ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
298 sonuç · toplam 298 · “derece” · 10/13
01İstihlaf
Arapça, yerine geçmek, halef olmak demektir. Şeyhin, olgunluk derecesini elde etmiş müridini, irşâd etmek üzere mezun kılması.
Kâf Dağı
Kâf, Kur’ân-ı Kerim’de ellinci surenin adıdır. Kur’ân-ı Kerim’in mukattââtındandır. Allah’ın isimlerinden birinin “Kâf” olduğu söylenir. Kudret sahibi anlamına geldiğini söyleyenler olduğu gibi, dünyayı çepeçevre kuşatan dağın adıdır diyenl…
Kendini Bilmek
Kendini bilen Rabbini bilir, ilkesi tasavvufun ana kurallarından biri durumundadır. Bu sözün çok çeşitli şekillerde yorumu yapılmıştır. Bir tanesi şudur: Kulun kendini yokluk, acizlik, mahviyet, fakr, eksiklikle bilmesi, daha doğrusu bunun…
Kerrûbiyyun
Allah’a derece itibariyle yakın olan meleklere “kerrûbiyyûn” denir.
Melametiyye
Hamdûn-ı Kassâr (ö. 271/884) tarafından Nişabur’da kurulan bir tasavvuf okulu. Bu meslek mensubları, içlerinde olanın aksine davranmayı metot edinmişlerdir. iç dünyalarında samimiyetin en üst derecelerine ulaşmaya çalışırlar, başkalarının k…
Mekane
Yer, menzile, derece, makam gibi mânâları ihtiva eden Arapça bir kelime. Allah katındaki menzillerin en yücesi. Mekan da denilir. Buna, şu âyette işaret vardır: “Muktedir bir kralın katındaki sıdk makamında” (Kamer/55).
Muhib
Arapça, seven demektir. Tasavvuf yolunu ve o yolda gidenleri seveni ifade eder. Tasavvuf yolunu seven, fakat o yola girmemiş kişiye muhib derler. Bektaşîlik’te Muhiblik ilk derecedir. Bundan sonra dervişlik, babalık ve halifelik gelir. Mevl…
Nefy Ü İsbat
Yok etme ve var etme anlamlarına iki Arapça kelime. Nakşî ıstılahıdır. Nakşî büyüklerinden gelen ikinci zikir şekli. Kalp ile yapılan Hafî zikrin Nefy ü İsbât ile yapılmasıdır. Müride telkin edilen “La ilahe illallah” kelime-i tevhidi Nefy…
Öp Eşiği Çık Dışarı
İstenilmeyen yerde durmamak gerektiğini, öğütleyen bir söz. Sufiler, mücadele ve münakaşadan son derece kaçınırlar, onun için, böyle bir durumla karşılaşınca eşiği öpüp, niyaz ederek çıkarlar.
Sabr
Birini bir şeyden alıkoymak, hapsetmek, tutmak, dayanmak, sabretmek vs. gibi anlamları olan Arapça bir kelime. Başına gelen belalara, sıkıntılara dayanmaya sabır dendiği gibi, Allah’a ibâdette devam ve isyandan sürekli kaçmaya da sabır deni…
Sâhib
Arapça, arkadaş, dost, bir şeyin mâliki anlamınadır. Tasavvuf ıstılahı olarak; sohbete iştirak eden, mürid, musâhib, ehl gibi mânâları vardır. Bu kelime ile ilgili bazı tâbirler şunlardır: Sâhib-Kırân: Kıran, iki kutlu veya kutsuz yıldızın,…
Şehade
Arapça, gözönündeki, görülen, şahid olunan şeyi ifade eder. Şehidlik, şehid olarak ölme. Boğularak, vebadan ve garib olarak ölenlere şehid denir. En yüce şehadet mertebesi, Allah yolunda öldürülmektir. Bu sayılanlara küçük şehidlik denir. B…
Tâk-I Ebru
Keman kaşlı anlamında Farsça bir tamlama. Sâlikin, ihmalkâr davranışta bulunarak, bulunduğu dereceden düşmesi.
