ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
246 sonuç · toplam 424 · “âsâr” · 1/11
01âsâr
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellemden veya O'nun huzûrunda bulunmakla şereflenen arkadaşlarından (Sahâbe) ve onları görmekle şereflenen müslümanlardan (Tâbiînden) bildirilen haberler. (Bkz. Eser)
âsâr-I Şerîfe
Peygamber efendimiz ve diğer din büyüklerine âit bâzı mübârek şahsî eşyâ ve hâtıralar. (Bkz. Emânât-ı Mukaddese)
ilmü'l-âsâr
(jWl ^U Hz. Peygamber’in, sahabenin ve tâbiûnun söz ve davranışları ile takrirlerini inceleyen bilim dalı.
tecellî-i âsâr
Maddî âlem, bu dünya
Tasarruf
Faaliyet göstermek, yetkiyi kullanarak iş yapmak. كما Keramet göstermek, olağanüstü yollardan iş yapmak ve tesir etmek; insanlara ve eşyaya hükmetmek ve onları idare etmek; Allah'ın eşyayı ve bütün varlıkları velisine musahhar kılması. Haki…
muhtasar
muhtasar a (y^d [Ar.] “Bir eserin veya konunun özet olarak kıa saltılmış biçimi.” anlamındaki bu pit söz, tefsir, hadis, fıkıh, kelâm ü gibi bilim dallarmda kaleme a almmış önemli ve çok tanman n eserlerin kısaltılmış biçimleri r. için kull…
Basar
Âletsiz ve şartsız olarak, gizli ve âşikâr (açık) her şeyi görmesi mânâsına, Allahü teâlânın sübûtî sıfatlarından biri. Allahü teâlânın Basar sıfatı ezelî ve ebedîdir. Zâtı ile kâimdir. O'nun basar sıfatı, göze, herhangi bir âlete ve ışığa…
Mutasarrıf
Arapça, harcayan, sarfeden, bir işi yöneten, yön veren, bir işte ileri geri hareket eden kişi anlamındadır. Detaylı bilgi için bkz. “Tasarruf”.
Nasıl Yaşarsan Öyle Ölürsün
Bu, bir hadis-i şeriften alınmıştır: “Yaşadığınız gibi ölür, öldüğünüz gibi haşrolunursunuz”. Erbâb-ı tasavvuf, bu hadis-i şerife önem verirler, dünyada iken iç ve dış hallerini islâm’a göre düzenlemeye çalışırlar.
Vefa Bi-Hıfzi Ahdit-Tasarruf
Arapça, tasarruf sözünü, korumaya uymak anlamında bir ifade. Vefa sana düşen kulluk görevinden, sana tasarruf etmen üzere bağışlanan vakitler konusunda acizliğinden ve âdetlerin kaldırılmasından uzak kalmaman (yani gaflete düşmemen) dir.
Mütasarrıfa
İnsandaki görünmeyen his organlarının beşincisi; his organları vâsıtası ile elde edilen duyuları ve mânâları karşılaştırıp, yeni mânâlar elde etmeye yarayan kuvvet. İnsandaki görünmeyen his organları beştir:Birincisi hiss-i müşterek; his or…
alâ şarti’s-sitte
alâ şarti’s-sitte a. (cJIL^ ^ a [Ar.] Hadis biliminde, “kütüb-i e sitte” (bk. bu madde)nin hepn sinde rivayetleri bulunan ravî için kullanılan terim. -
” alâ şartihümâ
” alâ şartihümâ a. [Ar.] k Hadis biliminde, Buhârî ve Müs lim’in bir hadisi kitaplarma alı mak için öngördükleri şartları taşıyan hadis. n
Edâ Şartları
Bir işin, ibâdetin sahîh ve mûteber olması için lâzım olan şartlar. Cumâ namazının edâ şartları yedidir: 1) Namazı şehirde kılmak. 2) Hükûmet reisi veya vâlinin izni ile kılmak. 3) Öğle namazının vaktinde kılmak. 4) Vakit içinde hutbe okuma…
Tevhîd-i sıfât
tevhîd-i sıfat a. tas. Tasavvuf inancına göre, “hayat, ilim, sem, basar, iradet, kudret, kelâm” gibi Allah’ın sıfatlarınm halkta oluşması.
Âbaü'l-ahval
(آباء الاحوال) Hal babaları. tas. a Sahip oldukları hallere hâkim olan, hal sahibi olduklarını başkalarına hissettirmeyen, halin tesiriyle dengelerini, doğal ve her zamanki davranışlarını değiştirmeyen salikler. b Cezbe ve şevk gibi hallere…
Ars
Feleklerin felegi, en büyük felek, taht, mülk, hâkimiyet, ihata, zuhur, tecelli, tas a Azamet mazharı, tecelli mahalli, zatın hususiyeti, cism-i külli (cik 11:5). b Allah'ın mukayyet isimlerinin istikrar mahalli. c Külli cisim, mutlak varlı…
Asuman-ı gayb
سيان غيب) 1) Gayb seması. tas. İlâhî tecelli ve nurlar (SP). Âşık i. ves. ar. (5 e) ¢. Uşşak, Âşıkin. r. Tutkun, düşkün, vurgun; haddinden çok fazla ve aşırı derecede seven. 2. tas. Allah Teala'yı son derece ve azami mertebede seven. Hak âş…
Baran
Yağmur. tas. a Hak Teala'nın kapsamh rahmeti ve feyzi ki gayb âleminden imkân âlemine taşar, mümkün varlıklar yetenekleri ölçüsünde bundan nasiplerini alır. b İlâhî inayetin sâlike galebe çalması ve onu etkisi altına alması (sr).
Barika
4) Şimşek. 2. tas. En kutsal makamdan gelen ve gelir gelmez sönen parıltı (lâiha, levâih); keşfin başlama noktasıdır (KT). Basaru’l-Hak (53! (بصر 1. Hakk'ın görmesi. 2. tas. Bilgisini temaşa etmesi itibariyle Hakk'ın zatı, Hakk'ın bildikler…
Bihişt
veya Behist, Beheşt. Cennet. tas. a Ruhani cennet, yani bedenin aracılığı olmadan kalbin duyduğu manevi zevk ve hazlar. Bkz. Duzah.
Câm-ı giti-efruz
Âlemi aydınlatan kadeh. tas. Arifin kalbi,
Çerağ-ı mürde
Ölü ve sönmüş lamba. 2. tas, Marifet nuruyla aydınlatılmayan ölü kalp (sr). Çerağ uyandırmak Çırayı, lambayı söndürmek anlamına gelen bir Bektaşi deyimi. Cerh-zeden (5 » SE (جر 1. Dönmek. 2. tas. Raks, semâ, deveran. Çeşmi. fars. (جشم) 1. G…
Çeşm-i âhuvâne
Ceyla gözlü. tas. Hakk'ın sâlikin kusurlarını örtmesi, ama onu bundan haberdar etmesi. Bu durum, silikin kusurlu davranışlardan vazgeçerek kendine çekidüzen vermesini sağladığından Allah'ın ona olan en büyük inayeti ve lütfu sayılır. Çeşm o…