ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
288 sonuç · toplam 288 · “Hayr” · 6/12
01Fâtımîler
Aslen mecûsî olan Meymûn el-Kaddah'ın neslinden gelen Ubeydullah bin Sa'îd'in etrâfında toplanan, kendilerinin hazret-i Fâtıma'nın neslinden geldiklerini iddiâ eden; Mısır, Kuzey Afrika, Filistin ve Sûriye'de 910-1171 seneleri arasında hükü…
Şur-Şuride
Farsça, tuzlu, karışık, çığlık anlamlarına gelen bir kelime. Sur: Özel hal. Hal; Hakk’ın kelamını veya ibretli bir sözü duyanda, veyahut sema yapan salikte ortaya çıkan durum’a denir. Şuride: Dağınık, şaşkın, meczub, aşık; İlâhî cezbe çoklu…
Delâil
Arapça, delil kelimesinin çoğulu, yol gösteren, delil, kılavuz, işaret, burhan, bir davayı ispata yarayan şey vs. gibi mânâları ihtiva eder. Şeyh Süleyman Cezûlî (öl. 870/1465) tarafından yazılmış bir salâvat kitabıdır. Kitabın adı “Delâilü…
Ma'rûf (mârûf)
Dînin ve aklın beğendiği şey. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruyor ki: İçinizden, insanları hayra çağıracak, ma'rûfu emredecek, kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir. (Âl-i İmrân sûresi:…
Ma'nevî Temizlik
İnsanın iç temizliği, kalb temizliği; kalbini her türlü bozuk inanış ve düşüncelerden fenâ huylardan arındırmak. Müslümanlık, maddî ve mânevî temizliktir; vücûd temizliği ve kalb temizliği emreder. Müslümanlık, dünyâ ve âhiret seâdetini (mu…
Ma'nevî Fâide
Rûha, kalbe ve gönüle âit fâide. Oruç, insanlara hem maddî, hem de mânevî faydalar sağlar. Bütün bir sene çeşitli yemekleri eritmek için, yorulan insan mîdesi ve bağırsakları, senede bir ay dinlenerek sağlığını korumuş olur. Bu, orucun madd…
Kötü Huy
Dînin ve aklın beğenmediği huy. İnsanların hiç çekinmeden, sıkılmadan yaptıkları günah, kötü huylu olmaktır. (Hadîs-i şerîf-Berîka) Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi huy da, hatâları eritir.Sirke balı bozduğu gibi, kötü huy; hayrâtı, hasenât…
Niyazım Hakk’a
Bu sözle asıl niyazın Allah’a yapılması gerektiği bildirilir. Bir insandan bile bir şey isterken, mesela bir dolmakalem isterken, nezaket, edeb, usûl ve erkana riâ’yet etmeye çalışmak gerek… Zira, Allah’tan da istemenin kendine göre bir inc…
Kur'ân-I Kerîm
Allahü teâlânın Cebrâil aleyhisselâm vâsıtasıyla Muhammed aleyhisselâma yirmi üç senede Arabça olarak indirdiği, bize kadar ilk nâzil olduğu şekilde tevâtürle, yalan söylemeleri mümkün olmayan üstün vasıflı insanların bildirmeleri ile gelen…
Kazâ Ve Kader
Allahü teâlânın meydana gelecek hâdiseleri ilm-i ezelîsi (başlangıcı olmayan ilim sıfatı) ile ezelde (başlangıcı olmayan öncelerde) bilip takdîr etmesi ve bu hâdiselerin zamânı gelince, Allahü teâlâ tarafından yaratılması ve meydana çıkması…
Afüvv (el-Afüvv)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Afvı çok olan, günâhlardan, hatâ ve kusurlardan dolayı cezâlandırmayan, günahları affedip amel defterinden silen. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Siz bir hayrı, iyili…
Heyemân
2.3.8. Heyemân Heyemân (ن اميهلا) Herevî’nin eserinin “Ahvâl” bölümündeki makamlar arasında ele almış olduğu bir kavramdır.699 Sözlükte “hay- 694 Uludağ. 695 Kuşeyrî. 696 Âl-i İmrân, 3/175. Bkz. Kuşeyrî; ayrıca bkz. Serrâc, el-Luma‘; 697 Fâ…