Vücudiyye
Allah’ın kainatın toplamından ibaret olduğunu savunan “heme ost” (herşey O’dur) diyen pante-istler. Pa-nenteistler ise, herşeyin O’nda olduğunu savunurlar. Ancak genelde panteizm üç şekilde mütalaa edilir.idealist panteizm : Bunu Hegel savu…
Zeyl Meşayihi
Vaizler hakkında kullanılan bir tâbirdi. Bâb-ı Meşihatta tutulmakta olan ilmiyye sicilinin sonuna yazıldıkları için, bu adı almışlardır. En yüksek derecesi Ayasofya kürsüsü olup, derecesi otuz idi.
Mahbûbiyyet
Sevgili olmak. Peygamber efendimize tâbi olmanın en yüksek derecesi mahbûbiyyet ve ma'şûkiyyet (çok sevilen olmak) kemâlâtına (üstünlüklerine) sâhib olmaktır ki, bu, Allahü teâlânın çok sevdiklerine mahsûstur. Bunun ele geçmesi için muhabbe…
Mâide Sûresi
Kur'ân-ı kerîmin beşinci sûresi. Mâide sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). Yüz yirmi âyet-i kerîmedir. 112 ve 114. âyet-i kerîmelerde Îsâ aleyhisselâm zamânında gökten indirilmesi istenen bir sofradan bahsedildiği için sûre bu ismi almıştır…
Makâmât-I Sülûk
Tasavvuf yolunda ilerlerken geçilmesi gereken dereceler. İslâm-ı hakîkî (hakîkî İslâm); makâmât-ı sülûkun geçilmesinden ve nefsin itmînânından (şüphe ve tereddüdlerden kurtulmasından) sonra hâsıl olur (meydana gelir). (Muhammed Ma'sûm)
Piskopos
Hıristiyanlığın katolik ve doğu kiliselerinde en yüksek rûhânî ünvâna sâhip ve umûmiyetle bir bölgenin dînî lideri olan hıristiyan din adamlarına verilen ad. İ ncîl okuyan hıristiyan din adamlarına Kıssîs, bir üst derecesine de Üskuf denir.…
Can Cömertliği Kolay Olmaz
İnancı uğrunda, canını verecek derecede fedakârlıkta bulunmayı ifade eden bir atasözüdür. Allah yolunda can ile yapılan cihada işaret etmek üzere, canından geçmenin, Hak yolunda hedefe varmak için önemi vurgulanılmaktadır.
Mânây-I Murâdî
Bir sözde anlatılmak, ifâde edilmek istenilen, kastedilen mânâ. Müctehîd olmak (Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîften hüküm çıkarabilmek) için, Arabî yüksek ilimleri tamâmen öğrenip Kur'ân-ı kerîmi ezbere bilmek, her âyet-i kerîmenin mânây-…
Râfi' (er-Râfi')
Esmâ-i hüsnâdan. Allahü teâlânın güzel isimlerinden. Mü'minlerin ve evliyânın derecelerini yükselten ve huzûrunda başlarını kaldırarak pak cemâline bakmak ile mertebelerini yükselten. Er-Râfi' ism-i şerîfini söyleyen, zâlimlerin zulmünden e…
Müte'âl (el-Müte'âl)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (ism-i şerîflerinden). Düşünülebilen, akla gelen, hayâl edilebilen her şeyden başka bunlardan pâk, temiz ve yüce olan. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: (Allahü teâlâ) görünmeyeni de görüneni de bilir.…
Cehd
Gayret, olanca gücü ve kuvveti sarf etmek. İctihâd; insan gücünün yettiği kadar zahmet çekerek cehd etmek demektir. Yâni, Kur'ân-ı kerîmde ve hadîs-i şerîflerde sarîh ve açık bildirilmemiş hükümleri ve meseleleri, açık ve geniş anlatılmış m…