ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
640 sonuç · toplam 903 · “Tâbi” · 20/27
01Destâr Baha
Farsça. Destâr: sarık, bahâ: para, ücret demektir. Mevlevî tâbiridir. Mevlânâ’nın evlatlarına sarık parası olmak üzere bir takım köyler vakfedilmişti. Bu köyler, “Evkaf-ı Celâliyye”ye dâhildi.
Destâr-Pûş
Farsça, destâr sarık, pûş giymek demektir. Sarık giyen. Mevlevî tabiridir. Sikkesine destâr sarabilme ayrıcalığına sahip kişi demektir.
Destâr-I Şerif
Farsça-Arapça. Şerefli sarık demektir. Mevlevîlerin başlarına giydikleri, sikke üzerine sarılan sarık hakkında kullanılır bir tabirdir. Sarık, sikke giyenlerin arif olanlarına bir imtiyaz (ayrıcalık) olarak verilirdi. Destâr, Çelebî Efendi’…
Devir
Arapça dönmek demektir. Maddi olarak görülen şu âleme düşen bir mevcut, önce cemad (cansız), sonra bitki, sonra hayvan, sonra insan şekillerinde tecelli eder, ve sonunda da “insan-ı kâmil” şekline dönüşür, Hakk’a vasıl olur. insan-ı Kâmil’e…
Dış Meydancı
Mevlevî tabiridir. Şeyhin emirlerini dedelere (dedegân) ulaştırıp bildiren, tarikata girecek yeni dervişi şeyhin huzuruna götüren, Mevlevî dervişlerine dış meydancı denir. Büyük tekkelerde (âsitane) iki meydancı bulunurdu. Mutfak hizmetleri…
Direk
Mevlevî tabiridir. Sol ayağa direk denir. Derviş semada dönerken sol ayağı sabit, sağ ayak da onun etrafında tur atar. Sağ ayak, sol ayağı döndürdüğü için “çark” olarak anılır.
Düşkün
Varlıktan yokluğa, sağlıklı iken hastalığa, kuvvetli iken zayıflığa düşen kişiler için kullanılan bir ifade. Bu ifadeyle alakalı bir takım atasözleri, kültür zenginliğimiz içindeki yerini hâlâ korumaktadır: “Düşmez kalkmaz bir Allah”, “düşe…
Ebu’s-Suud Efendi’nin Torunu
Çok dindar, dünyaya rağbet etmeyen salih insanlar için kullanılan bir tabirdir. Osmanlılar devrinde şeyhü’l-islam olan Ebu’s-Suud Efendi, bu özellikle tanındığı için, dindarlıkta ileri gidenler hakkında kullanılan bir tâbir olmuştur.
Ecsâm
Arapça, cisimler demektir. Çeşitli kısımlara ayrılır:Ecsam-ı Tâbîiyye (tabii cisimler) : Keşf erbabına göre, arş ve kürsîEcsam-ı Unsuriyye (aslî cisimler) : Gökler ve ondaki inceliklerden gayri herşeydir.Çeşitli Tabu Cisimler : Unsurlar ve…
Edeb-Erkân
Erkân Arapça’da temeller, esaslar, direkler anlamlarına gelir. Manevî eğitim gören sâlikin, her yerde ve her an, daima kendisini gören, her hareketini bilen Allah’ı düşünerek ve buna bağlı olarak ağzından çıkan sözlere, yaptığı hareketlere…
Edeb Ya Hû
Edeb, tasavvuf okulunda önemli bir husustur. Edeble davranma, canlıya, cansıza, insana, hayvana, her şeye, herkese yapılmalıdır. Mutasavvıflar cansız varlıklara, bir tür dirilik atfederler (pan-bioism). Bu sebeble, cansız varlıklara da edeb…
Ehl-İ Tasfiye-Ehl-İ Nazar
Düşünce ehli, arınma ehli anlamlarında iki Arapça tabir. İkincisi gerçeğe akıl ve istidlaller ile ulaşan, ehl-i nazar; birincisi ruhî arınma yolu ile ulaşanlar ki bunlar da ehl-i tasfiyedir.
