ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
232 sonuç · toplam 232 · “Nida” · 5/10
01Müşârata
Şartlaşma, sözleşme. Nefs muhâsebesinin (nefsi hesâba çekmenin) ilk basamağı olup, Allahü teâlânın beğendiği işleri yapma, beğenmediklerinden sakınma ve âhirete hazırlanma husûsunda nefsle sözleşme. Din büyükleri, dünyânın bir pazar yeri gi…
Nakş-İ Kadem-İ Nebî
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem mübârek ayaklarının taş üzerindeki izi. Osmanlı pâdişâhlarından Sultan Birinci Abdülhamîd Han'ın kabri İstanbul Sirkeci'de, Dördüncü Vakf Hanı karşısında köşedeki türbededir. Oğlu dördüncü M…
Nûh Aleyhisselâm
Kur'ân-ı kerîmde adı geçen peygamberlerden. Peygamberlerin büyükleri olan ve kendilerine Ülü'l-azm denilen altı peygamberin ikincisi. İdrîs aleyhisselâmdan sonra peygamber olarak gönderildi. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:…
Nezr-İ Muayyen
Hastam iyi olursa, Allah için şu kadar sadaka vermek ve sevâbını falan velîye bağışlamak adağım olsun diye bir şarta bağlanarak yapılan adak. İstenilen şart meydana gelince, nezri yerine getirmek lâzım olur. Nezr-i muayyen, şart edilen şeye…
Nısf-Ül-Leyl
Gece yarısı yâni Akşam namazının girişi ile, sabah namazının girişi arasındaki vaktin ortası. Yatsı namazını nısf-ül-leylden sonra kılmak ve böylece gece namazı sevâbını da düşünmek çok yanlıştır. Çünkü dört hak mezhebden biri olan Hanefî m…
Nemaz (namaz)
İslâm dîninin beş şartından biri. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Belli zamanlarda namaz kılmak, mü'minlere farz oldu. (Nisâ sûresi: 102) Namaz dînin direğidir. Namaz kılan kimse, dînini kuvvetlendirir. Namaz kılmayan, elbe…
Hilâfet-İ Mutlaka
Tasavvufta bir velînin bir talebesinin mânen yetiştiğine ve başkalarını da yetiştirebileceğine dâir verilen mutlak izin. Ahmed Sa'îd-i Serhendî, babası ile birlikte Abdullah-ı Dehlevî hazretlerinin sohbetinde bulunup Nakşibendî yoluna girdi…
Hisse-İ Şâyia
Bir şeye ortak olanların taksim edilmemiş paylarından her biri; ortak mülkiyet. Bir kimse evini iki kişiye hediye etse, câiz olmaz. Çünkü taksimi mümkün olmayan şeyi hisse-i şâyia olarak vermek câiz değildir. (İbn-i Âbidîn) Bir binânın yarı…
Sinn-İ Bülûğ
Büluğ yaşı, ergenlik (evlilik) çağı. Sinn-i bülûğun başlangıcı, erkekte on iki ve kızda dokuz yaşları doldurmaktır. Müntehâsı (sonu), ikisinin de on beş yaştır. On beş yaşını tamamlayınca bâliğ sayılırlar. On iki ve dokuz yaşlarını doldurup…
Sünen
1. Sünnetler. (Bkz. Sünnet) 2. Hüküm bildiren hadîs-i şerîfleri toplayan hadîs kitablarına verilen isim. Sünen kelimesi yalnız olarak söylenince, dört âlimin kitablarından biri anlaşılır. Bunlar; Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve İbn-i Mâce'dir.…
Harac
Güçlük, sıkıntı, eziyet. 1. Bir farzı yapma veya haramdan sakınma esnâsında karşılaşılan güçlük. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Allah (ü teâlâ) din husûsunda üzerinize bir harâc yüklemedi. (Hac sûresi: 77) Bir işin yapılmas…
Şehîd (eş-Şehîd)
