HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve lakabı
Mehmed Efendi, kaynaklarda Begzâde Efendi ve daha belirgin biçimde Kemâl Begzâde adıyla anılır. XVI. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı ilmiye teşkilâtında medrese müderrisliğinden büyük şehir kadılıklarına yükselmiş bir âlimdir. Aynı dönemde yaşayan Küçük Lutfî Begzâde Mehmed Efendi ile karıştırılmamalıdır; görev zinciri, hocaları ve vefat tarihi farklıdır.
Ahmed Çelebi’den mülâzemeti
İlmî tahsilini tamamladıktan sonra Bursalı Emîr Hasan Çelebi’nin kardeşi Ahmed Çelebi’den mülâzemet aldı. Daha sonra hocasının damadı oldu. Ahmed Çelebi, Bursa Zeynîler Zâviyesi şeyhi Seyyid Ali Efendi’nin oğluydu ve Mirim Köse’den mülâzemet almıştı. Bu aile bağı Begzâde’nin hem Bursa ilim çevresiyle hem de merkezî ilmiye ağıyla ilişkisini açıklar; fakat Mehmed Efendi’ye ayrıca bir tarikat mensubiyeti nisbet etmek için yeterli değildir.
Yeni İbrahim Paşa Medresesi
Begzâde Mehmed Efendi’nin takip edilebilen ilk önemli görevi kırk akçeli Yeni İbrahim Paşa Medresesi müderrisliğidir. 976 Saferinde (1568) bu görevden ayrıldı. Kırk akçelik medrese, Osmanlı müderrislik basamaklarında belirli bir kıdemi ifade eder; dolayısıyla onun daha önce alt dereceli medreselerde görev yapmış olması muhtemeldir, ancak kaynak bu ilk basamakların adlarını vermez.
Edirne Dârülhadisi ve Sahn-ı Semân
981 Muharreminde Yeni Ali Paşa Medresesi’ne, 984 Rebîülâhirinde (1576) Edirne Dârülhadisi’ne tayin edildi. Aynı yılın Receb ayında Sahn-ı Semân müderrisliğine yükseldi. Sahn medreseleri, Fâtih Külliyesi’nin yüksek tahsil kurumlarıydı. Begzâde’nin daha sonra kaleme aldığı arzuhal, Mâverâünnehirli Molla Mehmed Masûm’un bu dönemde onun ders halkasına katıldığını gösterir.
Ayasofya ve Süleymaniye
987 Şabanında (1579) Ayasofya Medresesi’ne, 988 Rebîülevvelinde (1580) Süleymaniye medreselerinden birine tayin edildi. Böylece İstanbul’daki yüksek dereceli medreselerin başlıcalarında ders verdi. Atâyî onu çok sayıda faziletiyle tanınan ve devrin önde gelen âlimleri arasında yer alan bir şahsiyet olarak niteler.
Halep kadılığı
993 Muharreminde (1585) Halep kadılığına getirildi. Bu tayin onun müderrislikten mevleviyet derecesindeki kadılıklara geçişini gösterir. Halep, Osmanlı ilmiye kariyerinde yalnız taşra adliyesi değil; yoğun ilmî, ticari ve idarî hayatı bulunan büyük bir eyalet merkeziydi.
Medine teklifi ve Eyüp kadılığı
Aynı yılın Şevval ayında Medine kadılığı kendisine teklif edildi; ancak görevi kabul etmekte tereddüt ettiği için bu tayin fiilen yürüttüğü bir kadılık olarak kaydedilmemelidir. 994 Recebinde (1586) kendisine Silivri ve Çatalca’nın da bağlandığı Eyüp kadılığı verildi. Böylece İstanbul çevresindeki önemli bir adlî ve idarî sahadan sorumlu oldu.
Kahire ve Edirne kadılıkları
998 Zilkadesinde (1590) Kahire kadılığına nakledildi; 1000 Muharreminde (1591) görevden ayrıldı. 1003 Cemâziyelâhirinde (1595) Edirne kadılığına getirildi ve ertesi yıl ayrıldı. Bu görevler, onun XVI. yüzyıl sonu Osmanlı ilmiye hiyerarşisinde ulaştığı yüksek mevleviyet derecesini gösterir.
Molla Masûm için yazdığı arzuhal
Tırhala Kadısı Molla Mehmed Masûm’un görevine iadesini isteyen ulemâ arzuhalleri arasında Begzâde Mehmed Efendi’nin şahitliği de bulunur. Begzâde, Masûm’un Mâverâünnehir’den geldiğinde Osmanlı âlimlerinden ders aldığını, kendisi Sahn müderrisi iken ders halkasına katıldığını ve onun ilmî kabiliyetini bizzat bildiğini yazar. Temiz yaradılışlı, ilmî tartışmalarda çevik, fazilet ve yumuşaklık sahibi olduğunu söyleyerek görev süresinin tamamlanmasını ister.
Arzuhalin tarihî değeri
Bu belge, Begzâde’nin yalnız görev listesini değil, hoca kimliğini ve meslek dayanışması içindeki tutumunu da gösterir. Bir âlim hakkında soyut övgüde bulunmak yerine onu hangi dönemde ve hangi ders halkasından tanıdığını belirtmesi, şahitliğin ayırt edici yönüdür. İmzasında kendisini “Kostantiniyye havâssı kadısı Mehmed” diye tanıtması, metnin Eyüp kadılığı yıllarında yazıldığını doğrulamaya yardım eder.
Muarrifzâde ile ‘Dübâreler’ hatırası
Atâyî, talebelik yıllarında Begzâde Mehmed Efendi ile Muarrifzâde Mehmed Efendi’nin hamam ve gülistan meclislerinde yakın arkadaş olduklarını, bu sebeple ikisine “Dübâreler” denildiğini aktarır. Kayda Kādı Riyâzî’ye nisbet edilen bir beyit de eşlik eder. Bu latife, resmî meslek kronolojisinin dışında XVI. yüzyıl ilim ve şiir çevrelerindeki gençlik arkadaşlığını yansıtır.
Son Eyüp kadılığı ve vefatı
1005 Recebinde (1597) ikinci defa Eyüp kadılığına tayin edildi. Atâyî, 18 Şevval 1007’de (Mayıs 1599) görevden ayrılışını ölümünü bildiren örtülü bir dille kaydeder ve ardından Eyüp mezarlığına defnedildiğini söyler. Doğum tarihi bilinmez; hayatının son iki yılı Eyüp kadılığıyla ilişkilidir.
Osmanlı ilmiye tarihindeki yeri
Begzâde Mehmed Efendi bir tarikat pîri değil, medrese ve kadılık kurumları içinde yetişmiş bir Osmanlı âlimidir. Onu site açısından değerli kılan husus, tasavvufî hayatın iç içe geçtiği Bursa, İstanbul, Edirne, Halep ve Kahire ilim çevreleri arasındaki hareketliliği göstermesidir. Kişi dosyası bu nedenle ona doğrulanmamış bir yol aidiyeti vermeden, dönemin ilmî ve kurumsal bağlamını görünür kılar.