Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

67 temiz madde bu görünümde hazır.

Tasavvuf ve Tarikat

Dakkâkiyye

Ebû Ali el-Hasen b. Ali ed-Dakkâk (öl. 412/1021) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.

Tasavvuf ve Tarikat

Dal Sikke

Türkçe-Arapça. Dal düz, sade, çıplak manasına; sikke de mevlevîlerin başlarına giydikleri keçeden serpuş anlamına gelir. Sikkenin sarıksız olanına, dal sikke denir. Destâr sarılmış olan sikkelere ise, destârlı sikke tâbiri kullanılır.

Tasavvuf ve Tarikat

Danâin

Arapça, bir kimseye tahsis edilen şeye denir. Allahü Teâla ile özel münasebet kurmuş olan Allah dostlarından, havas tabakasına ulaşmış kişilere denir. Hadislere göre, Allah bunlara parlak nurlu elbiseler giydirir, onları afiyet içinde yaşatır, yine…

Tasavvuf ve Tarikat

Darb-I Esma

Arapça. İlâhî isimlerin darb (özel bir şekilde kalbe vurdurmak) ile zikri. Bu, Halvetiyye ıstılâhlarındandır. Halvet? âyinlerine bu ad verilirdi.

Tasavvuf ve Tarikat

Dâru’ş-Şeytân

Allah’ın evi şeytanın evi anlamlarında iki Arapça tamlama. İnsan, Allah ile şeytan arasında olup, Allah’a bakan yönüne Daru’r-Rahmân, şeytana bakan yüzüne Dâru’ş-Şeytan denir. Birine akıl, diğerine cehl, veya âhiret ve dünya da denir.

Tasavvuf ve Tarikat

Dârü’l-karâr

Kalıcı yurt. Kur’ân’da geçici dünya hayatının karşısında âhiret yurdunu anlatan ifade. Mü’min sûresinin 39. âyetinde dünya hayatının geçici bir yararlanma, âhiretin ise asıl yerleşme yurdu olduğu bildirilir. Tasavvufî metinlerde gönlün fânî olana bağlanmaması öğüdüyle…

Tasavvuf ve Tarikat

Daşt

Farsça, hatırda tutmak, zihinde tutmak manalarına gelen bir tâbir. Bu, Nakşibendî ıstılahıdır. Allah’ın sürekli görmekte ve bilmekte olduğunu bilmek ve bunun bilincinde olmaktır. Buna, ihsan da denir, huzur ber-gayret olarak tanımlayanlar da vardır. Kalp,…

Tasavvuf ve Tarikat

Dâvâ-Mânâ

Arapça, dâ’vâ kelimesinin, iddia, mesele, problem, ülkü vs. gibi mânâları vardır. Mânâ ise, iç, ruh, bâtın, kelime, söz, hareket veya işaretin ifade ettiği, anlattığı şey anlamlarını ihtiva eder. Dâva, bir kulun, kendinde olmayanı ileri…

Tasavvuf ve Tarikat

Ddâî

Arapça, davet eden, çağıran demektir. Halkı sevk ve yönetme bilgisi verilen kişi. Batınî propagandacılarına dâî denir.

Tasavvuf ve Tarikat

Debûr

Arapça. Batıdan esen ve Ad kavmini helak eden rüzgarın adı. Nefsin hevâsmın hücumu ve nefsi istilâ etmesi, kelimenin ıstılah anlamını tarif eder. Bunun zıddı, Doğu rüzgarıdır ki, Saba rüzgarı diye anılır. Bu da, ruhun…

Tasavvuf ve Tarikat

Dedebağı

Kırşehir’deki Hacı Bektaş Tekkesi’ne bağlı bağın adıydı. Eyvallah kapısına hizmet eden derviş, evvela Dedebağı’nda iki üç sene çalışmak zorundaydı. Dedebağı da bir dergahtı. Bu dergâhın babası ve dervişleri vardı.

Tasavvuf ve Tarikat

Def

Arapça. Kasnak üzerine deri gerilmesi suretiyle yapılan bir müzik enstrümanı. Tasavvufta, kulun aldığı her solukta.Allah’ı arayış içinde kalbinin heyecanla titremesi.

Tasavvuf ve Tarikat

Dehâciyye

Abdü’l-Büdelâ Muhammed Amgâr el-Hasen el-idrisî’nin tesis ettiği bir tasavvuf okulu.

Tasavvuf ve Tarikat

Dehân

Farsça deh ağız, dehân ağızlar demektir. Zahiren konuşma özelliği demektir, ilâhî işaretler ve uyanlar. Hakk’ın kelâmı, Dehân-ı küçek: Küçük ağızlar, demektir. Anlayış ve vehmden mukaddes olan konuşma özelliği.

