ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
5 sonuç · “Mevkî'”
01Abdülmelik Atâ
Abdülmelik Atâ, Arslan Baba’nın torunu ve Mansûr Atâ’nın oğludur. Babasının 1197’deki vefatından sonra irşad mevkiine geçmiş; oğlu Tâc Hâce’yi yetiştirerek Zengî Atâ’ya ulaşan Yesevî aile ve terbiye zincirini sürdürmüştür.
Özbekler Şeyhi Edhem Efendi
Buharalı Edhem Efendi (ö. 1898), Üsküdar Özbekler Tekkesi şeyhi; döküm, demir ve marangozluk öğreten sanatkâr, sohbet ehli ve 1876 Mevkib-i Hümâyun kumandanıdır.
Şeyh el-Hâc Muhammed Sıddik Efendi
Muhammed Sıddik Efendi'ye müntesib idi. U lema ve şuaranın mütemeyyizlerindendir. Tercüme-i hali Osmanlı Müellifleri nam eserin ikinci cildi ikinci kısmında 420. sahifede mesturdur. Ehlu'lliiha fevkalade muhabbeti vardı. Hz. Sünbül Asitanesi için olan med hiyyesi Hankah-ı Sünbüli'de minber yanında avihte-i mevki'-i ih tiramdır. Sünbüliler kısmında bahsi…
Şeyh Nâfiz Eşrefî Efendi
Fahreddîn Efendi-zâde’dir. Beyne’l-meşâyih, mümtâz bir mevki'e sâhib imiş. Eşrefî âsitânesinde neşr-i feyz ettiler. Kibâr-ı meşâyihden Şeyh Abdüllatîf Efendi hazretlerinin kerîmeleri Zehrâ Hanım’ı tezevvüc edip bir hayli zamân muammer olduktan sonra 1282/(1865) senesi âzim-i dâr-ı bakâ oldular. Mezâr taşında menkûş târîhleri: H
Mevkî'
Yer, mahâl, makam. Suyun bakliyâtı yetiştirmesi gibi, mal ve mevkî sevgisi de, kalbde nifâkı münâfıklığı (yâni için dışa uymamasını) yetiştirir. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn) İki aç kurdun saldırdıkları zaman, koyun sürüsüne verdikleri zarar, mal ve mevkî sevgisinin, müslümanın dînine verdiği zarardan daha çok değildir. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn) İnsanın izzeti (şerefi), îmân ve mârifet (Allahü teâlâyı bilmesi) iledir. Mal ve mevkî ile değildir. (Muhammed Ma'sûm) Mevkî ve şöhret sâhibi olmak arzûsu, insanlarda üç şeyden meydana gelir: Birinci sebeb; nefsin arzûlarına kavuşmaktır. Nefis, arzûlarının haram yollardan elde edilmesini ister. İkincisi; kendinin ve başkalarının haklarını zâlimlerden kurtarmak ve müstehâb olan meselâ, sadaka vermek için ve hayrât (hayır, iyilikler) yapmak için, yâhut mübâh olan işler yapmak için, meselâ, iyi yimek, iyi giyinmek, iyi evlerde oturmak ve çoluk-çocuk sâhibi olup, râhat ve mes'ûd (huzurlu) yaşamak için veya zâlimleri mazlûmlardan kurtarmak için veya İslâm dînine ve müslümanlara hizmet için mevkî sâhibi olmak istenir. Bu niyet ile mevkiye kavuşurken, İslâmiyet'in yasak ettiği şeyleri yapmaz ve vâcibleri, sünnetleri terk etmezse, bunun mevkî s âhibi olması câizdir. Üçüncü sebeb; nefsini eğlendirmektir. Nefis, maldan olduğu gibi, mevki'den de lezzet almaktadır... (Muhammed Hâdimî)