Mükâfât
İyi karşılık. Oruç yalnız benim içindir, onun mükâfâtını ben veririm. (Hadîs-i kudsî-Şir'at-ül-İslâm) Günâhlar unutulmaz, mutlaka cezâsı verilir. İbâdetler çürümez, sevâb ve mükâfâtı verilir. (Mâverdî) Cömertlikten doğan güzel huylar vardır…
Aleyhissalâtü Ves-Selâm
Peygamberler bilhassa Peygamber efendimizin ism-i şerîfi söylenince, yazılınca ve işitilince söylenen ve yazılan salât ve selâm (hayr duâlar) onun üzerine olsun mânâsına duâ ve tâzim (saygı) ifâdesi. İki kişi için aleyhimesselâm daha fazla…
Küfr-İ Hükmî
İslâmiyet'in îmânsızlık alâmeti dediği sözleri söylemek ve işleri yapmak. Akıllı, bilgili, edebiyatçı olduğunu göstermek için veya yanındakileri güldürmek, hayrete düşürmek, sevindirmek veya alay etmek için söylenen sözlerde küfr-i hükmîden…
Beyyine Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin doksan sekizinci sûresi. Beyyine sûresi Medîne'de nâzil olmuştur (inmiştir). Sekiz âyettir. Birinci âyet-i kerîmede açık delîl mânâsına olan el-Beyyine kelimesi sûreye ad olmuştur. Bahsedilen beyyine, Peygamber efendimizdir…
Tabî'iyyeciler (tabî'iyyûn)
Canlılarda ve cansızlardaki, akıllara hayret veren intizâmı (düzeni) ve incelikleri görerek, bir yaratanın varlığını söylemekle berâber; öldükten sonra tekrar dirilmeği, âhireti, Cennet'i ve Cehennem'i inkâr edenler (red edip, kabûl etmeyen…
Tefe'ül
1. Bir şeyi uğur saymak, hayıra yormak, bir hâdiseyi hayra alâmet, işâret olarak görmek. Tefe'ülün mukâbili (zıddı) teşe'üm yâni uğursuz saymaktır. (Bkz. Teşe'üm) İslâm'da teşe'üm ( uğursuzluk ) yoktur. En hayırlısı tefe'üldür. (Hadîs-i şer…
Ücret
Bir iş, hizmet, bir şeyden faydalanma veya satılan bir şey karşılığında verilen para veya mal, karşılık. Âyet-i kerîmede meâlen buyruldu ki: Ey kavmim! Peygamberliği tebliğ işinden dolayı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak Al…
Şşabaniyye-İ Halvetiyye
Kurucusu Hacı Şa’ban-ı Veli’dir. Halvetî tarikatının kollarından biri. Hacı Şa’ban-ı Velî’nin Şeyhi de Hayreddin-i Tokâdi (k) hazretleridir. Mezarı Bolu’ya 10 km. mesafededir.
Müstecâb
Makbûl, kabûl olunan, geri çevrilmeyen. Kişinin din kardeşi için gıyâbında (arkasından) yapılan duâ müstecâbdır. Başucunda âmin diyen bir melek bulunur. O kişi mü'min kardeşine hayır duâ ettikçe, melek; âmin, hayrın misli senin için de olsu…
Hadîs-İ Cibrîl
Peygamber efendimiz Eshâbı (arkadaşları) ile otururlarken, Cebrâil aleyhisselâmın insan sûretinde gelip; İslâm'ı, îmânı ve ihsânı sorduğunda Resûlullah efendimizin verdiği cevabları bildiren hadîs-i şerîf. Cibrîl hadîsinde o zât-ı şerîf (Ce…
Huy
Mîzâc, tabiat, ahlâk. İbâdetleri az olan bir kul, iyi huyu ile kıyâmette yüksek derecelere kavuşur. Bir kulun ibâdetleri çok olsa da, kötü huyu, onu Cehennem'in dibine götürür; bâzen küfre götürür. (Hadîs-i şerîf-Berîka) İy huyları tamamlam…
Hükm (hüküm)
Bir dâvâ, bir mes'ele, bir kişi hakkında verilen karar, emir. Allahü teâlânın mü'minler hakkındaki hükmüne hayret ettim. Ona genişlik taktîr eder ve kulu buna râzı olursa, kulun hakkında hayırlı olur. Şâyet darlık ile hükmeder de yine kulu…