ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
26 sonuç · toplam 26 · “hadîs-i kudsî” · 1/2
01hadîs-i kudsî
hadîs-i kudsî a. Sözü Hz. Muhammed’e dayanan ve Hz. Peygamber’in Kur’ân dışında Allah’a isnat ederek söylediği hadisler, kutsal hadis; bu hadisler, “merfû” (bk. bu madde) olarak da adlandırılmıştır. hadîs-i mevzû a. > A>» iuja) Hadis bilimi…
Deyyân (ed-Deyyân)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Kıyâmet günü, herkesin dünyâda iken yaptıklarının hesâbını ve hakkını en iyi bilen ve veren. Ben azîm-üş-şân (şânı büyük, çok yüce) herkese mücâzât eden (karşılığını veren) deyyânım.…
Rubûbiyyet
İlâhlık, ma'bûdluk. Ey Âdemoğulları! Bir kimse benim kazâma râzı olmaz ve benim tarafımdan gelen belâlara sabretmez, verdiğim nîmetlerime şükr etmez, ihsân ettiğim dünyâ nîmetlerine kanâat etmezse, başka bir Rab arasın. Ey Âdemoğlu! Bir kim…
Zan
Sanma ve düşünme. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Zanların çoğundan kaçının, zîrâ bâzı zanlar günâhtır. ( Müslümanların ayıb ve kusurlarını ) araştırmayın; bir kısmınız bir kısmınızı ( arkasından hoşlanmayacağı sözle ) çe…
Nefs (nefis)
1. Can. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Her nefs, ölümü tadıcıdır. (Âl-i İmrân sûresi: 185) 2. İnsanın kendisi, kişi, beden. İnsan ben deyince, nefsini göstermektedir. (İmâm-ı Rabbânî) 3. Hakîkat, cevher, asıl, öz. İnsanda…
Kibriyâ
Allahü teâlâya mahsûs azamet, büyüklük, üstünlük, yücelik. Allahü teâlâ, hadîs-i kudsîde meâlen buyuruyor ki: "Kibriyâ, üstünlük ve azamet bana mahsustur. Bu ikisinde bana ortak olanı Cehennem'e atarım, hiç acımam." (Berîka) Kibriyâ sıfatı…
Kazâ Ve Kader
Allahü teâlânın meydana gelecek hâdiseleri ilm-i ezelîsi (başlangıcı olmayan ilim sıfatı) ile ezelde (başlangıcı olmayan öncelerde) bilip takdîr etmesi ve bu hâdiselerin zamânı gelince, Allahü teâlâ tarafından yaratılması ve meydana çıkması…
Mükâfât
İyi karşılık. Oruç yalnız benim içindir, onun mükâfâtını ben veririm. (Hadîs-i kudsî-Şir'at-ül-İslâm) Günâhlar unutulmaz, mutlaka cezâsı verilir. İbâdetler çürümez, sevâb ve mükâfâtı verilir. (Mâverdî) Cömertlikten doğan güzel huylar vardır…
Belâ
Allahü teâlânın insanları imtihan etmek, denemek için verdiği maddî ve mânevî üzüntü, sıkıntı, musîbet, âfet. Kulumu bir belâ ile ibtilâ (imtihân) ettiğim vakit sabreder ve ziyâretçilerine beni şikâyette bulunmazsa, ona etinden iyi et, kanı…
Velî (el-Veliyyü)
1. Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Mü'minleri seven, onlara yardım eden, işlerini bitiren, sevdiklerini sevmediklerine gâlib, üstün kılan, kâfirleri sevmeyen. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Allahü teâlâ mü'min…
Zulm (zulüm)
Adâletsizlik, adâletin sınırını aşmak, başkasının hakkına tecâvüz etmek. Bir şeyi kendi yerinden başka bir yere koymak, haksızlık. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: Allahü teâlâ kullarına zulm etmez, haksızlık etmez. Onlar ke…
Ganî (el-Ganî)
Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Hiçbir zamanda, hiçbir mekânda, hiçbir hâlde, hiçbir şeye muhtâc olmayan. Allahü teâlâya, hiçbir şekilde başkasına muhtaç olmayan mânâsına Ganiy-yi mutlak da denir. Allahü teâlâ Kur'â…
