Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

26 sonuç · “mülkiyet

01
Sözlük

Gina

Zenginlik. tas. Tam ve kâmil mülkiyet. Mutlak olarak gani Allah'tır; çünkü her şeyin zatı onundur (kı). Mâliku'l-mülk O'dur, insanlar ise fakirdir. Hak ile kendini zengin bilen (istigna bi’l-Hak) ondan başkasına muhtaç Gönül etmek olmaz; zira Hakk’a sahip olan, her şeye sahip olur (xr). Ol ganiyim ki bu bâzâr-ı fenada felege Metelik vermek için bende bozukluk yok Hafiz Yusuf Süfiler mal zenginliğine hevesli olmayı tavsiye etmezler. Imrenme görüp meyve-i bağın ümeranın Kim sular onu gözleri yaşı fukaranın Ali Çelebi Gına-i nefs Gönül zenginliği.

02
Sözlük

yed

yed a [Ar.] Sözlük anlamı, “El, kuvvet, güç, kudret.” olan bu terim, kudret, mülkiyet, hâkimiyet anlamında Allah’a nispet edilen zatî sıfatlarmdan biri.

03
Sözlük

arâzî

“Yer ve toprak” anlamında olan bu söz, îslâm hukukunda hem kamu hem de ferdî mülkiyet olarak yerleşmiştir. Ahalisi Müslüman olan arazinin üzerinde yaşayanlarm bu yerde özel hakkı ve mülkiyeti olduğu üzerinde bütün hukuk âlimleri fikir birliği içindedir. Devlet bu tür yerlerden “öşür” bk. bu madde) alabilmektedir.

04
Sözlük

Temennâ

Bir dilek veya hürmet ifadesiyle eli başa götürerek selâmlama. Osmanlı-Türk görgü dilinde saygı bildiren bir beden hareketidir. Okuma notu Temennâ selâmlama hareketidir; gerçekleşmesi arzulanan şeyi dileme anlamındaki temennî ayrı kelimedir.

05
Sözlük

Vâkī

Koruyan, gözeten ve zarardan sakındıran. Allah’a nispet edildiğinde yaratılmışları koruyup gözeten anlamında kullanılan sıfatlardan biridir. Kelime, insanın fiilleri için kullanıldığında bir şeyi meydana gelmeden önce engelleyen veya zarara karşı tedbir alan kimseyi ifade eder.

06
Sözlük

Zilyetlik

Bir mal üzerinde fiilî hâkimiyet kurma ve onu elinde bulundurma durumu. Zilyet malik olabileceği gibi kiracı, emanetçi veya başka bir hukukî sıfatla da malı elinde tutabilir. İslâm hukukunda zilyetlik, mülkiyet iddiaları, ispat yükü, gasp ve emanet hükümleri bakımından sonuç doğurur.

07
Sözlük

ganimet

Sözlük anlamı, “Bir şeyi kolayca elde etmek.” olan bu söz, “Müslümanların kazanılan savaş sonrasında gayrimüslimlerden ele geçirdikleri esirler ve her türlü mal.” olarak fıkıh alanmda kullanılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de türevleriyle birlikte altı ayette (Nisâ suresi, 4 / 94; Enfâl suresi, 8 / 41 ve 69; Feth suresi, 48 / 15,19, 20) geçen bu terim, hadislerde de zikredilmiştir. Özellikle Hz. Peygamber, ganimetlerin kendisine ve ümmetine helâl kılındığını bir hadisinde açıkça belirtmiştir. Ganimetin niteliği, elde ediliş biçimi, taşınması ve mülkiyet altına almması gibi konular ve kurallar hadis mecmualarında yer almaktadır.

08
Sözlük

bey'

Sözlük anlamı “mübadele” olan bu söz, “mülkiyet sözleşmelerinin en yaygını olan satış akdi” ile ticaret terimi olarak yaygınlık kazanmıştır. Aslmda bu sözün, Arapça “şirâ” ile birlikte “bey' ü şirâ” (alım satım) biçiminde kullanımı yaygındır. Kur’ân-ı Kerîm’de de geçen bu terim, genellikle ticarî hayatm içindeki ahş veriş biçimini ifade etmektedir. Ticarî bir terim olarak “bey'” sözü, İslâm hukukunda da üzerinde çok durulan konuların başmda olmuştur. Hanefi mezhebince satım akdinde satıcı ve alıcı unsurunun varlığını tabiî görmüşler ve bunların akıllı olma şartmı ortaya koymuşlardır. Ayrıca satım akdini üçlü unsur ile nitelemişler; bunlar, “satıcı”, “alıcı” ve “mal veya bedel” olarak tarif edilmiştir. Satım akdinin hukukî sonucu, “hüküm” olarak adlandırılmış ve satılan malın mülkiyetinin alıcıya, bedelinin de satıcıya geçmesi olarak hükme bağlanmıştır. Yine satım akdinin taraflarm karşılıklı rızaları ile ortadan kaldırılabileceği de mümkün görülmüştür.

