir vilâyette "neşr-i tarîkat"la görevlendirilmesi, tarikatın merkezî bir âsitâne etrafında teşkilâtlandığı durumlarda görülen bir uygulamadır ve kişinin kendi kararıyla hicret etmesinden farklıdır. Buradaki kayıt görev düzeyinde açıktır; buna karşılık vazifenin resmî bir berat yoluyla mı yoksa dergâh içi bir işaretle mi verildiği metinden anlaşılmaz. Tarihî kayıt ile gelenek anlatısı arasındaki sınır tam bu noktada başlar: görevin varlığı kaydedilmiş, mahiyeti kaydedilmemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
KAVRAM

Kabir kitâbesindeki 1223/1808 kaydı

Kabir taşı onu "Nâsûhîzâde Fazlullah Efendi'nin mahdûmu merhum eş-Şeyh Alâeddin Efendi" diye tanıtır ve vefatını 1223 (1808) olarak verir.

Metni gösterMetni daralt

Sefîne kabrini anarken taşın metnini de aktarır. Kitâbe onu şahsî bir unvanla değil babası üzerinden tanımlar: "Hazret-i Nâsûhîzâde Fazlullah Efendi hazretlerinin mahdûm-ı mükerremleri merhum eş-Şeyh Alâeddin Efendi". Ardından ruhuna Fâtiha istenir ve 1223 (1808) tarihi kaydedilir.

Kitâbenin yer aldığı satır kurtarılan metinde kısmen bozulmuştur; kesin olan, kaydın kendisi ve verdiği vefat yılıdır.

Çerçeve. Mezar kitâbeleri, menâkıb kaynaklarındaki tarihler arasında en sağlam dayanaklardandır; çünkü kulaktan kulağa aktarılan bir rivayete değil taşa geçmiş bir kayda dayanırlar. Kitâbenin burada ayrıca yaptığı iş, kimliği silsile üzerinden kurmaktır: Nâsûhî ailesinde bir şahsın tanımı, çoğu zaman kendi unvanıyla değil babasının adıyla verilir. Bu yüzden 1223/1808 tarihi, Tunus'taki yaygınlığa dair rivayetlerden farklı bir kategoriye — belge düzeyine — aittir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Tunus · TunusTunusAlâeddin Efendi'nin Şa‘bâniyye'yi neşretmekle görevlendirildiği ve Sefîne'ye göre yolun yaygınlık kazandığı bölge. Metin "Tunus'ta" ve "o havâlide" der; belirli bir şehir, tekke veya semt adı vermez. İlişkili kişi dosyası Şeyh (Üçüncü) Alâeddin Efendi : Nâsûhîzâde Fazlullah Efendi’nin oğlu Alâeddin Efendi, Şâbâniyye irşadı için Tunus’a gönderilmiş ve 1808’de vefat etmiştir.İstanbul · TürkiyeNasuhi TürbesiNasûhiyye’nin pîr makamı Üsküdar Doğancılar’daki tekke, Halvetiyye’nin Şâbâniyye koluna bağlı Nasûhiyye’nin âsitânesi ve pîr makamıdır. İnşaata Sadrazam Damad Hasan Paşa başladı; giderleri Mehmed Nasûhî Efendi üstlenerek yapıyı 1099/1688’de tamamladı. Yangın ve yeniden ihya İlk tesis günümüze ulaşmadı. Sultan Abdülmecid döneminde yenilenen ahşap yapılar 1274/1857-58’de yandı; Ebûbekir Rüstem Paşa tekkeyi 1280/1863-64’te kâgir olarak yeniden yaptırdı. Cami-tevhidhâne 1925 sonrasında cami işlevini sürdürdü. Türbe ve hazîre Türbede Mehmed Nasûhî Efendi, hanımı ve neslinden gelenlere ait on sanduka bulunur. Cami-tevhidhâneye açılan niyaz penceresi, hazîre ve Hasan Paşa Çeşmesi yapının tarikat merkezi kimliğini birlikte görünür kılar. Mimari katman Bugünkü ana bina türbe, cami-tevhidhâne ve yenilenmiş selâmlık bölümlerinden oluşur. 1960’lardan sonra selâmlık özgün biçimine bağlı kalınmadan yenilenmiş, XX. yüzyıl başında yıkılan minare 1966’da yeniden yapılmıştır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ
  2. [2]Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4
  3. [3]Kişi dosyasının kaynakları — Şeyh (Üçüncü) Alâeddin Efendi
  4. [4]M. Baha Tanman, ‘Nasûhî Tekkesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 32, s. 430-431; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ
Ortak kaynak kataloğunu aç →