HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Tırhala’dan İstanbul’a
İbrâhim Cezbî Tırhala’dan gelmiştir. Himmetzâde Abdullah Efendi ile Abdüssamed Efendi’nin sohbetlerine katılarak bu çevreden feyiz aldı. İlk döneminde Başmakçızâde Seyyid Ali Efendi’nin kazaskerliği sırasında Rumeli Kalemi’ne devam etti; bazı yerlerde kadılık yaptı.
Cezbî mahlası
Kaynak, tasavvufî cezbenin kendisinde baskın oluşu sebebiyle “Cezbî” mahlasını kullandığını belirtir. Şiirlerinde Himmetiyye ve Hacı Bayram-ı Velî’ye bağlılığını, halka-i tevhidi, râbıtayı, ilâhî aşkı ve Hz. Peygamber’e muhabbeti işler.
Sürgün ve vefat rivayetleri
Tasavvufî sözlerinin bazı zâhir ulemâsınca hoş karşılanmaması üzerine İstanbul’dan uzaklaştırıldığı aktarılır. Başka bir rivayet onun İstanbul’da öldürüldüğünü ve Edirnekapı dışında defnedildiğini söyler. “Şer‘-i şerîf” terkibi 1160/1747 için vefat tarihi olarak verilmişse de eserin neşir notu ebced hesabının 1127’yi verdiğini bildirir. Bu sebeple 1747 tarihi kesinleştirilmiş ölüm yılı olarak kullanılmamıştır.
Mürettep Dîvân
Hüseyin Vassâf, Cezbî’nin basılmamış mürettep Dîvânını bizzat gördüğünü ve kıymetli bulduğunu kaydeder. Eldeki şiir örnekleri onun yalnız cezbe hâllerini değil, belirgin bir Bayramî-Himmetî öğretisini nazımla aktardığını gösterir.
Der-i lutfun bize dârü’l-emândır yâ Resûlallah
Saâdet, re’fet andan râyegândır yâ ResûlallahKerem-dîde kemînendir, umar ihsânını Cezbî
Kapında zâr u üftâde gedâdır yâ Resûlallah
Himmetiyye ve tevhid
Gayriye hâcet bırakmaz Himmetî’nin himmeti
İşte her yüzden devâ-yı mihnet ü dermân budurGel tarîk-i Hazret-i Sultan Hacı Bayram’a ir
İster isen kim gönül menşûruna sultan budurVâsıl-ı Rabb olmak istersen eğer zâhid yürü
Halka-i tevhîde irgür ki özün dîvân budur
“Gönül sensiz karar etmez”
Eyâ gül yüzlü sultânım, gönül sensiz karar etmez
Tabîbim, derde dermânım, gönül sensiz karar etmezNe yerlerde karar etsem, dahi seyr ü şikâr etsem
Aceb mi âh u zâr etsem, gönül sensiz karar etmezBu Cezbî şem‘-i cânâna dolaşıp misl-i pervâne
Düşüp nâra Halîlâne, gönül sensiz karar etmez