Envârü’l-Kulûb III · kaynak sayfaları 652–659 Hakikat şerbeti içen âşika, Başı açık, teni uryan gerektir; Âşık YUNUS bu sırrı anlayanın, Ciğeri püryân, gözü giryân gerektir... O Nebiyyi muhteremin, ayağının tozuna yüzlerimizi sürelim, mübarek ayaklarının bastığı toprağı sürme diye gözlerimize çekelim. İşte, ancak o gözler bu sırra erer, bunları görür, Hak ve hakikat ülkesine girer, Nebi'lerle, velilerle, salih'lerle âşıklarla safa sürer. Mâ'azallah, bütün bunların zıddı olarak küfran-ı ni'mette bulunacak olursak, Rabbimizin gazabina uğrarız, iyman devletinden ve islâm rif'atinden mahrum kalırız. Bu fâni alemde en büyük musibet ise, hiç şüphesiz Kur'an saadetinden ve iyman selâmetinden yoksun olmaktır. Allahsız ve muhabbetsiz kalp neye yarar? Muhammed'siz kalbin, âlelade bir et parçasından ne farkı vardır? Böyle bir kalbe, kalp denilebilir mi? Dil, Hakkı zikretmiyorsa ne değeri olur? Hak ve hakikatleri görmeyen gözler Hak kelâmını işitmeyen kulaklar, Hak yoluna gitmeyen ayaklar insan için faydalı birer organ sayılabilir mi? Hak için vermeyen eller, halkı inciten diller, Hak…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.