09
Sözlük

gasp, -bı

gasp, -bı a. t,^) [Ar.] fik. Başkasınm mülkiyetinde olan bir malı, sahibinin rızası olmadan zor kullanarak elde etme veya kendi mülkiyetine geçirme anlamında bir fıkıh terimi. Bu terim Kur’ân-ı Kerîm’de sadece “Kehf suresi” nde geçmektedir.

10
Sözlük

abd-ı harîde

abd-ı harîde a. Gu>-.ut) fik. Para ile satın alınmış olup bir kimsenin mülkiyeti altma girmiş köle.

11
Sözlük

rakabe

fık. îslâm hukukunda, mülkiyete konu olan mahn yalnızca maddî yönünü ifade eden bir fıkıh terimi.

12
Sözlük

hak (D, -kkı

hak [< Ar.hakk] (ç. b. hukûk) Doğruluk, doğru ve 281 hak gerçek olan şey, bâtıl karşıtı. Bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de 247 ayette “bâtıl” sözünün karşıtı olarak kullanılmıştır (M. F. Abdülbakî, el-Mu'cem, “hkk” maddesi). Öte yanda ayetlerde genellikle, gerçeğe uygun söz, doğru haber, doğru yol, inanç, uygun bilgi, adalet, görev veya ödev gibi anlamlar söz konusudur. Bu terim, yukarıda sözünü ettiğimiz anlamlar çerçevesinde hadislerde de yer almıştır (Wensinck, el-Mu'cem, “hfz” maddesi). 2. Bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de, hadislerde ve öteki İslâmî kaynaklarda “Esirgenmesi, korunması ve gözetilmesi veya sahibine geri ödenmesi gereken maddî ve manevî imkân, mal, eşya; görev, borç, sorumluluk.” anlamlarında da kullanılmıştır. 3. Allah’ın insanlar üzerindeki hakları yanında O’nun müminleri koruma, kollama, gözetme, yardım etme ve onları azaptan kurtarma gibi sıfatlarmı içeren ve “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olan bir ad, “cenâb-ı Hakk” (bk. bu madde). 4. fık. Sosyal hayatta insana dinin ve hukuk düzeninin tanıdığı yetki ve ayrıcalık olarak tanımlanan bir terim. 5. tas. Başlangıçta tasavvuf ehli tarafından Allah için kullanılan bu terim, zaman için O’ndan olan veya gelen her şey için de kullanılmıştır. Söz gelişi, peygamber hak, Kur’ân hak, Kur’ân’da mevcut her bilgi, öğüt ve emirler hak olarak kabul edilmiştir, 6.ftk. bk. kafîz-i tahhân § tam. hakk-ı civâr a. (J^ j^) huk. Komşuluk hakkı olarak tanımlanan bu terim, hukukî niteliği yanında özellikle komşular ile iyi geçinmek, onlara zarar vermemek konularmda da dinî ve ahlâkî bir özellik taşımaktadır. hakk-ı ihâd a. (jL jrx) Kul hakkı. hakk-ı intifâk a. (jiai j^) huk. Bir gayrimenkulden birkaç kişinin faydalanma hakkı. hakk-ı karâr a. (jl> ja) huk. On yıl boyunca sorunsuz olarak kullanılan bir arazi üzerinde kazanılan mülkiyet hakkı. hakk-ı kazâ a. GLü ^ Yargı hakkı. hakk-ı mecrâ a. (^.^ jx) huk. İhtiyacı olan suyu getirmek için komşu gayrimenkulden su yolu geçirmek hakkı olarak tanımlanan bu terim, yukarıdan geçen ihtiyaç fazlası suyun ortak su kanallarma ulaştırma ve bu işler için küçük yollar veya kanallar yaptırma için kullanılmıştır. hakk-ı mesîl a. CU^ 3=.) huk. Bir gayrimenkulden çıkan suları smırları dışına akıtma hakkı. hakk-ı muhâkeme a. 3^) huk. Hakkmı arama hukuku, mahkemeye çıkma hakkı. hakk-ı müdâfa'a a. (uiL ja) huk. Müdafaa hakkı. hakk-ı mürûr a. (^ 3a.) huk. Geçiş hakkı, anlamma gelen bu terim, birinin gayrimenkulden geçmeyi sağlayan hak veya umuma ait yollardan herkesin geçme hakkı için kullanılmıştır. hakk-ı müsâvât a. (öljU ja.) huk. Eşitlik: hakk-ı nân ü nemek a. (^ j jL 3a.) (ekmek ve tuz hakkı) Sadakat, bağlılık. hakk-ı rüchân a. (jL^^ja.) huk. 