ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
219 sonuç · toplam 219 · “Yolcu” · 4/10
01Vedâ haccı
Hz. Muhammed’in hicretin onuncu yılında, milâdî 632’de gerçekleştirdiği son hac. Hac menâsikinin uygulamalı biçimde öğretildiği, geniş bir sahâbe topluluğunun katıldığı ve Vedâ hutbesi diye anılan hitapların yapıldığı bu yolculuk, Hz. Peyga…
Dârü’l-it‘âm
Yemek dağıtılan hayır kurumu; aşevi veya imarethane. Vakıf gelirleriyle yoksul, yolcu ve talebelere hizmet verebilir.
Râh-ı aşk
Aşk yolu. Tasavvuf şiirinde sâlikin benlikten geçerek ilâhî yakınlığa yöneldiği mânevî yolculuğu anlatır.
ibnüssebîl
İslâm’ın beş şartında biri olan “zekât” {bk. bu madd m verildiği yerlerden biri olara Kur’ân-ı Kerîm’in “Tevbe sur si, 9 / 60”nde ifade edilen v yolculuk sırasında muhtaç d ruma düşenleri anlatan bir t rim. Pek çok fakih, bu durum düşenleri…
Seb‘a-i muallaka
İslâm öncesi Arap şiirinin en seçkin örnekleri kabul edilen yedi uzun kaside. Muallakāt-ı seb‘a adıyla da bilinir. Şiirlerin Kâbe duvarına asıldığı yolundaki meşhur anlatının tarihîliği tartışmalıdır. Külliyat çöl hayatı, kabile, yolculuk,…
ashâb-ı rakım
Buharî ve Müslim’in kitaplarında hikâyelerini anlattığı üç yolcu. Bu üç kişi yolculuk ı sırasında bir mağaraya gizlenirler. O sırada dağdan düşen bir kaya mağaranm kapısini kapatır. Çaresizlik içinde her biri Allah’a kurtuluş için dua eder.…
mi'râç, -cı
“Basamak, merdiven yükselme, göğe çıkma. ” anlamla rındaki bu söz, Hz. Peygam ber’in Kâbe’de buluna “Mescid-i Harâm”dan Kudüs’t bulunan ve Müslümanlarm il kıblesi ve de kutsal sayıla “Mescid-i Aksâ”ya yapılan ma nevî yolculuğu, oradan da gö…
Salât-ı sefer
Yolculuk hâlindeki kişinin namazı. Dört rekâtlı farzların kısaltılması ve cem imkânı mezheplerin şartlarına göre uygulanır.
Ed’iyye-İ Me’sûre
Arapça. Hadislerle sabit olan dualar için bu ifade kullanılır. Evrâd. Tasavvuf yolunun yolcuları, Hz. Peygamber (s)’den naklen intikal etmiş dualara rağbet ederler ve bu duaları, her gün evrad olarak okurlar. Bu, Rasulullah (s)’a ittibâdan…
Murg-İ Sidre
Farsça, sidre kuşu demektir. Tasavvufta Cebrail (s.)’e murg-i sidre denir. Rivayetlere göre Hz. Peygamber (s.) ile olan Miraç yolculuğunda, Cebrail “sidretü”l-münteha”ya gelince, burasının kendisi için hayat sınırı olduğunu belirterek, orad…
İhbât
1.1.4. İhbât İhbât (ت ابخإ لا) Herevî’nin, eserinin “Ebvâb” bölümünde makam olarak ele aldığı bir kavramdır.118 Tuma’nîne kavramı ile yakın anlamlı bir terim olan ihbât, sözlükte “yerden daha alt seviyede olmak, huşû, tevazu göstermek, saki…
Muhammed Aleyhisselâm
Allahü teâlânın insanlara gönderdiği son peygamber. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem) , peygamberlerden başka (bir şey) değildir. O'ndan evvel daha nice peygamberler gelip geçmiştir. Şim…
Her Gördüğüne Kapılma
Her gördüğün sakallıyı deden sanma, derler; zira insanlar, göründükleri gibi değildirler. Dışa bakarak hüküm vermemek gerek. Peygamberimiz (s) bir adam hakkında tam kanaat sahibi olmak için, onunla yolculuk veya alış-veriş yapılması gerekti…
