Ara
Menü

Nûrüddîn Ali b. Muhammed İbn Gānim el-Makdisî

Nûrüddîn Ali b. Muhammed İbn Gānim el-Makdisî (1514–1596), Kahire’de yetişen büyük Hanefî fakihlerinden; kıraat, tecvid, hadis, tefsir, kelâm ve Arap dili alanlarında eser veren müderristir. Son yıllarında Kerîmüddin el-Halvetî vasıtasıyla Halvetiyye’ye intisap etmiştir.

Doğum
1514
Vefat
1596
Unvan
Hanefî fakihi, kıraat âlimi ve ömrünün sonunda Halvetiyye’ye intisap eden Kahire müderrisi
Temalar
Hanefî fıkhı, kıraat, tecvid, dâd harfi, medrese öğretimi, Kahire, Kudüs, hac, zühd, Halvetiyye

Adı, ailesi ve Kahire’de doğumu

Tam adı Nûrüddîn Alî b. Muhammed b. Alî el-Hazrecî el-Makdisî’dir. 6 Zilkade 920’de (23 Aralık 1514) Kahire’de doğdu. Ailesi Kudüs kökenliydi; el-Makdisî nisbesi bu köke, el-Hazrecî nisbesi ise Hazrec kabilesine mensubiyetine işaret eder. Aile geleneği soyunu ensarın önde gelenlerinden Sa‘d b. Ubâde’ye ulaştırır. İbn Gānim adı, atalarından Gānim’e nispetle ailenin birden fazla ferdinde kullanılmıştır. Bu sebeple müellif, aynı lakabı taşıyan başka isimlerden tam künyesi ve 1004/1596 vefat tarihiyle ayrılmalıdır.

Kur’an, kıraat ve çok yönlü tahsil

İlk eğitimini Hanbelî âlimi Şehâbeddin Ahmed b. Ali b. Hasan el-Makdisî’nin yanında aldı; Kur’an’ı ezberledi ve kıraat-i seb‘ayı öğrendi. Ardından Şehâbeddin Ahmed er-Remlî, Ebü’l-Hasan el-Bekrî es-Sıddîkī, İbnü’n-Neccâr el-Fütûhî, Kutbüddin Îsâ eş-Şîrâzî, Şehâbeddin Ahmed b. Yûnus el-Halebî, Nâsırüddin el-Lekānî ve Nâsırüddin et-Tablâvî gibi farklı mezheplere mensup âlimlerin halkalarına devam etti. Tefsir, kıraat, tecvid, hadis, Hanefî fıkhı, fıkıh usulü, kelâm, Arap dili ve edebiyatı onun ilmî şahsiyetinde birlikte gelişti. Dört mezhep çevresinden ders alması, daha sonra Kahire’nin geniş öğrenci muhitine hitap edebilmesini sağlayan başlıca unsurlardan biriydi.

İmamlık, müderrislik ve ilmî riyaset

Tahsilinin ardından Eşrefiyye Camii’nde imamlık ve ders görevine başladı. Eşrefiyye, Vezir Süleyman Paşa, Sargatmışıyye ve Sultan Hasan medreselerinde müderrislik ve idarî görevler üstlendi. Döneminde Hanefî fıkhının Kahire’deki başlıca otoritelerinden biri kabul edildi; ders halkası Mısır dışından gelen öğrencileri de çekti. Şöhreti geniş bir coğrafyaya yayılsa da hayatının büyük kısmını Kahire’de geçirdi. Mısır dışındaki bilinen seyahatleri iki hac yolculuğu ile üç Kudüs ziyaretidir.

