ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
315 sonuç · toplam 517 · “Ma'nevî” · 13/14
01Fütuhat
Arapça, açılmalar demektir. Beklenmedik birşeyin ele geçmesi. Zahirdeki fütûha “Fütuhûl- ibade”, batmdakine de “fütuhûl-halâve” denir. Bu iki fütûhtan başka, bir de “fütûhul-mükâşefe” vardır.Rızık, ibâdet, ilim, marifet, keşf vs. gibi maddî…
Garibler Semaî
Mevlevi tabiri. İhya gecelerinde, yapılan mukabeleden sonra, yaşanan ruhî hazza, vecde doyamamış, manevî tatmine tam erememiş dervişler, herkes sema-hâneden çıktıktan ve ışıkları söndürdükten sonra, hırkasıyla on sekiz çark atarak semâ eder…
Hırka-İ Sufiyye
Arapça, sûfiyye hırkası demektir. Müridin, iradesine girdiği şeyhin elinden giydiği şey (şeyler) için kullanılan bir tabirdir. Bu, hırka veya taç gibi bir alâmet olurdu. Hırka giymek, tarikata girişi, mürşidle irtibatı sağlamayı ifade eder.…
Himmetu’l-İfâka
Arapça, bolluk ve iyilik himmeti demektir. Sülük (manevî tekamül eğitim; yolun) da, himmet derecelerinin ilki olup, bu derecede olan sâlik, faniyi terkeder, bakiye talib olur.
İkinci Doğum
Hz. isa “bir kimse iki kez doğmadıkça melekûtun sırlarına eremez” der. Burada ilk doğum, ana karnından dünyaya gelmedir ki, bu, maddî doğumdur, maddî planda bir anne ve babaya ihtiyaç vardır. İkinci doğum ise, kişinin maneviyat dünyasına do…
İnabe Vermek
Bir mürşidin bağlı olduğu maneviyat yolunu, isteyen kişiye telkin etmesine inâbe vermek denir.Dikkatle bak, üstadın olan hâne haraba Ehlinden al, ister isen eğer almak inâbeİhsan Hamâmîzâde
Nakîb
Arapça, bir topluluğun reisi, büyüğü, başkan, kabile reisi, kaptan, orduda bir rütbeyi ifade eden sözcük. Tekkelerde, şeyh vekili unvanını taşıyan kimselere nakîb denir. Bunlar, manevî eğitimde mesafe almış kişilerdir. Çoğulu nukabâ’dır. Ru…
Neşv Ü Nema
Arapça, doğma, gelişme, demektir. Manevî ilerleme ve terakki.
Sa’ak
Yıldırım düşmesi, şiddetli gürlemek, bayılıp kendinden geçmek ve helak olmak gibi çeşitli anlamlarıolan Arapça bir kelimedir. Kur’an-ı Kerimde, Hz. Musa’nın Tur-ı Sina’daki bayılışı konusunda geçer: “Musa, tayin ettiğimiz vakitte (Tur-ı Sin…
Safâ-İ Zihin
Arapça, düşünce arılığı, tefekkür temizliği demektir. Cürcanî bunu, “nefsin, sıkıntısız olarak gayeye ulaşmayı sağlayan kabiliyeti” şeklinde tanımlar. Riyazet ve mücâhede ile saflaşan zihin, bir takım ulvî ve manevî gerçekleri idrâk eder hâ…
Sâhib
Arapça, arkadaş, dost, bir şeyin mâliki anlamınadır. Tasavvuf ıstılahı olarak; sohbete iştirak eden, mürid, musâhib, ehl gibi mânâları vardır. Bu kelime ile ilgili bazı tâbirler şunlardır: Sâhib-Kırân: Kıran, iki kutlu veya kutsuz yıldızın,…
Kr
Arapça, zikir çekilen tekke, savmaa anlamında bir terkip. Bu, sufînin, dikkatini dağıtmadan bir noktada topladığı, kendisini tefrikadan koruduğu manevî yerler ve hallerdir.