İştibâk-Ün-Nücûm
Güneş battıktan sonra, yıldızların çoğunun görünmesi, yâni güneşin arka kenârının, şer'î ufuk altına on derece irtifâ'a (yüksekliğe) inmesi. Akşam namazını, vaktin evvelinde kılmak sünnettir. İştibâk-ün-nücûm vaktinden sonraya bırakmak hara…
Hakku’llah
Arapça, Allah hakkı demektir. Bektaşî tâbiridir. Hasat zamanı, baba veya dede vekillerinin, köylülerden topladığı belli miktardaki bir tür vergiye verilen ad. Ayrıca bir baba veya mürid, yolculuğa çıkacağı zaman, kendisine yapılan yardıma d…
Mükâteb
Efendisi ile anlaşıp belli bir ücret ödeyince hür olacak köle. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: ... Hayır ve tâat; Allahü teâlâya, âhiret ve meleklere ve Allahü teâlânın indirdiği kitablara ve peygamberlere îmân etmektir. Ve…
Evhâm
Vehmler, zanların esâsı olan kıyaslar. (Bkz. Vehm) Allahü teâlâ, evhâm ve evhâm-ı beşeriyyenin çok fevkındadır (üstündedir). (Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî) Tasavvuf yolcularının o yolculukta gördükleri, tattıkları, hâller, vecdler, ilim ve ma…
Bey'-İ Fâsid
Aslı İslâmiyet'e uygun, fakat sıfatı uygun olmayan satış. Bir kimse satın aldığı bir malın bedeli olan paranın yarısını peşin verip, yarısını da yolcum gelince vereyim dese, bu alış-veriş Bey'-i fâsid olur. Çünkü yolcunun geleceği târih yân…
Mülk-İ Yemîn
Bir kimsenin emrindeki köleler ve câriyeler. Allahü teâlâ, âyet-i kerîmede meâlen buyuruyor ki: Allah'a ibâdet edin, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ananıza, babanıza (güzel söz ve fiil ile) , akrabânıza (ziyâret etmekle), yetimlere (gönül…
Tecellî-İ Sûrî
Zât-ı ilâhînin veya isimlerinin kendilerinin değil, sûretlerinin, görüntülerinin tecellîsi. Başkalarının yolun sonunda kavuştukları ve Hakk-ul yakîn dedikleri, bize yolun başında Tecellî-i sûrî olarak hâsıl olmaktadır. (İmâm-ı Rabbânî) Tece…
Vakf (vakıf)
1. Mükellef (akıllı, müslüman ve ergenlik çağına erişmiş)kimsenin kendi mülkü olan mütekavvim (belli, kıymetli ve dayanıklı)malının menfaatini (faydasını) hiçbir şarta bağlamadan, müslüman veya zımmî (gayr-i müslim vatandaş), bütün veya bel…
Yûşâ Aleyhisselâm
İsrâiloğullarına, Mûsâ aleyhisselâmın vefâtından sonra gönderilen peygamber. Mûsâ aleyhisselâmın yeğeni ve vekîli idi. İsmi Yeşû olup hıristiyanlar Yeşû diyorlar. Annesi Mûsâ aleyhisselâmın kız kardeşidir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâl…
Gaben-İ Fâhiş
Piyasadaki en yüksek satılandan altın ve gümüşte % 2,5 ve daha fazlasına, urûzda yâni ölçülüp tartılan ve taşınabilen mallarda % 5, hayvan için % 10, binâ için % 20'den, ibâdet konularında lâzım olan şeylerde de piyasadaki fiyatından iki mi…
Müsâfir (misâfir)
Yolcu. Senenin kısa günlerinde, insan veya deve yürüyüşü ile üç günde gidilecek yere gitmeyi niyet ederek, bulunduğu yerin kenar evlerinin dışına çıkan kimse. (Bkz. Seferî, Seferîlik) Allah'a ve âhiret gününe îmân eden müsâfire ikrâm etsin.…