HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Siroz'dan Kahire'ye
Sirozlu Mustafa Çelebi'dir. Yüksek ilimleri tahsil ettikten sonra devrin âlimlerinin derslerine devam etti; Bağdat kadısı Kemal Çelebi'nin yanında çalıştı. Ardından Kahire'ye giderek Gülşenîzâde Ahmed Hayâlî'nin hizmetinde tasavvuf eğitimini tamamladı.
Semiz Ali Paşa çevresi
Mısır valisi Semiz Ali Paşa'nın hocası, sohbet arkadaşı ve yakın çevresinden oldu. Ali Paşa'nın 968/1561'de sadrazamlığa yükselmesiyle İstanbul'daki vezir çevresinde itibar kazandı. Daha sonra bu çevrede yaşadığı kırgınlık üzerine memleketine döndü.
Şiiri, hattı ve üç dili
Üç dilde yazabilecek birikime sahipti; şiirlerinden örneklerin tezkirelerde bulunduğu kaydedilir. Güzel yazısı ve metin kaleme alma kabiliyetiyle tanındı.
Büyük mecmuası
Manzum ve mensur eserleri, mektupları, meseleleri, tarih kayıtlarını ve nadir bilgileri bir araya getiren çok geniş bir mecmua hazırladı. Kaynak, aranan pek çok bilginin içinde bulunabildiğini ve mecmuanın ölümünden sonra yüz florine satıldığını bildirir.
Vefatı
Memleketine döndükten sonra 973/1565-66'da vefat etti. Kesin defin yeri verilmediği için coğrafî konum türetilmedi.
İlmiye yolundan Mısır'a, Mısır'dan Siroz'a
Kaynak onun hayatını bir yön değiştirme hikâyesi olarak kurar. İstanbul'da ilmiye mesleğinde ilerlerken, Âşık Çelebi'nin ifadesiyle "gönline Mısr-ı ışkun nesemât-ı simât-ı gülşenî ve asr-ı şevkun câzîbe-i da'vet-i encümeni irişüp" Nil'e doğru yönelmiştir. Sahn müderrislerinden Kemal Çelebi'den tahsilini tamamladıktan sonra Mısır'a gitmiş ve Gülşenî çevresine bağlanmıştır.
Bir ara Mekke'de mücavir olmuş, sonra Mısır'da tanıştığı Semiz Ali Paşa'nın himayesine girmiştir. Gelibolulu Âlî'ye dayanan rivayete göre Ali Paşa'nın çevresindekiler onun "cüzzâm marazına mübtelâ" olduğunu yayarlar; o da "güçle gökçeklik olmaz" deyip alır başını Siroz'a gider ve orada vefat eder.