1. Hazine arazisini bir başkasma devretmede o yerde hakkı veya binası bulunan kimsenin ya da o yerdeki belde halkmdan olup arazi ihtiyacı bulunanlann belli bir ücret karşıhğı o yere sahip olabilmelerine öncelik tanıyan hak. 2. Bir hakkın elde edilmesinde öncelik bakımmdan kendinden sonra gelen hakka üstün olması durumu. hakk-ı süknâ a. (^ 3^) huk. Bir kimseye bir binada veya bu binanın muayyen bir kısımda oturma yetkisi veren hak. hakk-ı sükût a. ^) huk. Sus payı, susmalık. hakk-ı şefe a. (<ü ja.) huk. Dudak hakkı, anlamma gelen bu terim, insanlarm ve hayvanlarm su içme hakkı ile yemek pişirmek, abdest almak, gusletmek, çamaşır yıkamak gibi günlük ihtiyaçlannı karşılamak için gerekli suyu alma hakkı için kullanılmıştır. hakk-ı şürb a. L^i ja) huk. Bir akarsudan tarla, bağ, bahçe ve hayvan sulamak için elde edilen yararlanma hakkı veya nöbeti, bk. hakk-ı şefe hakk-ı takdim a. Çjjü ja) bk. hakk-ı rüchân hakk-ı tapu a. G^Lk ja) huk. Hazine arazisini belli bir bedel ödeyerek elde etme. hakk-ı teşri a. (^^ ja.) huk. Bir devletin kendi ülkesinde kanun koyma hakkı. hakk-ı zamm a. (^ ja) huk. Velilerin çocuğu yanmda bulundurma hakkı. hakka'l-yakîn a. (jjJl ja.) tas. Birlik makammda Hakk’ı görme; kesinlik bakımmdan en ileri derecede bulunan duğru bilgi anlamında kullanılan bir terim. İslâmî kaynaklarda doğru bilginin kriterleri üç kategoride ifade edilmiştir. Bunlar, hakka’lyakîn (iç duyu ya da tecrübe ile elde edilen bilgi), ayne’lyakîn (gözlem ve duyu yollarıyla elde edilen bilgi) (bk. bu madde), ilme’l-yakîn (akla ve İlmî delillerle edinilen bilgi) (bk. bu madde). Tasavvuf ehline göre bu terim, kulun Allah’ta fâni olması, O’nunla sadece ilmen değil, hem ilim, hem gözlemleme hem de hâl itibariyle bekâ bulmasmı ifade etmektedir. hakku'l-hakk a. (jJija) tas. Gerçek olan varlığm daim olması anlamında kullanılan terim. Bu terim, Kur’ân-ı Kerîm’de, hadislerde ve öteki İslâmî kaynaklarda “Esirgenmesi, korunması ve gözetilmesi veya sahibine geri ödenmesi gereken maddî ve manevî imkân, mal, eşya; görev, borç, sorumluluk.” anlamlarında da kullanılmıştır. 3. Allah’ın insanlar üzerindeki hakları yanında O’nun müminleri koruma, kollama, gözetme, yardım etme ve onları azaptan kurtarma gibi sıfatlarmı içeren ve “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olan bir ad, “cenâb-ı Hakk” (bk. bu madde). 4. fık. Sosyal hayatta insana dinin ve hukuk düzeninin tanıdığı yetki ve ayrıcalık olarak tanımlanan bir terim. 5. tas. Başlangıçta tasavvuf ehli tarafından Allah için kullanılan bu terim, zaman için O’ndan olan veya gelen her şey için de kullanılmıştır. Söz gelişi, peygamber hak, Kur’ân hak, Kur’ân’da mevcut her bilgi, öğüt ve emirler hak olarak kabul edilmiştir, 6.ftk. bk. kafîz-i tahhân § tam. hakk-ı civâr a. (J^ j^) huk. Komşuluk hakkı olarak tanımlanan bu terim, hukukî niteliği yanında özellikle komşular ile iyi geçinmek, onlara zarar vermemek konularmda da dinî ve ahlâkî bir özellik taşımaktadır. hakk-ı ihâd a. (jL jrx) Kul hakkı. hakk-ı intifâk a. (jiai j^) huk. Bir gayrimenkulden birkaç kişinin faydalanma hakkı. hakk-ı karâr a. (jl> ja) huk. On yıl boyunca sorunsuz olarak kullanılan bir arazi üzerinde kazanılan mülkiyet hakkı. hakk-ı kazâ a. GLü ^ Yargı hakkı. hakk-ı mecrâ a. (^.