ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
4 sonuç · “âriyet”
01âriyet
Bir malın menfeatini, istifâdesini bedelsiz olarak temlik etmek, vermek. Belli bir yerde ve zamanda, istifâde etme şekli sınırlı olarak âriyet vermek câizdir. (İbrâhim Halebî) Âriyet olarak alınan hayvanın yiyeceği kullanana (âriyet alana) âittir. (Ali HaydarEfendi) Şartsız olarak âriyet verilen eve, dükkâna, tarlaya; alan (kimse) dilediğini koyabilir. Âriyet alan, bunu vedîa olarak yâni güvenilen kimseye saklaması için verebilir. Âriyeti alan kirâya ve rehine veremez. Sâhibi isteyince ve sözleşmedeki müddeti bitince, âriyet alınan şeyin geri verilmesi lâzım olur. (İbn-i Âbidîn)
Sayfalar 281–287
Muzaffer Ozak Külliyatı · habım? Ezvâc ve evlâdım neredeler? Hani; Fatıma'm, Rukiyye'm, Zeyneb'im, Ibrahim'im, Kasım'ım, Abdullah'ım? Ummetlerim neredeler, söyle ey Cibril-i emin söyle ümmetlerim nerede? bu
Sayfalar 315–320
Muzaffer Ozak Külliyatı · pıyor» demeye başladılar. Bu söz sultanın kulagına geldi. Sultan bu dedikoduya fena halde üzüldü. Buna imkân mı vardı? Ses çıkarmasa, bu iftirânın yayılması böyle bir olayın vukuun
Sayfalar 492–497
Muzaffer Ozak Külliyatı · «O gün bir takım yüzler kararıp, bir takım yüzler de ağarır. Yüzleri kararanlara denir ki, siz iyman ettikten sonra kâfir olanlardan mısınız. Iymandan sonra mı kâfir oldunuz? Haydi