HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Bu ibârenin hesaplanmasından 1284 çıkmaktadır. (H)
Nâfiz Efendi-zâde’dir. Pederlerinin makâmına câlis olup 21 Zi'l-ka'de 1324/(11 Ocak
1907) târîhinde Pazar günü terk-i âlem-i nâsût eyledi. Pederlerinin yanında medfûndur.
Halîm selîm bir şeyh-i kâmil idi.
RÛMİYYE-İ İSMÂİLİYYE
Kibâr-ı meşâyıh-ı Kâdiriyye’dendir. Silsile-i tarîkatları, ber-vech-i atî, iki koldan
Hz. Gavs-ı A’zam’a müntehî olmaktadır:
- Hz. Pîr Sultân Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- Cemâl el-Irâkî eş-Şeyh Abdürrazzâk (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Şihâbeddîn-i Ahmed (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Şerefeddîn-i Yahyâ (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Şemseddîn-i Muhsin (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Alâeddîn-i Ali (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Bedreddîn-i Hüseyn (Kaddesa'llâhu sırrahû) ,
-eş-Şeyh Ebû’l-Abbâs Şihâbeddîn-i Muhammed (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Zeyneddîn-i Abdülbâsıt (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Ebu Mekârim Şerefeddîn-i Kâsım (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Şemseddîn-i Muhammed (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Zeynü’l-Eşrâf Afîfeddîn el-Hüseyn (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Ahmed b. Süleymân (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Burhâneddîn İbrâhîm b. Ali (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Ahmed b. Mustafa el-Mısrî (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Ahmed b. Süleymân er-Rûmî (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- Sâhibü’t-tarîkat eş-Şeyh İsmâîl-i Rûmi (Kaddesa'llâhu sırrahû).
Dîgeri:
Bâlâdaki silsilede Şeyh Semseddîn-i Muhammed hazretlerinden bir kol teşa’’ub
ederek ber vech-i âtî teselsül etmektedir:
- eş-Şeyh Hüseyn-i Şâfia (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Muhammed-i Tâhir (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Ferecu’llâh-ı Yahyâ (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Muhammed-i Hanbelî (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Abdürrezzâk (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Abdülkâdir Çelebi (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Ferecu’llâh-ı Hâdî (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Abdülkerîm-i Şâfia (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Abdurrahmân-ı Hanbelî (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- eş-Şeyh Ferecu’llâh Şâh (Kaddesa'llâhu sırrahû),
- Hâdimü’l-fukarâ ve seccâde-nişîn-i âsitâne-i Hz. Gavs-ı A’zam eş-Şeyh Seyyid
Feyzu’llâh (Kaddesa'llâhu sırrahû).
Sâhibü’t-tarîkat eş-Şeyh İsmâîl-i Rûmî Hazretleri
Müşârünileyh hazretleri, İstanbul’da, Tophâne’de, Boğazkesen mahallesinde Kâdirî-
hânenin müessis-i zî-şânıdır. Aslen Tosya civârında Babsa karyesinde, Çoban Ali ismind
(bir zâtın) sulbünden mehd-ârâ-yı âlemi şuhûd olup, Tosya’da tahsîl-i ulûm ile Şeyhu'l-
Halvetî Ahmed Efendi’den feyz-i tarîkat aldıktan sonra, kutb-ı a’zam, gavs-ı mufahham
Hz. Abdülkâdir efendimizin da’vet-i ma’neviyyesiyle Bağdâd’a bi’l-azîme, o zamân
makâm-ı Hz. Gavs’da sâhib-i irşâd bulunan Şeyh Feyzu’llâh Efendi hazretlerine mülâkî
olmuş ve bâtınını dahi zâhiri gibi kemâlât ile tezyîn eylemiştir. Hz. Gavs-ı A’zam’ın, “Yâ
Rûmî, Rum’a git, tarîkımı neşr et.” emr u işâret-i ma’neviyyesiyle ve “Pîr-i Sânî”
künyesiyle, Anadolu ve Rumeli taraflarını gezerek, Tosya, Kastamonu, Edirne, Tekirdağ,
Bursa, Mısır, Siroz ve sâir şehirlerden cem’an kırk mahalde nâmlarına mensûb tekkeleri
ihyâ ve inşâ ettikten sonra, 1020/(1611) târîhlerinde Der-saâdet’i teşrîf ve hâlen defîn-i
hâk-i ıtr-nâk oldukları mezkûr makâm-ı âlîyi binâ ve ihyâ edip, bu belde-i tayyibede erkân-
ı tarîkat-ı aliyye-i Kâdiriyye’yi neşre muvaffak olmuşlardır. Onun için, zât-ı âlîlerine
“Rûmî” denilmiştir. Sultânahmed Câmi'-i Şerîfi’nin, resm-i güşâdında, Hz. Hüdâyî hıdmet-
i hitâbeti, Hz. Abdülehad en-Nûrî hıdmet-i nasîhati îfâ eyledikleri gibi, İsmâîl-i Rûmî
hazretleri de, âyîn-i celîl-i Kâdirî üzere zikr ü tevhîdde bulunmuşlardı.
1041/(1631) târîhinde âlem-i bakâya rıhlet eylemeleriyle, türbe-i mahsûsalarının
bulunduğu mahalde defin-i hâk-i irfân oldular. Kemâlât-ı zâhiriyye vü bâtiniyyesi
müsellem ve makâmât u kerâmâtı meşhûr bir zât-ı âlî-kadrdir.
