HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
İrşad çevresi
Muhammed Şîrîn Mağribî, Necmeddin Kübrâ'nın halifelerinden Nûreddin Gazâlî'nin ve onun halifesi İsmâil Selîbî'nin irşad hattına bağlanır. Kaynak onu Kübreviyye'nin Nûriyye kolu çevresinde yetişen muhakkik sûfîlerden sayar. Baba Kemâl-i Hucendî'nin sohbet çevresiyle ilişkisi de aktarılır.
Hayatı ve vefatı
Hazînetü'l-asfiyâ'ya göre 809/1406'da altmış yaşında vefat etti; buradan doğumu yaklaşık 1346'ya tarihlenir. Şâhruh devrinde tanındı, Tebriz'de vefat etti ve Sürhâb'da defnedildi. Kabri sûfîler ve şiir muhipleri tarafından ziyaret edildi.
Adı ve mahlası
Kaynaklarda Muhammed Şîrîn, Muhammed Şerîf ve Muhammed Şemseddin biçimleri görülür. Hüseyin Vassâf, aynı olay ve şiir örneklerinden hareketle bunların aynı şahıs etrafındaki ad varyantları olduğunu tartışır; Şîrîn adını tercih eder. “Mağribî” mahlası, Mağrib seyahati ve tasavvufî sembol diliyle ilişkilendirilir.
Şiiri ve tasavvuf dili
Şöhretten kaçınan, Üveysî meşrepli ve Hanefî bir sûfî olarak tasvir edilir. Şiirlerinde tecellî, vahdet, sıfatlardan geçiş, karanlık halvet, nurlar ve hayal perdesi temaları belirgindir. İbnü'l-Arabî'nin eserlerine kuvvetli ilgisi olduğu, bu eserlerin izini sürmek için Mağrib'e seyahat ettiği aktarılır.
Dîvânı
Farsça Dîvânının bir yazma nüshası İstanbul Millet Kütüphanesi'nde kayıtlıdır. Vassâf, şiirlerini doğrudan hakikate yönelen metinler olarak değerlendirir. Eski dosyadaki uzun Besim Efendi mektupları, ad tartışmasının özünü koruyacak biçimde ayrılmış; mükerrer övgü ve sayfa taşmaları çıkarılmıştır.
Tahsili, intisabı ve icâzetleri
Gençliğinde Tebriz’de ilim tahsil etti. Bu dönemde tasavvufî hikmetler içeren Farsça bir şiirin etkisinde kalarak tasavvufa yöneldi. Meşhur sûfî ve şair Kemâl-i Hucendî’nin de aralarında bulunduğu birçok sûfînin meclisine katıldı.
Sonunda Kübrevî şeyhi İsmâil es-Sîsî’ye mürid oldu; onun yanında erbaîne girip tasavvufî eğitimine devam etti. Gerek tasavvuf yolundaki yeteneği gerekse söylediği güzel şiirlerle şeyhinin en gözde müridlerinden biri haline geldi.
İsmâil es-Sîsî’den başka yine Kübreviyye’den Bahâeddîn-i Hemedânî’den, Sühreverdiyye’den Abdülmü’min es-Serâvî’den ve Ekberiyye’den Şeyh Sa‘deddin’den icâzet aldığı, ayrıca İbnü’l-Arabî’nin ruhaniyetinden Üveysî yolla faydalandığı nakledilir. Postnişin olarak halkı irşada başladığı ve mürid yetiştirdiği anlaşılmaktadır; Mevlânâ İvaz Şah, Şemseddin Muhammed Aktâbî Meşrikı, Abdürrahîm el-Halvetî ve Nûreddin Abdürrahîm el-Bezzâzî önde gelen müridlerindendir.
Şiirinin tesiri
Devrin önde gelen şairlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Şiir tarzının Şah Ni‘metullah-ı Velî ile Muhammed b. Yahyâ el-Lâhîcî’yi etkilediği bilinmektedir. Şiirlerinde kullandığı birçok ifade sonraları Farsça’da deyim ve atasözü haline gelmiş; ayrıca Molla Hâdî-i Sebzevârî gibi işrâk felsefesine bağlı birçok âlim ve sûfînin eserlerinde tesirleri görülmüştür.