^ jx) huk. İhtiyacı olan suyu getirmek için komşu gayrimenkulden su yolu geçirmek hakkı olarak tanımlanan bu terim, yukarıdan geçen ihtiyaç fazlası suyun ortak su kanallarma ulaştırma ve bu işler için küçük yollar veya kanallar yaptırma için kullanılmıştır. hakk-ı mesîl a. CU^ 3=.) huk. Bir gayrimenkulden çıkan suları smırları dışına akıtma hakkı. hakk-ı muhâkeme a. 3^) huk. Hakkmı arama hukuku, mahkemeye çıkma hakkı. hakk-ı müdâfa'a a. (uiL ja) huk. Müdafaa hakkı. hakk-ı mürûr a. (^ 3a.) huk. Geçiş hakkı, anlamma gelen bu terim, birinin gayrimenkulden geçmeyi sağlayan hak veya umuma ait yollardan herkesin geçme hakkı için kullanılmıştır. hakk-ı müsâvât a. (öljU ja.) huk. Eşitlik: hakk-ı nân ü nemek a. (^ j jL 3a.) (ekmek ve tuz hakkı) Sadakat, bağlılık. hakk-ı rüchân a. (jL^^ja.) huk. 1. Hazine arazisini bir başkasma devretmede o yerde hakkı veya binası bulunan kimsenin ya da o yerdeki belde halkmdan olup arazi ihtiyacı bulunanlann belli bir ücret karşıhğı o yere sahip olabilmelerine öncelik tanıyan hak. 2. Bir hakkın elde edilmesinde öncelik bakımmdan kendinden sonra gelen hakka üstün olması durumu. hakk-ı süknâ a. (^ 3^) huk. Bir kimseye bir binada veya bu binanın muayyen bir kısımda oturma yetkisi veren hak. hakk-ı sükût a. ^) huk. Sus payı, susmalık. hakk-ı şefe a. (<ü ja.) huk. Dudak hakkı, anlamma gelen bu terim, insanlarm ve hayvanlarm su içme hakkı ile yemek pişirmek, abdest almak, gusletmek, çamaşır yıkamak gibi günlük ihtiyaçlannı karşılamak için gerekli suyu alma hakkı için kullanılmıştır. hakk-ı şürb a. L^i ja) huk. Bir akarsudan tarla, bağ, bahçe ve hayvan sulamak için elde edilen yararlanma hakkı veya nöbeti, bk. hakk-ı şefe hakk-ı takdim a. Çjjü ja) bk. hakk-ı rüchân hakk-ı tapu a. G^Lk ja) huk. Hazine arazisini belli bir bedel ödeyerek elde etme. hakk-ı teşri a. (^^ ja.) huk. Bir devletin kendi ülkesinde kanun koyma hakkı. hakk-ı zamm a. (^ ja) huk. Velilerin çocuğu yanmda bulundurma hakkı. hakka'l-yakîn a. (jjJl ja.) tas. Birlik makammda Hakk’ı görme; kesinlik bakımmdan en ileri derecede bulunan duğru bilgi anlamında kullanılan bir terim. İslâmî kaynaklarda doğru bilginin kriterleri üç kategoride ifade edilmiştir. Bunlar, hakka’lyakîn (iç duyu ya da tecrübe ile elde edilen bilgi), ayne’lyakîn (gözlem ve duyu yollarıyla elde edilen bilgi) (bk. bu madde), ilme’l-yakîn (akla ve İlmî delillerle edinilen bilgi) (bk. bu madde). Tasavvuf ehline göre bu terim, kulun Allah’ta fâni olması, O’nunla sadece ilmen değil, hem ilim, hem gözlemleme hem de hâl itibariyle bekâ bulmasmı ifade etmektedir. hakku'l-hakk a. (jJija) tas. Gerçek olan varlığm daim olması anlamında kullanılan terim. Allah’ın insanlar üzerindeki hakları yanında O’nun müminleri koruma, kollama, gözetme, yardım etme ve onları azaptan kurtarma gibi sıfatlarmı içeren ve “esmâ'ü’l-hüsnâ” (Allah'ın güzel isimleri)dan olan bir ad, “cenâb-ı Hakk” (bk. bu madde). 4. fık. Sosyal hayatta insana dinin ve hukuk düzeninin tanıdığı yetki ve ayrıcalık olarak tanımlanan bir terim. 