Hocaları ve talebeleri

İbn Gānim’in hoca çevresi yalnız Hanefîlerle sınırlı değildi. Şâfiî, Hanbelî ve Mâlikî ilim gelenekleriyle temas ederek farklı disiplinlerin öğretim usullerini bir arada tanıdı. Kendisinden yetişenler arasında dil ve edebiyat âlimi Şehâbeddin el-Hafâcî, Hanefî fakihi Hasan eş-Şürünbülâlî, Siyer-i Halebiyye müellifi Nûreddin el-Halebî ve biyografi yazarı Takıyyüddin et-Temîmî anılır. Bu talebe halkası, tesirinin yalnız kendi eserleriyle değil, XVII. yüzyılın fıkıh, siyer, dil ve tabakat çalışmalarına uzanan bir öğretim zinciriyle sürdüğünü gösterir.

Hanefî fıkhındaki yeri

İbn Gānim, klasik metinleri şerh ve hâşiye yoluyla yeniden işleyen güçlü bir Hanefî fakihiydi. Kenzü’d-dekāik geleneğine yazdığı şerh, el-Eşbâh ve’n-nezâir üzerine notları, vakıf ve vekâlet meselelerine dair risâleleri onun hem öğretim metinleriyle hem de uygulamalı hukuk problemleriyle meşgul olduğunu gösterir. Cuma ve regāib namazı gibi tartışmalı ibadet meselelerini müstakil risâlelerde ele alması, güncel dinî uygulamaları fıkhî deliller üzerinden tartışan yönünü öne çıkarır.

Kıraat ve dâd harfi üzerine çalışması

Buġyetü’l-mürtâd li-taṣḥîḥi’ḍ-ḍâd, onun kıraat ve ses bilgisi alanındaki dikkat çekici eseridir. Risâlede dâd harfinin mahreci ve doğru telaffuzu üzerinde durur; kendi döneminde Mısır ve Hicaz çevrelerinde görülen farklı okuyuşları karşılaştırır. Böylece eser yalnız bir tecvid özeti değil, XVI. yüzyıldaki Arapça seslendirme uygulamalarına dair tarihî bir tanıklık niteliği de taşır.

Arap dili, astronomi ve diğer ilgi alanları

Fîrûzâbâdî’nin el-Kāmûsü’l-muhît’i üzerine tuttuğu notlar dil ve sözlükçülük birikimini; en-Nesemetü’n-nefḫiyye ve bu metne ilişkin açıklaması ise astronomi aletleriyle ilgili bilgisini gösterir. Kaynaklar remil ve simyayla ilgilendiğini de aktarır. Simyayla ilgili oğluna ve Mısır Beylerbeyi Hâfız Ahmed Paşa’ya bağlanan sert anlatı, biyografik kaynaklarda bir rivayet olarak yer alır; doğrulanabilir ilmî faaliyetleriyle aynı kesinlikte değerlendirilmemelidir.

Zühd dönemi ve Halvetiyye’ye intisabı

Ömrünün sonlarına doğru daha belirgin bir zühd hayatına yöneldi. Kerîmüddin el-Halvetî vasıtasıyla Halvetiyye’ye intisap ettiği kaydedilir. Bu bağ, onu bir Halvetî pîri veya yeni bir kolun kurucusu yapmaz; ilmî kariyerinin son safhasında bir Halvetî şeyhinin terbiyesine girdiğini gösterir. Dolayısıyla şahsiyetinin ana ekseni Hanefî fakihliği ve müderrislik, tasavvufî aidiyeti ise hayatının son dönemindeki Halvetî intisabıdır.

Vefatı ve defni

18 Cemâziyelâhir 1004’te (18 Şubat 1596) Kahire’de vefat etti. Türbetü’l-mücâvirîn’e defnedildi. Doğumundan vefatına kadar Kahire onun temel ilim ve öğretim merkezi olmuş; Kudüs aile hafızasının ve ziyaretlerinin, Mekke ise hac yolculuklarının coğrafyasını oluşturmuştur.

