Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.

237 sonuç · toplam 237 · “Şeref” · 6/10

01
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Senâ

Hamd, medh, övgü. Görünen, görünmeyen, bilinen, bilinmeyen bütün nîmetleri gönderen, bizlere kurtuluş yolunu gösteren ve çok sevdiği Muhammed aleyhisselâmın ümmeti yapmakla şereflendiren Allahü teâlâya hamd-ü senâlar olsun. (İmâm-ı Rabbânî)…

↗
02
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hâlid Bin Sinân Abesî Aleyhisselâm

Îsâ aleyhisselâmdan sonra gönderilen peygamberlerden. Îsâ aleyhisselâm ile son peygamber Muhammed aleyhisselâm arasında geçen fetret devrinde, Aden beldesinde bulunan bir kavme gönderilmiştir. Hâlid bin Sinân Abesî aleyhisselâmın kavmine mu…

↗
03
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Seyyid-Ül-Mürselîn

Muhammed aleyhisselâmın lakablarından. Gönderilmiş olan peygamberlerin önderi, efendisi. Seyyid-ül-mürselîn sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: " Bir kimse, bir günâh yapmak istese ve sonra Allah'tan korkup, onu terk eylese, Hak teâlâ h…

↗
04
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hamiyyet

Dîni, milleti himâye etmekte, korumakta, şerefini savunmakta tenbellik etmeyip, bütün kuvveti ile gayret etmektir. Hamiyyet sâhibi kişi dâimâ şehvete götüren yollardan nefsini korur, hamiyyet duygusu ona bekçilik eder. Hamiyyeti olmayan, mu…

↗
05
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Şân

1. Hâl, durum. Eshâbımın ismini işitince, susunuz. Şânlarına yakışmayan sözleri söylemeyiniz. (Hadîs-i şerîf-Savâik-ül-Muhrika) Allahü teâlâdan râzı olandan, Allahü teâlâ da râzıdır. Kazâya rızâ, evliyânın şânındandır. (Fakîrullah) Haramlar…

↗
06
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Haseb

Şeref, asâlet, ahlâk ve soy temizliği. Kişinin hasebi ahlâkıdır, keremi dînidir. (Hadîs-i şerîf-Nihâye) Baktım ki, insanlardan her biri mal, haseb, şeref ve neseb aramaktadır. Anladım ki bunlar bir şey değil. "Allah katında en üstününüz en…

↗
07
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Haysiyyet (haysiyet)

Şeref, îtibâr. Haysiyetsiz kimse, kendisine karşı yapılan zulüm, işkence ve hakâretleri kabûl eder. (Ali bin Emrullah) İyi huylu kimse, kendisine darılana iyilik yapar. İhsânda bulunur.Malına, haysiyetine, bedenine zarar vereni affeder. (Hâ…

↗
08
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İhtirâs

Şiddetli arzu, aşırı heves, istek, gözün ve gönlün doymaması. (Bkz. Hırs) Âdemoğlu yaşlanır. Fakat onda iki haslet gençleşir: Mala ve ömre ( yaşamaya ) ihtirâs. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i İbn-i Mâce) Bu zamanda kendisinde şu beş sıfat bulunmaya…

↗
09
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İsti'dâd

Bir şeyin alınmasına, elde edilmesine ve kazanılmasına olan yatkınlık, doğuştan gelen kâbiliyet, kavrayış, anlayış. İsti'dâd Allahü teâlânın ihsânıdır. Hazret-i Ebû Bekr isti'dâdı sebebi ile Peygamberimize sallallahü aleyhi ve sellem bir şe…

↗
10
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İslâm-I Hakîkî

Nefsin itminâna (Allahü teâlânın emirlerine itâate) kavuşmasından sonraki müslümanlık. Bir müslüman Allahü teâlânın ihsânı ile şerîatin (İslâmiyet'in) hakîkatine kavuşur, İslâm-ı hakîkî ile şereflenirse, peygamberlere tam uyar ve o büyükler…

↗
11
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İslâm-I Mecâzî

Nefsin, itminâna gelmeden yâni Allahü teâlânın rızâsına uygun hareket etmeye başlamadan önce, kişide bulunan ve Cennet'e girmek için yeterli olan İslâmiyet. Vilâyet-i hâssa (evliyâlığın en yüksek makâmı) ile şereflenmedikçe, İslâm-ı mecâzîd…

↗
12
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

İslâmiyyet (islâmiyet)