5. tas. Başlangıçta tasavvuf ehli tarafından Allah için kullanılan bu terim, zaman için O’ndan olan veya gelen her şey için de kullanılmıştır. Söz gelişi, peygamber hak, Kur’ân hak, Kur’ân’da mevcut her bilgi, öğüt ve emirler hak olarak kabul edilmiştir, 6.ftk. bk. kafîz-i tahhân § tam. hakk-ı civâr a. (J^ j^) huk. Komşuluk hakkı olarak tanımlanan bu terim, hukukî niteliği yanında özellikle komşular ile iyi geçinmek, onlara zarar vermemek konularmda da dinî ve ahlâkî bir özellik taşımaktadır. hakk-ı ihâd a. (jL jrx) Kul hakkı. hakk-ı intifâk a. (jiai j^) huk. Bir gayrimenkulden birkaç kişinin faydalanma hakkı. hakk-ı karâr a. (jl> ja) huk. On yıl boyunca sorunsuz olarak kullanılan bir arazi üzerinde kazanılan mülkiyet hakkı. hakk-ı kazâ a. GLü ^ Yargı hakkı. hakk-ı mecrâ a. (^.^ jx) huk. İhtiyacı olan suyu getirmek için komşu gayrimenkulden su yolu geçirmek hakkı olarak tanımlanan bu terim, yukarıdan geçen ihtiyaç fazlası suyun ortak su kanallarma ulaştırma ve bu işler için küçük yollar veya kanallar yaptırma için kullanılmıştır. hakk-ı mesîl a. CU^ 3=.) huk. Bir gayrimenkulden çıkan suları smırları dışına akıtma hakkı. hakk-ı muhâkeme a. 3^) huk. Hakkmı arama hukuku, mahkemeye çıkma hakkı. hakk-ı müdâfa'a a. (uiL ja) huk. Müdafaa hakkı. hakk-ı mürûr a. (^ 3a.) huk. Geçiş hakkı, anlamma gelen bu terim, birinin gayrimenkulden geçmeyi sağlayan hak veya umuma ait yollardan herkesin geçme hakkı için kullanılmıştır. hakk-ı müsâvât a. (öljU ja.) huk. Eşitlik: hakk-ı nân ü nemek a. (^ j jL 3a.) (ekmek ve tuz hakkı) Sadakat, bağlılık. hakk-ı rüchân a. (jL^^ja.) huk. 1. Hazine arazisini bir başkasma devretmede o yerde hakkı veya binası bulunan kimsenin ya da o yerdeki belde halkmdan olup arazi ihtiyacı bulunanlann belli bir ücret karşıhğı o yere sahip olabilmelerine öncelik tanıyan hak. 2. Bir hakkın elde edilmesinde öncelik bakımmdan kendinden sonra gelen hakka üstün olması durumu. hakk-ı süknâ a. (^ 3^) huk. Bir kimseye bir binada veya bu binanın muayyen bir kısımda oturma yetkisi veren hak. hakk-ı sükût a. ^) huk. Sus payı, susmalık. hakk-ı şefe a. (<ü ja.) huk. Dudak hakkı, anlamma gelen bu terim, insanlarm ve hayvanlarm su içme hakkı ile yemek pişirmek, abdest almak, gusletmek, çamaşır yıkamak gibi günlük ihtiyaçlannı karşılamak için gerekli suyu alma hakkı için kullanılmıştır. hakk-ı şürb a. L^i ja) huk. Bir akarsudan tarla, bağ, bahçe ve hayvan sulamak için elde edilen yararlanma hakkı veya nöbeti, bk. hakk-ı şefe hakk-ı takdim a. Çjjü ja) bk. hakk-ı rüchân hakk-ı tapu a. G^Lk ja) huk. Hazine arazisini belli bir bedel ödeyerek elde etme. hakk-ı teşri a. (^^ ja.) huk. Bir devletin kendi ülkesinde kanun koyma hakkı. hakk-ı zamm a. (^ ja) huk. Velilerin çocuğu yanmda bulundurma hakkı. hakka'l-yakîn a. (jjJl ja.) tas. Birlik makammda Hakk’ı görme; kesinlik bakımmdan en ileri derecede bulunan duğru bilgi anlamında kullanılan bir terim. İslâmî kaynaklarda doğru bilginin kriterleri üç kategoride ifade edilmiştir. Bunlar, hakka’lyakîn (iç duyu ya da tecrübe ile elde edilen bilgi), ayne’lyakîn (gözlem ve duyu yollarıyla elde edilen bilgi) (bk. bu madde), ilme’l-yakîn (akla ve İlmî delillerle edinilen bilgi) (bk. bu madde). Tasavvuf ehline göre bu terim, kulun Allah’ta fâni olması, O’nunla sadece ilmen değil, hem ilim, hem gözlemleme hem de hâl itibariyle bekâ bulmasmı ifade etmektedir. hakku'l-hakk a. (jJija) tas. Gerçek olan varlığm daim olması anlamında kullanılan terim. Hazine arazisini bir başkasma devretmede o yerde hakkı veya binası bulunan kimsenin ya da o yerdeki belde halkmdan olup arazi ihtiyacı bulunanlann belli bir ücret karşıhğı o yere