Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-9767- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Farsça bülbül gözü demektir. Çizgili ve hareli olarak yapılmış cam ürününe Çeşm-i Bülbül denir. Bu cam işleme tekniğini ilk kez Venedik’ten getiren kişi, Üçüncü Selim devri Mevlevî sûfilerinden Mehmed Dede’dir. Şeyh Efendi, bu san’atı Venedik’te öğrenir, İstanbul’a döner ve Beykoz’da bir tezgâh kurarak, bu san’atı daha da ileri götürür. Ona renkler verir, çizgilerini yeniden düzenler, dantelâ tarzında hareler yapar, Kur’an-ı Kerim tezhibini andırır bir şekilde altınlısını da imal eder. Yaptığı altınlı kadehi, Üçüncü Selim’e hediye eder. işte bu hediye sırasında imal ettiği bu san’at eserine “Çeşm-i Bülbül” adını verir. Mevlevî Şeyhi olan bu sanatkarın, eserine çeşm-i bülbül demesinin nedeni şudur: Çeşm-i Bülbül’ün en ayırdedici özelliği, onu gözünüze yaklaştırıp havaya bakarsanız, içinde, bülbül gözü gibi hâreler menevişler görülür. İşte bu görüntüyü vermesi sebebiyle, Şeyh Efendi ona “Çeşm-i Bülbül” adını vermiştir.Kaseler çini, tabaklar mertebânidir bütün, Çeşm-i bülbüller birer şehkâr-ı manidir bütün.Fazıl Ahmed</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-11132- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Farsça bülbül gözü demektir. Çizgili ve hareli olarak yapılmış cam ürününe Çeşm-i Bülbül denir. Bu cam işleme tekniğini ilk kez Venedik’ten getiren kişi, Üçüncü Selim devri Mevlevî sûfilerinden Mehmed Dede’dir. Şeyh Efendi, bu san’atı Venedik’te öğrenir, İstanbul’a döner ve Beykoz’da bir tezgâh kurarak, bu san’atı daha da ileri götürür. Ona renkler verir, çizgilerini yeniden düzenler, dantelâ tarzında hareler yapar, Kur’an-ı Kerim tezhibini andırır bir şekilde altınlısını da imal eder. Yaptığı altınlı kadehi, Üçüncü Selim’e hediye eder. işte bu hediye sırasında imal ettiği bu san’at eserine “Çeşm-i Bülbül” adını verir. Mevlevî Şeyhi olan bu sanatkarın, eserine çeşm-i bülbül demesinin nedeni şudur: Çeşm-i Bülbül’ün en ayırdedici özelliği, onu gözünüze yaklaştırıp havaya bakarsanız, içinde, bülbül gözü gibi hâreler menevişler görülür. İşte bu görüntüyü vermesi sebebiyle, Şeyh Efendi ona “Çeşm-i Bülbül” adını vermiştir.Kaseler çini, tabaklar mertebânidir bütün, Çeşm-i bülbüller birer şehkâr-ı manidir bütün.Fazıl Ahmed</p>
Tasavvuf Sözlüğü
Farsça bülbül gözü demektir. Çizgili ve hareli olarak yapılmış cam ürününe Çeşm-i Bülbül denir. Bu cam işleme tekniğini ilk kez Venedik’ten getiren kişi, Üçüncü Selim devri Mevlevî sûfilerinden Mehmed Dede’dir. Şeyh Efendi, bu san’atı Venedik’te öğrenir, İstanbul’a döner ve Beykoz’da bir tezgâh kurarak, bu san’atı daha da ileri götürür. Ona renkler verir, çizgilerini yeniden düzenler, dantelâ tarzında hareler yapar, Kur’an-ı Kerim tezhibini andırır bir şekilde altınlısını da imal eder. Yaptığı altınlı kadehi, Üçüncü Selim’e hediye eder. işte bu hediye sırasında imal ettiği bu san’at eserine “Çeşm-i Bülbül” adını verir. Mevlevî Şeyhi olan bu sanatkarın, eserine çeşm-i bülbül demesinin nedeni şudur: Çeşm-i Bülbül’ün en ayırdedici özelliği, onu gözünüze yaklaştırıp havaya bakarsanız, içinde, bülbül gözü gibi hâreler menevişler görülür. İşte bu görüntüyü vermesi sebebiyle, Şeyh Efendi ona “Çeşm-i Bülbül” adını vermiştir.Kaseler çini, tabaklar mertebânidir bütün, Çeşm-i bülbüller birer şehkâr-ı manidir bütün.Fazıl Ahmed