ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
11 sonuç · “Nâdân”
01Abdülmü’min Efendi
Abdülmü’min Efendi (ö. 1004/1595), Bosna’dan İstanbul’a gelerek Nûreddinzâde’nin yanında Halvetî terbiyesini tamamlamış; Tercüman Yûnus Zâviyesi’nde irşad yürütüp Vizeli Ömer Efendi’yi yetiştirmiş şeyhtir.
Bosnevî Ahmed Çelebi
Bosnevî Ahmed Çelebi (ö. 983/1575), Saraybosna’dan İstanbul ve Bursa medreselerine uzanan kariyeri; hüsn-i hattı, Arap dili ve sanatlı nesriyle tanınan “Şakku’l-kamer” lakaplı Osmanlı müderrisidir.
Bosnevî İbrâhim Efendi
Bosnevî İbrâhim Efendi (ö. Şaban 1139/1727), Saraybosna’dan İstanbul’a gelerek Uzunîzâde Süleyman Efendi’nin yanında yetişen ve medrese hiyerarşisinde mûsıla-i Sahn pâyesine ulaşan Osmanlı müderrisidir.
Muallim Mahmud Bosnevî
Muallim Mahmud Bosnevî (ö. 976 sonu/977 başı, 1569), Saraybosna'dan yetişmiş; Şam ve Halep mahkemelerinde görev yaptıktan sonra İstanbul medreselerinde ders vermiş, Süleymaniye vakıflarının tahririyle görevlendirilmiş ve Mısır kadılığı sırasında vefat etmiş Osmanlı âlimidir.
Nazmî Hasan Dede
Nazmî Hasan Dede (ö. 1125/1713), Saraybosna'dan yetişip Kahire Mevlevîhânesi'nde postnişinlik ve vâizlik yapan, Nazmî mahlasıyla şiir söyleyen Mevlevî şeyhidir.
Tavîl Mustafa Efendi
Tavîl Mustafa Efendi (ö. 1696), Bosna'dan İstanbul'a gelen; İznik ve Silivri medreselerinden Kamaniçe, Belgrad, Sofya, Ankara ve Çirmen kadılıklarına uzanan bir ilmiye kariyeri kuran Osmanlı âlimidir.
Tophane Karabaş Zâviyesi Şeyhi Hüseyin Efendi
Şeyh Hüseyin Efendi (1058-1129/1648-1717), Bolu Zozuna'dan İstanbul'a gelmiş; Hacı Evhad Zâviyesi şeyhi Seyyid Hüseyin'den terbiye alarak Tophane Karabaş Zâviyesi'nde irşad yürütmüştür.
Nâdân
Câhil. Ey, insan adını taşıyan varlık, Kendine gel, uyan gafletten artık! Seâdet yolun, göremezsen nâdân, Niye vermiş sana, bu aklı Yezdân? (M. Sıddîk bin Saîd) Devr-i zamâne cünbüşi nâdânlık üzredir. Nâdân komaz ki merdüm-i dânâ huzûr ede. (Bâkî) (Zamânın işlerinin yapılması nâdânlıkladır. Âlim kimsenin huzûrlu olmasına nâdân fırsat vermez.)
Sayfalar 65–72
Muzaffer Ozak Külliyatı · — Biz, yeryüzünün Allahıyız, demişler ve hallak-ı âlem olan Allahu zül-celâli inkâr etmemişlerdir. Belki: (0, GÖK- LERIN ALLAHI..) demişlerdir. Firavunun bile, gündüz yaptıklarına
Sayfalar 122–128
Muzaffer Ozak Külliyatı · kötü ve çirkin fiil ve amellerinle, suçların ve kabahatlerinle, irili ufaklı günahlarınla başbaşa kalacaksın. Acaba, o korkunç ânı, ölüm acılarını, pişmanlık sancılarını, o karanlı
Sayfalar 293–301
Muzaffer Ozak Külliyatı · iRŞÂD ONSEKİZiNCİ DERS MÜNDERECAT: Lyman, a'mâli sâliha, zikir, ölüm ve ahiret hayatmdan. bahseden; iyman karşısında şeytanın tutumunu Ayaz kıssasmı ve zulme sapanların, neticede b