sahip olabilmelerine öncelik tanıyan hak. 2. Bir hakkın elde edilmesinde öncelik bakımmdan kendinden sonra gelen hakka üstün olması durumu. hakk-ı süknâ a. (^ 3^) huk. Bir kimseye bir binada veya bu binanın muayyen bir kısımda oturma yetkisi veren hak. hakk-ı sükût a. ^) huk. Sus payı, susmalık. hakk-ı şefe a. (<ü ja.) huk. Dudak hakkı, anlamma gelen bu terim, insanlarm ve hayvanlarm su içme hakkı ile yemek pişirmek, abdest almak, gusletmek, çamaşır yıkamak gibi günlük ihtiyaçlannı karşılamak için gerekli suyu alma hakkı için kullanılmıştır. hakk-ı şürb a. L^i ja) huk. Bir akarsudan tarla, bağ, bahçe ve hayvan sulamak için elde edilen yararlanma hakkı veya nöbeti, bk. hakk-ı şefe hakk-ı takdim a. Çjjü ja) bk. hakk-ı rüchân hakk-ı tapu a. G^Lk ja) huk. Hazine arazisini belli bir bedel ödeyerek elde etme. hakk-ı teşri a. (^^ ja.) huk. Bir devletin kendi ülkesinde kanun koyma hakkı. hakk-ı zamm a. (^ ja) huk. Velilerin çocuğu yanmda bulundurma hakkı. hakka'l-yakîn a. (jjJl ja.) tas. Birlik makammda Hakk’ı görme; kesinlik bakımmdan en ileri derecede bulunan duğru bilgi anlamında kullanılan bir terim. İslâmî kaynaklarda doğru bilginin kriterleri üç kategoride ifade edilmiştir. Bunlar, hakka’lyakîn (iç duyu ya da tecrübe ile elde edilen bilgi), ayne’lyakîn (gözlem ve duyu yollarıyla elde edilen bilgi) (bk. bu madde), ilme’l-yakîn (akla ve İlmî delillerle edinilen bilgi) (bk. bu madde). Tasavvuf ehline göre bu terim, kulun Allah’ta fâni olması, O’nunla sadece ilmen değil, hem ilim, hem gözlemleme hem de hâl itibariyle bekâ bulmasmı ifade etmektedir. hakku'l-hakk a. (jJija) tas. Gerçek olan varlığm daim olması anlamında kullanılan terim. Bir hakkın elde edilmesinde öncelik bakımmdan kendinden sonra gelen hakka üstün olması durumu. hakk-ı süknâ a. (^ 3^) huk. Bir kimseye bir binada veya bu binanın muayyen bir kısımda oturma yetkisi veren hak. hakk-ı sükût a. ^) huk. Sus payı, susmalık. hakk-ı şefe a. (<ü ja.) huk. Dudak hakkı, anlamma gelen bu terim, insanlarm ve hayvanlarm su içme hakkı ile yemek pişirmek, abdest almak, gusletmek, çamaşır yıkamak gibi günlük ihtiyaçlannı karşılamak için gerekli suyu alma hakkı için kullanılmıştır. hakk-ı şürb a. L^i ja) huk. Bir akarsudan tarla, bağ, bahçe ve hayvan sulamak için elde edilen yararlanma hakkı veya nöbeti, bk. hakk-ı şefe hakk-ı takdim a. Çjjü ja) bk. hakk-ı rüchân hakk-ı tapu a. G^Lk ja) huk. Hazine arazisini belli bir bedel ödeyerek elde etme. hakk-ı teşri a. (^^ ja.) huk. Bir devletin kendi ülkesinde kanun koyma hakkı. hakk-ı zamm a. (^ ja) huk. Velilerin çocuğu yanmda bulundurma hakkı. hakka'l-yakîn a. (jjJl ja.) tas. Birlik makammda Hakk’ı görme; kesinlik bakımmdan en ileri derecede bulunan duğru bilgi anlamında kullanılan bir terim. İslâmî kaynaklarda doğru bilginin kriterleri üç kategoride ifade edilmiştir. Bunlar, hakka’lyakîn (iç duyu ya da tecrübe ile elde edilen bilgi), ayne’lyakîn (gözlem ve duyu yollarıyla elde edilen bilgi) (bk. bu madde), ilme’l-yakîn (akla ve İlmî delillerle edinilen bilgi) (bk. bu madde). Tasavvuf ehline göre bu terim, kulun Allah’ta fâni olması, O’nunla sadece ilmen değil, hem ilim, hem gözlemleme hem de hâl itibariyle bekâ bulmasmı ifade etmektedir. hakku'l-hakk a. (jJija) tas. Gerçek olan varlığm daim olması anlamında kullanılan terim.