1. Allah yolunda harb ederken, Allahü teâlânın ism-i şerîfini yüceltmeye (İslâmı yaymaya) çalışırken veya düşman saldırdığında vatan, din ve milletini, ırz ve nâmûsunu müdâfâ ederken ölen müslüman. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyur…
Hayy (el-Hayyü)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Dâimâ hayât sâhibi ve diri olan, hep var, varlığı ezelî ve ebedî (sonsuz) olan. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O, Hayy ve kayyû…
İcâzet-İ Mutlaka
Çeşitli ilimlerde üstâdın (hocanın) talebesine yetiştiğine ve başkalarını da yetiştirebileceğine dâir verdiği izin veya bu izni ifâde eden belge, diploma. Hâce Bâki-billâh kuddise sirruh, İmâm-ı Rabbânî'yi icâzet-i mutlaka ile Serhend şehri…
İkrâz
Borç verme, ödünç verme. Bir kimsenin nakid para, hacim ölçüsü ile alınıp satılan malını, daha sonra mislini (benzerini) almak üzere bir şahsa vermesi. (Bkz. Borç ve Karz-ı Hasen)
İsyân
Karşı gelme, baş kaldırma, âsî olma. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Fakat Allahü teâlâ size îmânı sevdirmiş ve onu kalblerinize zînet yapmıştır. Küfrü, fıskı ve isyânı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar…
Abdu’l-Vekîl
el-Vekîl, güvenilip, dayanılan demektir. Sebeplerin şekillerinde perdelenenlerin kendisine nisbet edildiği bütün fiilleri yapan varlık olarak sadece Allah’ı gören kişidir. Böylece o, aradan sebepleri kaldırır, bütün işlerini dayandığı Allah…
Ah
Arapça bir iç çekiş ve iştiyak nidası. Aşk ateşi ile kulun inleyişi. Allah kelimesinin ilk ve son harflerinin bitişmesiyle oluşan ah, eskiden minyatürlerde şu şekilde resmonulurdu : Dağlar, vadiler, ağaçlar, sular, çayırlar hepsi yanıyor, h…
Ahiretlik
Arapça, ahiret sevabı ümidiyle alınıp büyütülmüş olan kız çocukları hakkında kullanılır, bir tabirdir. Manevî evlat demektir. Lügat-ı Ebuzziya’da konu ile ilgili olarak şu bilgi vardır : Hüccet-i şer’iyye ile alınan hizmetçi kızlara ıtlak o…
Bisât-I Üns
Üns yaygısı anlamında bir ifade. Allah’a yakınlığı gösteren üns makamı. Sûfilerin “bisat üzerinde dur, inbisattan sakın” ifadesi, Allah’ın huzurunda saygılı olmayı (bisat), laubalilikten (inbisat) uzak durmayı anlatır. Yani edebi gözeten sâ…
Cevlakî-Cevalıka
Bu kelime Türkçe olup, başındaki kılların tümünü (saç, sakal, bıyık ve kaş) kesen kişiler için kullanılır, yani bir çeşit dazlak anlamındadır. Bu Türkçe kelime Arapça çoğul kalıbına uydurularak dazlaklar, cavlaklar anlamına “cevâlıka” halin…
Dâvâ-Mânâ
Arapça, dâ’vâ kelimesinin, iddia, mesele, problem, ülkü vs. gibi mânâları vardır. Mânâ ise, iç, ruh, bâtın, kelime, söz, hareket veya işaretin ifade ettiği, anlattığı şey anlamlarını ihtiva eder. Dâva, bir kulun, kendinde olmayanı ileri sür…
Çeşm-İ Bülbül
Farsça bülbül gözü demektir. Çizgili ve hareli olarak yapılmış cam ürününe Çeşm-i Bülbül denir. Bu cam işleme tekniğini ilk kez Venedik’ten getiren kişi, Üçüncü Selim devri Mevlevî sûfilerinden Mehmed Dede’dir. Şeyh Efendi, bu san’atı Vened…
Aykaççile
Farsça, kırk anlamına gelen çihil’den düzenlenmiş bir terim. Bir şeyh nezaretinde derviş, karanlık bir hücrede yalnız başına kırk gün süre ile az uyumak, az yemek, az içmek ve mümkün mertebe sürekli ibadetle meşgul olur ki bu olaya, çile de…