Elifte Birşey Yok
Arap alfabesinde, elif harfi, yukarıdan aşağıya basitçe düz bir çizgiden ibarettir. Diğer harflerin, eğrisi, çıkıntısı, girintisi, noktası, şekil kargaşası bu harfte yoktur. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde kurulan mahalle mekteplerinde…
Etyemezler
Tasavvuf tarihinde vejeteryan diyet uygulayan sufiler vardı. Yine bunun gibi, yaz mevsimi nefsini körletmek üzere soğuk su içmeyenler de görülürdü. Bir küçük parça et yemenin, kalbi belli bir süre katılaştırdığı kanaatini taşıyan bazı sufil…
Garibler Semaî
Mevlevi tabiri. İhya gecelerinde, yapılan mukabeleden sonra, yaşanan ruhî hazza, vecde doyamamış, manevî tatmine tam erememiş dervişler, herkes sema-hâneden çıktıktan ve ışıkları söndürdükten sonra, hırkasıyla on sekiz çark atarak semâ eder…
Gayb Erenleri
Bilinmeyen veliler. Her asırda mevcut ve sayıları ondan ibaret olan Allah adamları(evliyâ] hakkında kullanılan bir tâbirdir. Tasavvuf kaynaklarından birinde, bunun açıklaması şu şekilde yapılır: “Sıfat-ı gâlibeleri, huşu ve huzû-i Rabbani v…
Gül
Farsça’dır, Türkçe’mizde de aynen kullanılır. Kadiri tabiridir. Kadirîlerin başlarına giydikleri arakiyenin tepesine, çuhadan daire şeklinde bir parça dikilirdi. Bu gül, Bağdat gülü, havuzlu, kafesli, kız gülü gibi çeşit çeşitti. Genellikle…
Güldestesi
Farsça, gül demeti demektir. Bektaşî tabiridir. Güya Hz. Ali (r) vefat ederken “Selman, bana bir demet gül getir” der. O da getirir. Hz. Ali, onu eline alır ve çok geçmeden vefat eder. Gül destesinin bu olduğu söylenir.
Gümüş Merdiven
Mevlevî tabiridir. Mevlâna’nın sandukasının bulunduğu yere çıkılan gümüş kaplı merdiven
Hâcegân Tarikatı
Nakşbendiy-ye Tarikatı’nın bir diğer adı. Hâcegân, Farsça’da, “hoca” kelimesinin çoğulu olup “hocalar” manasına gelir, iran kültür çevresinde bilim adamları için bu tabir kullanılır. Bu tasavvuf okulunun liderlerinin, tamamen ilmiyye sınıfı…
Hata
Hata işlemek, yanılmak gibi manaları olan Arapça bir kelime. Tasavvuf ehli, benliklerini sildikleri için, sürekli tevazulu olmayı, kendilerine şiar edinmişlerdir. Konuşurlarken, herhangi bir kusur dolayısıyla, yahut alçakgönüllülük gösterme…
Hatt-I İstiva
Mevlevî tabiridir. Semahanede, Şeyhin oturduğu post ile, tam karşısına tesadüf eden ve insanlık makamını temsil eden “meydân kapısı”‘nm arasında olduğu varsayılan düz çizgi hakkında, bu tâbir kullanılır.
Hayzu’r-Ricâl
Arapça, erkeklerin aybaşı hali anlamına bir kelime. Sâlik vecde gelip kendinden geçince, hayız gören kadınlar gibi, Allah’ın huzuruna çıkamaz (yani namaz kılamaz, zira teklifin muhatabı olan akıl, kendinden geçme hâlinde sâlikde yoktur). Yi…
Hazarat-I Hams
Arapça, beş hazret demektir. Kudret ve onun temsilcileri yerinde kullanılır. Bu, Allah’tan zuhur ve sudur eden varlıkların geçirdikleri beş âlemdir. Bu beş âlem şunlardır: 1. Mutlak Gayb hazreti. ilim hazreti alemindeki âyân-ı sabite, burad…