13
Mekân

Ümmü Kenan Dergâhı, Hırkaişerif

İstanbul · Türkiye · Annesi Hatice Cenan Hanım'ın 1908'de inşa ettirdiği ve postnişin olarak irşada başladığı dergâh; 1925'te tekkeler kapatılınca, mülkiyeti kendilerine ait olduğu için aile tarafından mesken olarak kullanılmıştır. Konum yaklaşıktır.

14
Mekân

Fedek

Hayber çevresi · Suudi Arabistan · Ömer b. Abdülazîz ile görüşmesinde mülkiyetinin Ali neslinin eline geçmesini sağladığı hurmalık. İlişkili kişi dosyası Muhammed el-Bâkır : Ali Zeynelâbidîn'in oğlu; dinî ilimlerdeki derinliği sebebiyle Bâkır lakabıyla tanınan Medineli âlim ve Câfer es-Sâdık'ın babası.

15
Mekân

Bahariye Mevlevîhânesi

İstanbul · Türkiye · Beşiktaş postunun son durağı Bahariye Mevlevîhânesi, Beşiktaş ve Maçka yapılarının saray ve kışla inşaatları sebebiyle yıkılmasının ardından Şeyh Hüseyin Fahreddin Dede tarafından 1874-1877 arasında Eyüp’te Haliç kıyısında kuruldu. Mensup ve muhiblerin yanı sıra II. Abdülhamid de yapı topluluğuna destek verdi. Tam teşekküllü geç dönem âsitânesi Semâhâne-türbe, yirmi sekiz odalı meşrutahâne, dedegân hücreleri, somathâne, matbah-ı şerif, hamam, selâmlık ve mescid, geç Osmanlı Mevlevî mimarisinin kapsamlı bir örneğini oluşturuyordu. Haliç’in rutubeti yapıyı kısa sürede yıprattı; Sultan Mehmed Reşad’ın desteğiyle 1910’da Mimar Kemâleddin’in yönettiği kapsamlı bir ihya gerçekleştirildi. Tasavvuf, musiki ve edebiyat Hüseyin Fahreddin Dede’nin 1874-1911 arasındaki meşihatı boyunca Bahariye, Mevlevî musikisi, edebiyatı ve zarafet kültürünün son büyük İstanbul merkezlerinden biri oldu. Bu kimlik, yalnız mimarîden değil post, mutrip, matbah ve ziyaret ağının birlikte işlemesinden doğdu. Yıkım ve kalan izler 1925 sonrasında mülkiyet davası ve bakımsızlık yapıları hızla tahrip etti. Semâhâne-türbe 1935’te yıktırıldı, harem 1938-39 yangınında yok oldu; selâmlık ve cümle kapısı 1970’lerin başında kaldırıldı. Günümüze sınırlı duvar, söve, mezar taşı ve hamam izleri ulaşmıştır. Haritadaki nokta mevcut bir âsitâne binası değil tarihî yerleşkeyi gösterir.

