HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Nehrî ailesindeki yeri
Seyyid Abdullah Geylânîzâde, Nehrî Tekkesi’nin postnişini Seyyid Abdülkadir’in oğludur. Nehrî kolunun Şeyh Ubeydullah, Seyyid Abdülkadir ve Seyyid Abdullah’la temsil edilen geç dönemi, tekkenin tasavvufî faaliyetleri yanında siyasal hadiselerin de belirginleştiği bir safhadır.
Merkezin İran’a nakli
Şeyh Said hadisesinin ardından babası Seyyid Abdülkadir 1925’te idam edilince, Seyyid Abdullah tarikat merkezini İran’a taşıdı. Nehrî halkası Urumiye’deki Dizec Hankahı ile Mahabad Hankahı çevresinde yeniden teşkil edildi.
Son dönem
1967’de vefat etti. Araştırmaya göre kendisinden sonra hilâfet bırakmadığı için merkezî tekke faaliyeti büyük ölçüde sona erdi; buna rağmen bağlı müridlerin, onun görevlendirdiği vekiller aracılığıyla varlığını sürdürdüğü kaydedildi. Bu devam, yeni bir postnişin silsilesi gibi gösterilmemiştir.
Sürgünden İran’a: bir merkezin taşınması
Babası Seyyid Abdülkādir’in Hicaz’da mecburi ikamete tâbi tutulduğu yıllarda, hicrî 1310’da doğdu; doğum tarihi ebced hesabıyla "tafaddul" kelimesiyle düşürülmüştür. Ailesiyle birlikte Taif, Medine, Beyrut ve İstanbul’da sürgünde bulunduğu dönemde ilim tahsilini birçok farklı âlimin yanında tamamladı. Babası ve kardeşi Seyyid Muhammed İstanbul’da yaşarken kendisi Nehrî’de ikamet etti; bir ara babasının yanına gittiyse de tekrar Nehrî’ye döndü. Babası gibi Osmanlı yönetimine bağlı hareket etti; I. Dünya Savaşı’ndaki hizmetleri sebebiyle Harbiye Nezâreti’nce kendisine para gönderildiği arşiv belgelerinde kayıtlıdır.
1925’te babası Seyyid Abdülkādir ile ağabeyi Seyyid Muhammed beklenmedik biçimde idam edilince aile Nehrî’yi terk etti. Seyyid Abdullah önce tek başına İran’a kaçtı; ardından emrindeki bir birlikle Nehrî’ye baskın yapıp aile fertlerini alarak Irak’a, amcazadesi II. Seyyid Tâhâ’nın yanına gitti ve bir süre Harir’de Batay köyünde oturdu. 1321 hş. (1942) yılında Irak’tan İran’a geçti; iki yıl Uşneviyye’de kaldıktan sonra Urumiye’nin Mergever mıntıkasında Gerdevan köyüne, nihayet yine Mergever’deki Dizec köyüne yerleşerek burada bir tekke ve medrese kurdu. Böylece Nehrî kolunun merkezi İran’a intikal etmiş oldu. Uzun sürgün yılları boyunca sahipsiz kalan bölge müridleri onun faaliyetleriyle yeniden toparlandı.
Hayatının son üç yılını Urumiye’de inşa ettirdiği evde geçirdi; burada hastalanarak 1387/1967’de vefat etti. Cenazesi Urumiye’deki İmam Şâfiî mescidinde teçhiz edildi ve Mergever’deki Dizec köyüne götürülmek üzere Şiî ve Sünnîlerden oluşan büyük bir kalabalıkla uğurlandı; cenaze namazını Kadı Muhammed Hızırî kıldırdı.