Başlıca eserleri

Eserleri fıkıh, hukuk usulü, kıraat, dil ve astronomi gibi farklı alanlara yayılır. Başlıcaları şunlardır: Evḍaḥu’r-remz ʿalâ Naẓmi’l-Kenz; Ḥâşiye ʿale’l-Eşbâh ve’n-neẓâʾir; Nûrü’ş-şemʿa fî ẓuhri’l-cumʿa; el-Bedîʿatü’l-mühimme fî beyâni naḳżi’l-ḳısme; Redʿu’r-râġıb ʿani’l-cemʿ fî ṣalâti’r-reġāʾib; evlâda vakıf meselesine dair risâlesi; Ḥavâşî ʿale’l-Ḳāmûs; Buġyetü’l-mürtâd li-taṣḥîḥi’ḍ-ḍâd ve en-Nesemetü’n-nefḫiyye ʿale’r-Risâleti’l-Fetḥiyye. Vekilin azilden sonraki beyanı ve vekil sözünün kabulü hakkında iki risâle daha kütüphane kataloglarında onun adına kayıtlıdır. Buna karşılık el-Fâʾiḳ fi’l-lafẓi’r-râʾiḳ aynı lakabı taşıyan başka bir müellife aittir.

COĞRAFÎ HAFIZA6 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi6 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 2 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Hâfız Ahmed Paşa’ya küreğin ağırlığını gösteren hâl

Ali b. Gānim el-Makdisî’nin Hâfız Ahmed Paşa’dan bir mahkûmun affını istemesi; talebi reddedilince paşanın kendisini bir anda esir düşüp kürek çekerken görmesi ve ardından mahkûmu serbest bırakması anlatılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Atâyî’nin nakline göre Mısır beylerbeyi Hâfız Ahmed Paşa, suçlu saydığı bir kişiyi kadırgada küreğe göndermişti. Mahkûmun anne ve babası Ali b. Gānim el-Makdisî’ye başvurarak şefaatini istedi. Şeyh, âdeti olmadığı hâlde idare konağına gidip paşaya öğüt verdi; kadırgada kürek çekmenin insan gücünü aşan ağırlığını anlatarak mahkûmun bağışlanmasını rica etti. Paşa bu talebi kabul etmeyince Ali el-Makdisî geri döndü ve kaynağın simya diye adlandırdığı bir uygulamaya yöneldi.

Paşa o anda duyular âleminden kopmuş gibi oldu. Saray kapıcılarının acele bir fermanla kendisini İstanbul’a çağırdığını, İskenderiye’ye gidip hazır bekleyen kadırgaya bindiğini gördü. Deniz ortasında gemi düşman gemilerine yakalandı; paşa yanındakilerle esir edilip küreğe bağlandı. Büyük bir sıkıntıyla kürek çekerken Ali el-Makdisî geminin iskelesinde göründü. Gemi halkı ona itaat etti ve şeyhin affını istediği mahkûmu serbest bıraktı.

Ali el-Makdisî paşaya, kürek çekmenin kolay olup olmadığını ve kurtulmak isteyip istemediğini sordu. Paşa içtenlikle yalvarınca şeyh elinden tuttu. Paşa birden önceki meclisinde kendine geldi; çevrede hiçbir şey değişmemiş, orada bulunanlara göre bölünemeyecek kadar kısa bir an bile geçmemişti. Bunun üzerine şeyhin elini öptü, ona duyduğu güven arttı ve daha önce küreğe gönderdiği kişiyi serbest bıraktı.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, c. II, s. 1087-1094.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Nil’e atılan yüzüğün karpuzdan çıkması

Ali b. Gānim el-Makdisî’nin Hâfız Ahmed Paşa’nın yüzüğünü Nil’e atması; daha sonra getirilen bir karpuz kesildiğinde yüzüğün içinden çıkması anlatılır.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Atâyî, bu anlatıyı da Hâfız Ahmed Paşa ile Ali b. Gānim el-Makdisî arasında geçen bir hadise olarak kaydeder. Paşa bir sohbet meclisinde şeyhten simya ilmindeki olağan dışı uygulamalarından bir örnek göstermesini istedi. Ali el-Makdisî bu isteği kabul ederek paşanın yüzüğünü talep etti; yüzük kendisine verilince onu Nil nehrine attı ve bir müddet murakabeye daldı.