16
Mekân

Hacı Bektâş-ı Velî Pîr Evi ve Külliyesi

Nevşehir · Türkiye · Tarihî ve geleneksel işlev Hacı Bektâş türbesi, Kızılca Halvet, Kırklar Meydanı, Balım Sultan Türbesi, aşevi, mihman evi ve hizmet birimleriyle Bektaşiyye'nin merkez külliyesidir. İlişki katmanları Mekânın kuruluş tarihi, daha sonraki Bektaşî aidiyeti, türbe/ziyaret hafızası ve güncel kullanım durumu aynı şey değildir; farklı dönemler tek başlangıç hikâyesine indirgenmez.

17
Mekân

Seyyid Ali Sultan (Kızıldeli) Dergâhı

Yunanistan · Yunanistan · Tarihî ve geleneksel işlev Rumeli gazi-derviş hafızası, geniş vakıf arazisi ve Balım Sultan bağlantısıyla Balkan Bektaşîliğinin eski merkezlerindendir. İlişki katmanları Mekânın kuruluş tarihi, daha sonraki Bektaşî aidiyeti, türbe/ziyaret hafızası ve güncel kullanım durumu aynı şey değildir; farklı dönemler tek başlangıç hikâyesine indirgenmez.

18
Mekân

Gül Baba Türbesi

Macaristan · Macaristan · Tarihî ve geleneksel işlev 1541'de vefat eden Gül Baba'nın türbesi, Osmanlı Budini'nin ve Orta Avrupa Bektaşî hafızasının kalıcı ziyaret merkezidir. İlişki katmanları Mekânın kuruluş tarihi, daha sonraki Bektaşî aidiyeti, türbe/ziyaret hafızası ve güncel kullanım durumu aynı şey değildir; farklı dönemler tek başlangıç hikâyesine indirgenmez.

19
Mekân

Otman Baba Türbesi ve Tekkesi

Bulgaristan · Bulgaristan · Tarihî ve geleneksel işlev Otman Baba Velayetnâmesi'ndeki Rumeli abdal ağının merkez mekânlarından biridir. İlişki katmanları Mekânın kuruluş tarihi, daha sonraki Bektaşî aidiyeti, türbe/ziyaret hafızası ve güncel kullanım durumu aynı şey değildir; farklı dönemler tek başlangıç hikâyesine indirgenmez.

20
Mekân

Karyağdı Baba Tekkesi

İstanbul · Türkiye · Tarihî ve geleneksel işlev Eyüp sırtlarındaki Bektaşî tekkesi 1826 kırılması ve sonraki gizli/açık devam katmanlarıyla İstanbul tarihinin önemli merkezidir. İlişki katmanları Mekânın kuruluş tarihi, daha sonraki Bektaşî aidiyeti, türbe/ziyaret hafızası ve güncel kullanım durumu aynı şey değildir; farklı dönemler tek başlangıç hikâyesine indirgenmez.

21
Mekân

Kaygusuz Abdal Mısır Tekkesi/Makamı

Mısır · Mısır · Tarihî ve geleneksel işlev Kaygusuz Abdal'ın Mısır seyahati ve irşad hafızasına bağlanan Kahire merkezi; kesin mezar ve kuruluş ayrıntıları ihtiyatla gösterilir. İlişki katmanları Mekânın kuruluş tarihi, daha sonraki Bektaşî aidiyeti, türbe/ziyaret hafızası ve güncel kullanım durumu aynı şey değildir; farklı dönemler tek başlangıç hikâyesine indirgenmez.

22
Makale

Melâmîliğin Balkanlar'daki İzleri

Makedonya, Kosova ve Bosna'da sohbet, tekke ve halife ağları üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.

23
Makale

XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası

On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.

24
Makale

Babagân ve Çelebiler: İki Otorite Hattı

Dedebaba, mücerredlik, soy iddiası, vakıf ve pîr evi yönetimi

25
Makale

Çiştî Hankahında Mutfak, Misafir ve Hizmet

Açık kapı Hankah yolcu, yoksul, öğrenci, şair ve şehir halkına açık tutuldu. Yemek dağıtımı yalnız yardım değil, eşitlik ve misafirperverlik terbiyesiydi. Fütuh ve mülkiyet İlk şeyhler özel servet biriktirmeye ve saray bağışına mesafeli durdu; kendiliğinden gelen fütuh günlük ihtiyaç ve misafirler için harcandı. Siyasî

26
Makale

İzzî Süleyman Efendi ve Şeyh Murad Tekkesi Vakfı

İzzî Süleyman Efendi’nin Şeyh Ali Efendi’ye intisabı ile Şeyh Murad Tekkesi için kurduğu vakfın kişi, mekân ve hizmet ağını kaynak katmanlarıyla inceler.