Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

7 sonuç · “Mişnâ

01
Şahsiyet

Hurrem Çelebi Sâhib-i Medrese

Hurrem Çelebi (ö. 970/1562-63), Sofya, Şam ve çevresinde görev yapmış; Nakşibendî şeyhlerine intisabı, Tophane'deki Hurremiyye Medresesi ve Şam çevresindeki vakıflarıyla tanınmıştır.

02
Şahsiyet

Merhüm Muallim Hâfız Sırri Efendi

Sırri Efendi, iki defa siyasi cürm isnadıyla Yunaniler tarafından Milos'a teb'id edildi. Orada elim facialar, işkenceler te'siriyle, /1 97/ laranj it veremi ,, ... J J . ... ,J. oldu. Avdetinde tedavisine gayret edildiyse de, kar-ger-i tesir olamadı. (wl.) ._rA.; JS' .::.:,Jı )1 43 sırrı zuhura geldi. Nail-i rütbe-i şehadet oldu. Bu tarihde onsekiz yaşında…

03
Şahsiyet

Muhammed Rızâeddin Efendi

Muhammed Rızâeddin Efendi (ö. 1889), Mustafa Vahyî Efendi’nin oğlu; hâfız ve on bir yıl süreyle babasının dergâhında postnişinlik yapmış Nakşibendî şeyhidir.

04
Şahsiyet

Nakib Yahyâ Efendi (Mîrî)

Nakib Yahyâ Efendi (ö. 1008/1599-1600), Mîrî mahlasıyla şiir söylemiş; nakîbüleşraflık, Sahn müderrisliği, Galata ve Üsküdar kadılıklarında bulunmuş Osmanlı âlimidir.

05
Şahsiyet

Şeyh Abdurrahmân Şemseddin Efendi

Fazlullah Efendi’nin oğlu Abdurrahman Şemseddin, otuz bir yıl meşihat hizmetinde bulunmuş; Vird-i Settâr şerhi ve sülûk risalesi yazmış Nâsûhî şeyhidir.

06
Şahsiyet

Târihçibaşızâde Şeyh Muhammed Âgâh Ağa

Târihçibaşızâde Muhammed Âgâh Ağa (ö. 1184/1770), Enderun’da yetişmiş; Nâyî Osman Dede ile sohbeti ve Neccârzâde Rızâeddin’den aldığı Nakşibendî terbiyesiyle tanınmıştır.

07
Sözlük

Mişnâ

Yahûdîlerin Tevrât'tan sonra mukaddes kabûl ettikleri Talmûd kitâbının iki kısmından biri. Mişnâ, İbrânice "tekrar" demektir. Sözlü emirlerin kânun hâline getirilmiş ilk hâlidir. Yahûdî îtikâdına göre, Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma, Tûr dağında Tevrat kitabını (Yazılı emirleri) verdiği gibi, bâzı ilimleri yâni (sözlü emirleri) de söyledi. Mûsâ aleyhisselâm bu ilimleri Hârûn, Yûşâ ve Elîazar'a aleyhimüsselâm bildirdi. Bunlar da kendilerinden sonra gelen peygamberlere bildirdiler. Elîazar, Şuayb aleyhisselâmın oğludur. Bu bilgiler hahamlardan hahamlara rivâyet edildi. Mîlâddan önce 538 ve mîlâddan sonra 70 senelerinde çeşidli Mişnâlar yazıldı. Bunlara Yahûdîlerin âdetleri, kânun müesseseleri, hahamların bir mevzudaki tartışmaları ve şahsî görüşleri de karıştırıldı. Böylece Mişnâlar, hahamların indî görüş ve münâkaşalarını ifâde eden kitablar hâline geldi. Diğer Mişnâları içinde toplayan en son ve en meşhur Mişnâ, mîlâdın ikinci asrında yahûdî hahamlarından Yehûda tarafından yazıldı. Yehûda'dan sonra gelen hahamlar, Mişnâ'ya ilâveler ve şerhler yapmışlardır. Mişnâ'nın lisanı, kendisinde Yunanca ve Latincenin tesiri görülen Yeni İbrânicedir. Mişnâ'nın yazılmasından maksat, yazılı emr kabûl edilen Tevrat'ı tamamlayıcı olan sözlü emirleri tanıtmaktır. Mişnâlar, Tevratlardan daha basît olup, kelime ve cümle şekilleri onlardan çok farklıdır. Emirler, umûmî kâideler şeklinde bildirilmiştir.Dikkat çekici misâller verilmiştir. Vâki' olmuş hâdiselere bâzan rastlanır. Emirler beyan edilirken kaynak olarak Tevratların âyetleri verilir. Mişnâ altı kısımdan meydana gelir: 1)Zerâim (tohumlar), 2)Moed (Mübârek günler. Bayram ve oruç günleri gibi), 3) Nâşim (Kadınlar), 4)Nezikin (Zararlar), 5)Kedaşim (Mukaddes şeyler), 6)Tehera (Tahâret, temizlik). Bunlar altmış üç risâleye, risâleler de cümlelere ayrılmıştır. (Harputlu İshâk Efendi)