ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
5 sonuç · “âyise”
01Aksarâyî Şeyh Ali Efendi
Ali b. Şaban el-Aksarâyî (ö. 1111/1699-1700), Aksaray’da yaklaşık otuz yıl ders ve vaaz, yirmi yıl fetva hizmeti veren; Kayseri Şifâiyye Medresesi’ne tayin edilen Osmanlı âlimidir.
Kabûlî Şeyh Mustafa Efendi
Kabûlî Mustafa Efendi (ö. 1825), mahkeme kâtipliğini bırakarak inzivayı seçen; Rifâiyye, İbnü’l-Arabî düşüncesi, hat sanatı, şiir ve telifle meşgul Edirneli şeyhtir.
Kâsım b. Muhammed b. Ebû Bekir
Kāsım b. Muhammed b. Ebû Bekir (Hz. Osman devri – 106-107 / 725-726, Kudeyd); fukahâ-yi seb'a dan tâbiî fakihi ve muhaddis. Hz. Ebû Bekir'in torunu, Hz. Âişe'nin yeğeni; Ca'fer es-Sâdık onun torunudur ve Nakşî silsilesinin ilk halkalarındandır.
Seyyid Abdullah Çelebi Bursevî
Seyyid Abdullah Çelebi (ö. 977/1569), Bursa Zeynîler Zâviyesi şeyhi Seyyid Ali Efendi'nin oğlu; medrese görevlerinden sonra inzivayı seçmiş, hac dönüşünde Aksu menzilinde vefat etmiş Osmanlı âlimidir.
âyise
Sözlük anlamı “Ümidini kesmiş kadın” olan bu söz, menapoz veya âdetten kesilme dönemine girmiş olan kadm için kullanılmıştır. Bu terim, İslâm hukukunda özellikle “boşanma iddeti” (bekleme suresi) bakımmdan önem kazanmıştır. Bu durumdaki kadm, üç ay iddet bekleme dönemi geçirirken kocası ölen kadın da aynı iddet bekleme süresini geçirme zorunda kalmaktaydı.