ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
12 sonuç · “Vüs’”
01Vusûlî Hamza Efendi
Vusûlî Hamza Efendi (ö. 1003/1595), Germiyan'ın Şuhut kasabasından yetişmiş; Bursa, Sahn, Âmid ve Erzurum görevleri yanında şiirleriyle tanınmış Osmanlı âlimidir.
Çavuşzâde Damadı Şeyh Osman Efendi
Çavuşzâde Damadı Şeyh Osman Efendi (ö. 5 Rebîülevvel 1114/30 Temmuz 1702), Kastamonu’da doğup İzmirli Seyyid Ahmed Efendi’den Arap dili ve edebî ilimler tahsil eden; Azapkapı’dan Eyüp Sultan, Yavuz Selim, Fatih ve Bayezid camilerine uzanan vaaz, hadis ve tefsir hizmetiyle tanınan Osmanlı âlimidir.
Çavuşzâde Hüseyin Efendi
Çavuşzâde Hüseyin Efendi (ö. Cemâziyelevvel 1141/Aralık 1728-Ocak 1729), Kasımpaşa’da yetişen; İstanbul medreselerinde müderrislik yaptıktan sonra Sakız, Erzurum, Manisa, Kayseri ve Diyarbakır kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimi ve kadısıdır.
Çavuşzâde Mülâzımı Seyyid Ömer Efendi
Çavuşzâde Mülâzımı Seyyid Ömer Efendi (ö. Cemâziyelevvel 1142/Kasım-Aralık 1729), Çavuşzâde Ahmed Efendi’den mülâzemet alan; Ayasofya vakıf dersiyyesinden Sahn-ı Semân ve Gevher Han Sultan medresesine kadar yükselen Osmanlı müderrisidir.
İstanbullu Hayrullah Hayrî Efendi
İstanbullu Hayrullah Hayrî Efendi (ö. 1135/1722-23), çavuşlar kâtipliği yapan ve kısa şiir örnekleri tezkirede korunan Osmanlı şairidir.
Mahmud Çavuşzâde İbrahim Efendi
Mahmud Çavuşzâde İbrahim Efendi (ö. 1723), sipahi çavuşu Mahmud Çavuş'un oğlu; İstanbul'un yüksek medreselerinde görev yapan Osmanlı âlimidir.
Muhammed Ma‘sûm
Muhammed Ma'sûm Sirhindî (11 Şevval 1007 / 7 Mayıs 1599 – 9 Rebîülevvel 1079 / 17 Ağustos 1668, Sirhind); Hindistanlı Nakşibendî-Müceddidî şeyhi . İmâm-ı Rabbânî'nin üçüncü oğlu ve halefi; “Urvetü'l-vüskā” ve “Kayyûm-i Sânî” lakaplarıyla anılır. [Editör notu: Bu kayıt 27 numaralı kayıtla mükerrerdir ; CMS'te silinip 27'ye yönlendirilmelidir.]
Muhammed Ma‘sûm Sirhindî
Muhammed Ma'sûm Sirhindî (11 Şevval 1007 / 7 Mayıs 1599 – 9 Rebîülevvel 1079 / 17 Ağustos 1668, Sirhind); Hindistanlı Nakşibendî-Müceddidî şeyhi . İmâm-ı Rabbânî'nin üçüncü oğlu ve halefi; “Urvetü'l-vüskā” ve “Kayyûm-i Sânî” lakaplarıyla anılır.
Sa‘dî-i Şîrâzî
Sa'dî-i Şîrâzî (yak. 610-615/1213-1218 – 691/1292), Gülistân ve Bostân 'ın müellifi; gazeli müstakil bir tür olarak mükemmelliğe kavuşturmuş, sözleri atasözüne dönüşmüş ve tesiri Fars edebiyatını aşarak Türk, Urdu ve Batı dünyasına ulaşmıştır.
Şeyh Emîn b. Sırrî Eşrefî
Sırrî Efendi’nin dâmâdıdır. Otuzdokuz sene post-ı pîrâ-yı meşîhat oldular. Mübârek bir zât imiş. Cenâb-ı Hak rahmet eylesin. 1261/(1845)’de rahmet-i Rahmân’a kavuşup, cesed-i lâtîfi civâr-ı Hazret’de hıfz edilmiştir. Emîn Efendi’nin zamân-ı meşîhatinde, 1238/(1823) senesi, Tophâne harîk-ı kebîrinde, hânkâh muhterik oldu. Sultân
Şeyh Hakkı Efendi (Said Çavuş)
Şeyh Hakkı Efendi (Said Çavuş), Sefîne-i Evliyâ'nın 1924-25 İstanbul tekke cetvelinde said çavuş tekkesi'nin 1924-25 postnişini olarak kaydedilir.
Vüs’
Arapça, genişlik demektir. Muhakkıkların vüs’u, istifanın vüs’u olarak da anılır. Bu vüs’a (genişliğe), hilâfet genişliği de denir ki, Allah’ın isim ve sıfatlarını gerçekleştirenlerde bulunur.