Sefîne bu bilgiyi doğrudan değil, bir nakil zinciriyle verir. Şeyh Kerâmeddin Efendi'nin anlattığına göre bir gün bornoz giymiş, Arap asıllı bir zat türbeyi ziyaret maksadıyla gelmiş; kendisiyle görüşüldüğünde Alâeddin Efendi'nin o taraflarda neşrettiği yolun hâlâ yaygın olduğunu, sayısız mürid ve sâlik bulunduğunu söylemiştir.
Metin ayrıca "bir rivayete göre" kaydıyla, bu vesileyle yüz binlerce kişinin yola girdiğini aktarır. Rakam, kaynağın kendi ifadesiyle de bir sayım değil, dolaşımdaki bir rivayettir.
Çerçeve. "Uzaktan gelen ziyaretçi" anlatıları menâkıb edebiyatında bir tesir delili işlevi görür: şeyhin etkisi, onu hiç tanımayan bir yabancının şehadetiyle doğrulanır ve anlatının ağırlık merkezi kerâmete değil şöhretin genişliğine kayar. Tarihî kayıt düzeyinde buradan çıkarılabilecek olan, Tunus'taki Şa‘bânî varlığının İstanbul'daki Nâsûhî muhitince biliniyor olmasıdır. "Yüz binlerce" ifadesi ise nicel bir veri değil, yaygınlığı anlatmak için kullanılan geleneksel bir mübalağa kalıbıdır.