Allahü teâlânın Cebrâil ismindeki melek vâsıtası ile, sevgili Peygamberi Muhammed aleyhisselâma gönderdiği, insanların dünyâda ve âhirette râhat ve mes'ûd olmalarını sağlayan usûl ve kâideler, emirler ve yasaklar. Allahü teâlâ âyet-i kerîme…

↗
13
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Aliyy

El-Aliyy, izzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce demektir. Gücü akranına üstün, mânâları istemede, himmeti, kardeşlerininkinden fazla, üzerinde bütün rütbeleri toplayan, yüce faziletlerin tümüne ulaşan kula, Abdu’l-Aliyy denir. Kur’…

↗
14
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Mâcid

el-Mâcid, şanlı, şerefli demektir Allah’ın kendi vasıflarıyla şereflendirdiği kul. Allah, ona kabiliyetine göre vermiş; Abdu’l-Mecîd gibi, şan ve şerefine göre, kaldırabileceği kadar tahammül (taşıma) gücü bahsetmiştir. Kur’an’da yoktur. An…

↗
15
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Mecîd

el-Mecîd, şanlı, şerefli anlamını ifâde eder. Ahlâk ve sıfatını olgunlaştırdığı, Allah’ın ahlâkını gerçekleştirdiği için, Hakk’ın kullar arasında yücelttiği kişidir. Böylece, insanlar, güzel ahlâkı ve fazlından dolayı onu yüceltmişlerdir. K…

↗
16
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Mu’izz

el-Mu’izz, yücelten, izzet ve şeref veren demektir. Allah’ın el-Mu’izz ismiyle tecellî ettiği kul, Bu kul, velilerden Allah’ın izzetiyle şereflendirdiğini aziz kılar. Kur’an’da doksandokuz yerde geçer.

↗
17
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Abdu’l-Mute’âl

el-Mute’âl, izzet, şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın demektir. Başkasının idrak edemeyeceği yüceliğe ulaşıp yücelen. O, el-Müte’âl isminin mazharıdır. Elde ettiği olgunluk ve yücelikte durmayan, daha yüce himmetiyle, her kayıt,…

↗
18
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Adam-âdem

Arapça, adam demektir. Adam, Adem’in türkçeleşmişidir. Kur’an’a göre Allah, insanı, şerefli, ve kerametli yaratmıştır, (isra/70) A’raf suresi 179. ayetinde kalpleri olduğu halde anlamayan, gözleri olduğu halde hikmetleri görüp sezmeyen, kul…

↗
19
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Aman Diyene Kılıç Çekilmez

Araplarda bir kabilenin emanına düşen kişi canını kurtarabilmek maksadıyla o kabileye veya o kabileden şerefli birine sığınır da kabul görürse, o kabile onu mutlaka korur, peşinden gelen düşmana vermezdi. Eski Araplarca, bu bir namus mesele…

↗
20
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Cebertiyye

Ekberiyye’nin kolu olan bir tasavvuf okulu. Rifaiyye’nin de aynı adlı bir şubesi vardır. Bu kolun kurucusu: Şerefu’d-Dîn Abdü’l-Ma’ruf ismail b. İbrahim Abdü’ş-Şemsi’l-Cebertiyyi’l-Kureyşiyyi’l- Haşimiyyi’l-Yemeniyyi’z-Zebîdî (Ö. 806/1 403)…

↗
21
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Dergâh-I Şerif

Farsça-Arapça, Şerefli, yüce dergâh. Mecazî olarak büyük tekkelere denir. Dergâh-ı Alî ile aynı mânâya kullanılır.

↗
22
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Destâr-I Şerif

Farsça-Arapça. Şerefli sarık demektir. Mevlevîlerin başlarına giydikleri, sikke üzerine sarılan sarık hakkında kullanılır bir tabirdir. Sarık, sikke giyenlerin arif olanlarına bir imtiyaz (ayrıcalık) olarak verilirdi. Destâr, Çelebî Efendi’…

↗
23
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Hissa

Arapça. Olgunluk ve noksanlık arasındaki farklılık, insanda, ilâhî sıfatların ve fiillerin husul bulmasına kemâl derler. Bu husulün azalması ve hatalara düşülmesi de, noksanlıktır. Şeref, yaratılan ile, onu icâd eden arasındaki vasıtaların…

↗
24
Sözlük · Bağlam eşleşmesi

Ferâşet-İ Şerife

Feraset, Arapça süpürmek anlamına gelen bir kelimedir. Kabe’yi ve Peygamber Efendimiz (s)’in türbelerini süpürme görevine, “ferâşet-i şerife” adı verilir. Bu işi yapacak kişiye “Ferâşet-i Şerife Beratı” verilirdi. Bu görevlinin istanbul’da…

↗