Bir süre sonra meclise karpuzlar getirildi. Şeyh bunlardan birini isteyip paşaya uzattı; havanın sıcak ve kuru olduğunu söyleyerek karpuzu kendi eliyle kesmesini, bir kısmını da kendisine ikram etmesini istedi. Paşa karpuzu ikiye ayırdığında Nil’e atılan yüzüğünü karpuzun ortasında gördü ve onu yeniden eline aldı.

Kaynak bu rivayeti Ali el-Makdisî’nin garip ilimlerdeki maharetine dair dolaşan anlatılar arasında verir. Hadise tarihî biyografinin doğrulanabilir olaylarından ayrı, Atâyî’nin aktardığı gelenek içi olağanüstü hâl kaydı olarak okunmalıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, c. II, s. 1087-1094.

Eserleri ve metinleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Evḍaḥu’r-remz ʿalâ Naẓmi’l-Kenz

İbnü’l-Fasîh’in Nazmü’l-Kenz’ine yazdığı kapsamlı Hanefî fıkıh şerhidir; çok sayıda yazma nüshası günümüze ulaşmıştır.

Metni gösterMetni daralt

Evḍaḥu’r-remz ʿalâ Naẓmi’l-Kenz, Ebü’l-Berekât en-Nesefî’nin Kenzü’d-dekāik adlı Hanefî fıkıh metninin İbnü’l-Fasîh tarafından nazma çekilen biçimine yazılmış şerhtir. Eser, ibadetlerden muâmelâta uzanan meseleleri manzum metnin sırasına göre açıklayan geniş bir fıkıh çalışmasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Cengiz Kallek, İbn Gānim, Nûreddin — TDV İslâm Ansiklopedisi.
ESER / METİN

İbadet, vakıf ve vekâlet risâleleri

Cuma, regāib namazı, evlâda vakıf ve vekilin beyanı gibi uygulamalı hukuk meselelerini müstakil metinlerde ele aldı.

Metni gösterMetni daralt

Nûrü’ş-şemʿa fî ẓuhri’l-cumʿa zuhr-i ahîr meselesini; Redʿu’r-râġıb regāib namazı çevresindeki tartışmaları inceler. Evlâda vakıf, azledilen vekilin sözü ve vekil beyanının kabulü hakkında da müstakil risâleleri vardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Cengiz Kallek, İbn Gānim, Nûreddin — TDV İslâm Ansiklopedisi.
ESER / METİN

Buġyetü’l-mürtâd: dâd harfinin tashihi

Dâd harfinin mahrecini ve doğru icrasını konu alan risâle, XVI. yüzyıl kıraat uygulamalarına dair önemli bir ses tarihi kaydıdır.

Metni gösterMetni daralt

İbn Gānim, farklı bölgelerde duyduğu dâd telaffuzlarını karşılaştırır; harfin kalın dâl veya zâ sesine dönüşmesinin doğurduğu meseleleri kıraat ve tecvid geleneği içinde tartışır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Cengiz Kallek, İbn Gānim, Nûreddin — TDV İslâm Ansiklopedisi.
ESER / METİN

Dil ve astronomi çalışmaları

el-Kāmûsü’l-muhît üzerine notları sözlükçülük, en-Nesemetü’n-nefḫiyye ise astronomi aletleri konusundaki birikimini yansıtır.

Metni gösterMetni daralt

el-Kāmûsü’l-muhît üzerine notları sözlükçülük, en-Nesemetü’n-nefḫiyye ise astronomi aletleri konusundaki birikimini yansıtır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Cengiz Kallek, İbn Gānim, Nûreddin — TDV İslâm Ansiklopedisi.