Tabib-İ Ruhanî
Arapça, maneviyat doktoru demektir. Seyyid Şerife göre, maneviyat doktoru arif bir kişi olan şeyhtir. O, bu tıb ile kemâle erdirir, doğruya iletir. Eğer islâm’da bir psikolojiden bahsedilecek ise, en mükemmel psikologlar, sûfîlerdir. Zira o…
Tekkeye Hizmet Eden Tekkeden Geçinir
Tekkede manevî tekamül eğitiminden geçen dervişler, tekkenin çeşitli hizmetlerini görürler, bu arada, yeme içme, barınma gibi ihtiyaçlarını da orada giderirlerdi. Atasözünün ortaya çıkışının ardında yatan espri budur. Yine aynı espiri doğru…
I Ruhani
Arapça, ruhanî, manevî tıb demektir. Nefsin hastalıklarını tedavi usulünü ve kemale erdirme sırlarını ele alan ilim ki, buna ilm-i ledün denir.
Vakfiye
Vakfedenin, vakfa dair ifâdelerini ve hâkimin (kâdî) kaydını (tescilini) içermek üzere, düzenlenen “hüccet” hakkında kullanılan bir tâbirdir. Vakfiyeler, eskiden, noter defteri mâhiyetinde olan, Kadılık yanî Şer’î Mahkeme siciline geçmek su…
Vâsıl-I Hak
Arapça, Hakk’a ulaşan demektir. Manevî sülük yollarından biriyle, makamları geçen, ihsan mertebesine varıp Hakk’a ulaşan kişiye vâsıl-ı Hak denir.
Gerd
Farsça, zikretmek, hatırlamak demektir. Murâkebe mertebesine ulaştıktan sonra, sâlikin, muayyen sayıda nefy ve isbât (la ilahe illallah) zikri yapması. Bu şekilde kalbin pası giderilir ve müşahedeye ulaşılır. Bu zikir, ağız ve göz yumularak…
Yedi
Yedi rakamına ait geliştirilmiş bir inanç vardır ki, muhtemelen bunun kökeni, Kur’an-ı Kerim’de “Yedi sema” (Bakara 29) “Yedi deniz” (Lokman 27) “Yedi başak” (Bakara/261 Yusuf/46) “Yedi çift” (Hicr/87) “Yedi kapı” (Hicr/44) “Yedi gün” (Baka…
Bî'at (bey'at)
1. Sözleşme, söz verme, teslimiyet. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Ey Resûlüm! Mü'min kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinâ etmemek, kız çocuklarını öldürmemek, herhangi bir iyilik husûsu…
Patrik
Ortodoks mezhebine mensûb hıristiyanların, en büyük rûhânî (dînî) lideri. 1054 (H. 446) yılına kadar Roma'daki papaya bağlı kalan İstanbul patriği Mihâel Kirolarius, papadan ayrılarak şark (doğu) kilisesini kurdu. Ortodoks kilisesi adını al…
Râfi' (er-Râfi')
Esmâ-i hüsnâdan. Allahü teâlânın güzel isimlerinden. Mü'minlerin ve evliyânın derecelerini yükselten ve huzûrunda başlarını kaldırarak pak cemâline bakmak ile mertebelerini yükselten. Er-Râfi' ism-i şerîfini söyleyen, zâlimlerin zulmünden e…
Can-Efza
Farsça, ruhu neşelendiren demektir. Tasavvufta bu tabir Hakk’ın beka sıfatını veya manevî olgunluk yolunda olan kişiyi fenadan uzaklaştırarak, onu bakî ve ebedî kılan özelliği ifade eder.
Materyalizm
Allahü teâlâyı inkâr ve maddeyi her şeyin esâsı kabûl eden görüş, düşünce; toplum hayâtını ve fertler arasındaki münâsebetleri ve davranışları belirleyen tek faktörün madde olduğunu savunan felsefe akımı; maddecilik. Materyalizm, beşerî değ…