ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
4 sonuç · “kâri'a”
01Kārî Ahmed Dede
Ergirili Kārî Ahmed Dede (ö. yaklaşık 1090/1679), sipahilikten ayrılıp Konya ve Yenikapı Mevlevî çevrelerinde yetişen; Hacı Ahmed Dede'nin ardından Yenikapı postuna geçen şeyhtir.
Ali Nutkî Dede
Ali Nutkî Dede (1762-1804), Yenikapı Mevlevîhânesi’nde otuz yıl postnişinlik yapan; Şeyh Gâlib ve İsmail Dede’yi yetiştiren, Defter-i Dervîşân’ı başlatan Mevlevî şeyhi, şair, hattat ve bestekârdır.
Receb Enis Dede
Edirneli Receb Enis Dede, Neşâtî’den inâbe aldı; Kârî Ahmed Dede çevresinde Mesnevî tahsil etti. Yenikapı ve Kasımpaşa’daki Mesnevîhanlığından sonra yaklaşık yarım yüzyıl Edirne Murâdiye Mevlevîhânesi postunda bulundu.
kâri'a
“Kapıyı vurmak, ansızın gelmek, tenha kalmak.” anlamlarına gelen bu söz, terim olarak ansızın gelen belâ, k felâket için kullanılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de “Kâri'a suresi” inde kıyamet k alâmetleri olarak geçerken, “Ra’d suresi” nde “birden bire gelen felâket ve belâ” için ifade edilmiştir. Bu tür felâketler için başlı başına bir sure, “Kâri'a suresi” (101) nazil olmuştur. Kâri'a suresi a. <^ [< Ar. “Sûretü’l- Kâri'a” ] Kur’ân-ı Kerîm’in yüz birinci suresi olup Mekke döneminde nazil olmuştur ve on bir âyetten meydana gelmektedir. Adını ilk ayetteki “kapıyı çarpan, çalan” anlammdaki “el-kâri'a” (^(ill) sözünden almıştır. Surenin özünde kıyamet gününün dehşeti anlatılmaktadır.