Kavram dünyası

İlk 2 kayıt gösteriliyor

KAVRAM

Çok mezhepli ilim çevresi

Farklı mezheplerden hocalara devam etmesi, Hanefî uzmanlığını geniş bir tefsir, hadis, kıraat, kelâm ve dil eğitimi üzerine kurmasını sağladı.

Metni gösterMetni daralt

Farklı mezheplerden hocalara devam etmesi, Hanefî uzmanlığını geniş bir tefsir, hadis, kıraat, kelâm ve dil eğitimi üzerine kurmasını sağladı.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Cengiz Kallek, İbn Gānim, Nûreddin — TDV İslâm Ansiklopedisi.
KAVRAM

Talebe halkası ve sonraki tesir

Şehâbeddin el-Hafâcî, Şürünbülâlî, Nûreddin el-Halebî ve Takıyyüddin et-Temîmî gibi isimler vasıtasıyla fıkıh, siyer, dil ve tabakat literatürünü etkiledi.

Metni gösterMetni daralt

Şehâbeddin el-Hafâcî, Şürünbülâlî, Nûreddin el-Halebî ve Takıyyüddin et-Temîmî gibi isimler vasıtasıyla fıkıh, siyer, dil ve tabakat literatürünü etkiledi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Cengiz Kallek, İbn Gānim, Nûreddin — TDV İslâm Ansiklopedisi.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Kahire · MısırKahire — İbn Gānim’in ilim ve hayat çevresiİbn Gānim’in doğduğu, tahsil gördüğü, imamlık ve müderrislik yaptığı, vefat ettiği temel şehir çevresidir. Nokta belirli bir medrese veya mezarın kesin koordinatı değil Kahire merkezidir. Biyografideki yeri Nûrüddîn Ali b. Muhammed İbn Gānim el-Makdisî (1514–1596), Kahire’de yetişen büyük Hanefî fakihlerinden; kıraat, tecvid, hadis, tefsir, kelâm ve Arap dili alanlarında eser veren müderristir. Son yıllarında Kerîmüddin el-Halvetî vasıtasıyla Halvetiyye’ye intisap etmiştir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Kahire — İbn Gānim’in ilim ve hayat çevresi” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.Kudüs · FilistinKudüs — İbn Gānim’in aile kökü ve ziyaretleriAilesinin kökeniyle nispet edildiği ve hayatı boyunca üç defa ziyaret ettiği şehir çevresidir. Biyografideki yeri Nûrüddîn Ali b. Muhammed İbn Gānim el-Makdisî (1514–1596), Kahire’de yetişen büyük Hanefî fakihlerinden; kıraat, tecvid, hadis, tefsir, kelâm ve Arap dili alanlarında eser veren müderristir. Son yıllarında Kerîmüddin el-Halvetî vasıtasıyla Halvetiyye’ye intisap etmiştir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Kudüs — İbn Gānim’in aile kökü ve ziyaretleri” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.Mekke · Suudi ArabistanMekke — İbn Gānim’in hac yolculuklarıİbn Gānim’in iki hac yolculuğunun coğrafî kaydıdır. Biyografideki yeri Nûrüddîn Ali b. Muhammed İbn Gānim el-Makdisî (1514–1596), Kahire’de yetişen büyük Hanefî fakihlerinden; kıraat, tecvid, hadis, tefsir, kelâm ve Arap dili alanlarında eser veren müderristir. Son yıllarında Kerîmüddin el-Halvetî vasıtasıyla Halvetiyye’ye intisap etmiştir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Mekke — İbn Gānim’in hac yolculukları” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Cengiz Kallek, İbn Gānim, Nûreddin — TDV İslâm Ansiklopedisi
  2. [2]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, c. II, s. 1087-1094
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi — İbn Gānim, Nûreddin
Ortak kaynak kataloğunu aç →