Sâlih
İyi insan. Dünyâya kıymet vermeyen, îtikâdı doğru olup, Allahü teâlânın rızâsını, sevgisini kazanmak için çalışan müslüman. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Sizden biriniz ölüm (alâmetleri) gelip de: "Ey Rabbim! Beni yakın…
Oruç
İslâm'ın beş şartından biri. Fecrin (tan yerinin) ağarmasından yâni imsaktan güneş batıncaya kadar yimeği, içmeği ve cimâ'ı terk etmek. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Ey mü'minler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı…
Sebeb
Vâsıta. Bir işte te'siri olmayan fakat o işin yapılmasını, vücûdunu, var olmasını îcâb ettiren şey. Allahü teâlâ, her şeyin yaratılması için belli şeyleri sebeb yapmıştır. Belli maddeleri, belli şeylere sebeb yaptığı gibi, insanın maddî ve…
Sevâb
İyilik ve ibâdet yapana âhirette Allahü teâlâ tarafından verilecek mükâfât, iyi karşılık. Ecir. (Bkz. Ecr) Benim şerîkim ( ortağım ) yoktur. Başkasını bana şerik eden, sevaplarını ondan istesin... (Hadîs-i kudsî-Mektûbât-ı Ma'sûmiyye) Ümmet…
Sübha Namazı
Abdest aldıktan sonra Allah rızâsı için kılınan iki rek'at namaz. Eğer bir kulum abdestsiz olursa bana cefâ etmiş olur. Abdest alınca iki rek'at namaz ( sübha namazı ) kılmazsa bana cefâ etmiş olur. Namaz kılıp duâ etmezse bana cefâ etmiş o…
Şerîk
1. Eş, ortak. Benim şerîkim yoktur. Başkasını bana şerîk eden sevâblarını ondan istesin... (Hadîs-i kudsî-Mektûbât-ı Rabbânî) (Yâ Ebüdderdâ!) Parça parça parçalansan, ateşte yakılsan bile Allahü teâlâya hiçbir şeyi şerîk yapma!Farz namazlar…
İnkisâr
Kırıklık, kırılma. Allahü teâlânın huzûrunda kalbin kırık olması. Ben, kalbleri benim için inkisârda olanların yanındayım. (Hadîs-i kudsî-Keşf-ül-Hafâ) Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyorlar ki, Allahü teâlâ ilim ve kudret gibi bütün sıfatların…
Abdu’l-Bâ’is
El-Bâ’is, ölümden sonra dirilten demekter. Nefsinin, sıfat, hevâ ve heveslerini iradî ölümle (nefis terbiyesi ile) nihayete erdirdikten sonra, Allah’ın, kalbini hakikî hayatla dirilttiği kişidir, işte Allah, bu kulu, el-Bâ’is isminin mazhar…
Ben İki Adım Gelirim
Bu atasözü bir hadîs-i kudsînin mealidir. Allah şöyle buyurur : “Kul Bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım, Bana bir arşın yaklaşırsa, ona bir kulaç yaklaşırım. Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak gelirim. (Cami, c. II…
Celîsü’l-Hak
Arapça, Hak ile oturan demektir. İhsan derecesine ulaşan sufî, kendisini sürekli olarak Allah’ın huzurunda hisseder; davranışlarını ona göre düzenler, bu sürekli bir hâldir. “Ene ‘inde men zekeranî” (Ben beni ananın yanındayım) hadis-i kuds…
Nikahu’s-Sâri Fi Cemî’i’z-Zerâri
Arapça, bütün zerrelere sirayet etmiş nikah demektir. “Gizli bir hazine idim”. Hadis-i kudsîsinde anlatılan “sevginin yönelişi”. Mevâlid-i Selase, aba-i ulviyye ile ümmehât-ı süfliyyenin evlenmesinden doğmuştur. Bütün varlıklar, sevgi yönel…
Mücâhid
Allah yolunda din düşmanları ile çarpışan, cihâd eden. Benim yolumda mücâhid kimse, benim uhdemdedir (zimmetimdedir). Rûhunu kabzedersem onu Cennet'e vâris ederim. Memleketine döndürürsem sevâb veya ganâimle (harpte alınan mallarla) döndürü…