Hâfız Ahmed Rif’at Efendi nâm zât tarafından, Nefhatü’r-Riyâzı’l-Âliye fî Beyânı
Tarîkati’l-Kâdiriyye nâmıyla yazılan bir eserde hakk-ı âlîlerinde tafsîlât verilmektedir.
“Kıldı İsmâîl Efendi nakl-ı gül-zâr-ı cinân”
()قيلدى اسماعيل افندى نقل كلزار جنان79
Dediler târîh-i nakli pür-sâhib-i izzete
Bu ân İsmâîl-i Rûmî göçdi bezm-i vahdete
()بو آن اسماعيل رومى كوﭼدى بزم وحدنه80 1041/ (16 31)
târîh-i irtihâllerini müş’irdir.
Türbe-i mahsûsalarının üzeri açıktır. Hânkâh-ı şerîfin ittisâlinde ve güzer-gâhdadır.
Şebekenin bâlâsında:
Bilürsin rûh-ı ehlu'llâhı kim sâhib-tasarrufdur
Bu İsmâîl-i Rûmî meşhedidir eyle istimdâd
Mezâr taşında:
“Kutbu’l-ârifîn Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin vâsıl-ı kerâmât-ı ulûmu ve nâil-i
füyûzât-ı kayyûmu, ârif-i bi’llâh, vâsıl-ı ila’llâh, pîr-i sânî Hz. İsmâîl-i Rûmî (Kuddise
sırruhû ve nefeana’llâhu teâlâ bihim) hazretlerinin rûh-ı aliyye-i nûrâniyyelerine, bi-
sırrı’l-Fâtiha, 1041/(1631).”
Duvar taşında:
Müdâvâdır be-her bir zerresi bin derde bî-şübhe
Bu ibârenin hesaplanmasından 1053 çıkmaktadır. (H)
Bu ibârenin hesaplanmasından 1042 çıkmaktadır. (H)
Ziyâret kıl gel İsmâîl-i Rûmî merkadin âşık
muharrerdir.
İsmâîl-i Rûmî hazretlerinin meslek-i kudsîleri, şiddet-i riyâzet ve mücâdeheye nâzır
olup, ondan sonra, o meslek-i âlîde sâbit-kadem zevât az yetişmiştir. Hattâ, Tomâr-ı
Turuk-ı Aliyye müellifi yazıyorlar ki:
"Kendisinden sonra teselsül eden silsileden birçok meşâyıh-ı muhtereme yetişmiş, bir müddetten
beri o makâma hâdim ve kâim olan meşâyıh-ı Kâdiriyye (Eşrefiyye) şu'besi icâzesini de hâiz olduklarından
ve Şeyh İsmâîl-i Rûmî’nin sülûküne zamânın her mürîdi mütehammil olmadığından hânkâh-ı mezkûr post-
nişînleri, mürîdânın meyl ü muhabbetini veya tahammül ve kabiliyyetini hangi şu'beye mâil ve kâbil
görürlerse ona göre inâbe vermeğe ve her Salı günleri öğleden sonra ezânî sâat sekizde, usûl-i İsmâîliyye vü
Eşrefiyye üzere icrâ-yı âyîn-i tarîkat olunmaktadır. Tarîkattan nasîbe-dâr-ı feyz olan erbâb-ı irfân hânkâh-ı
mezkûra girerek medfen-i Hz. Şeyh karşısında tevekkufla, kemâl-i ihlâs ile Fâtiha-hân ve devrâna da iştirâk
ile rûhâniyyet-i Hz. Gavs’dan meded-hâh olursa şübhe yok ki, gânimen avdet eder."
Şeyh İsmâîl-i Rûmî’nin erkek evlâdı olmamıştır. Kerîmesini, İstanbul’a gelip
hânkâh-ı mezkûra nâzil ve misâfir olan, şeyhi Bağdâd’daki âsitâne-i Hz. Gavs’ın seccâde-
nişîni Seyyid Feyzullâh Efendi’nin mahdûmu Şerîf Şeyh Halîl Efendi’ye tezvîc etmiş,
Şerîf-i müşârünileyh İstanbul’da kalarak kayınpederinin hâl-i şeyhûhatteki inzivâsı
esnâsında vekâlet ve irtihâlinden sonra seccâde-i Hazret’e kuûd ile irşâd-ı ümmete ve
şu’be-i İsmâîliyye’nin tevsî'-i dâire-i feyzine himmet eylemiştir.
Kâdirî-hâne hânkâhında İsmâîl-i Rûmî hazretlerinden sonra zamânımıza kadar
seccâde-nişîn olan meşâyıh-ı kirâm:
- Şeyh Arab-zâde Halîl Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî),
- Şeyh Seyyid Fâzıl Muhammed Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî),
- Şeyh Şerîf Abdurrahmân Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî),
- Şeyh Hüseyin Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî),
- Şeyh Halîl Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî),
- Şeyh Ali el-Vâhidî Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî),
- Şeyh Muhammed Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî),
-Şeyh Şerîf Ahmed Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî)
- Şeyh Muhammed Sırrî Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî)
- Şeyh Emin Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî)
- Şeyh Abdüşşekûr Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî)
- Şeyh Muhammed Şerefeddîn Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî)
- Şeyh Şerîf Ahmed Muhyiddîn Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî)
- Şeyh Abdüşşekûr Efendi (Kuddise sırruhu'l-âlî)
- Şeyh İsmâîl-i Gavsî Efendi. Seccâde-nişîn hâlen.