Tasavvuf ve Tarikat

Delâil

Arapça, delil kelimesinin çoğulu, yol gösteren, delil, kılavuz, işaret, burhan, bir davayı ispata yarayan şey vs. gibi mânâları ihtiva eder. Şeyh Süleyman Cezûlî (öl. 870/1465) tarafından yazılmış bir salâvat kitabıdır. Kitabın adı “Delâilü’ş-Şerif” yahut…

Tasavvuf ve Tarikat

Demirtaşiyye

Kütahyalı Mehmet Demirtaş (öl. 935/1529) tarafından kurulmuş bir tasavvuf mektebi. Halvetiyye’nin kollarındandır. Bu kol, Mısır’da hâlen yaşamaktadır.

Tasavvuf ve Tarikat

Demlenmek

Bektaşîlerce, islâm’ın haram kıldığı sarhoşluk veren şeyleri içmek hakkında bu tâbir kullanılır. Halk arasında da aynı mânâya gelir.

Tasavvuf ve Tarikat

Deniz-Derya

Allah’ın gücü, bilgisi, sıfatlan,ucu bucağı olmayan bir ummana benzetilir. Kulun bunun karşısındaki durumu, denizden bir damlacık bile değildir. Bu sonsuzluğa Kur’an’da, “Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız, sayamazsınız (yani buna gücünüz yetmez)” (İbrahim/34) âyetiyle işaret olunur.…

Tasavvuf ve Tarikat

Derd

Farsça gam, ızdırap, elem demektir. Sevgiliden sevene geçen ve katlanılmasına güç yetmeyen hâl. İlâhî aşk. Bu istenen bir derddir. En büyük derd, derdsiz olmaktır. “Allah derdini artırsın” bir Mevlevi deyimidir. Derdli, âşık demektir.Dolap niçin…

Tasavvuf ve Tarikat

Derdâiyye

Ashab-ı Kiram’dan Ebu’d-Derdâ Uveymir b. Mâlik el-Hazrecî (ö. 32/652-3)’ye nisbet edilen bir tarikat.

Tasavvuf ve Tarikat

Dereke

Arapça alt kat, çukur, aşağı basamak demektir. Cehennemin katları: 1. Cehennem, 2. Lezâ, 3. Hutame, 4. Saîr, 5. Sakar, 6. Cahîm, 7. Hâviye.

Tasavvuf ve Tarikat

Dergâh-I âlî

Farsça-Arapça. Yüce dergâh, büyük kapı demektir. Hükümdar sarayları ile merkezî tekkelerin giriş kapılarına denir. Bu gibi binaların ana giriş kapısı, büyük ve gösterişli olduğu için, bu tabirin aslî manası da, mecazî manası da doğrudur.

Tasavvuf ve Tarikat

Dergâh-I Muallâ

Farsça-Arapça. Yüce kapı manasına olup, merkezî tekkelerin ve sarayların kapısına denir.

Tasavvuf ve Tarikat

Dergâh-I Şerif

Farsça-Arapça, Şerefli, yüce dergâh. Mecazî olarak büyük tekkelere denir. Dergâh-ı Alî ile aynı mânâya kullanılır.

Tasavvuf ve Tarikat

Derkave

Ebu’l Hasan Ali Şâzilî (öl. 1238/1823)’nin kurduğu bir tasavvuf okulu. Cezûliyye’nin kollarındandır.

Tasavvuf ve Tarikat

Derviş Hırkası

Hırka vücudun üst tarafına giyilen, genellikle yünden örülmüş bir giysidir, çeşitli renklerde olur, Mevlevilerin giydiği üstlüğe, derviş hırkası denir.

Tasavvuf ve Tarikat

Dervişlik

Tarikata mensubiyet manasını ifade eder. Dervişlik, İslâm’a bağlanmakla olur. islâm’ın ihlâsla, sıdk ile takva, vera üzere yaşanmasına dervişlik denir. Dervişlikte fakirlik şartı koşan mutasavvıflar olduğu gibi, Hoca Ubeydullah Ahrâr Taşkendî, Abdülkâdir-i Geylânî, Sadreddin-i Konevi…

Tasavvuf ve Tarikat

Deryâ-yı vahdet

Birlik denizi; ilâhî tevhid hakikatinin sınırsızlığını anlatan tasavvufî mecaz. Sâlikin kesret görünüşlerinden birliğe yönelişi denize dalma imgesiyle anlatılır.

Tasavvuf ve Tarikat

Destâr Baha

Farsça. Destâr: sarık, bahâ: para, ücret demektir. Mevlevî tâbiridir. Mevlânâ’nın evlatlarına sarık parası olmak üzere bir takım köyler vakfedilmişti. Bu köyler, “Evkaf-ı Celâliyye”ye dâhildi.

Tasavvuf ve Tarikat

Destâr Suyu

Mevlânâ’nm sandukası üzerinde, sarık ucunun batırıldığı suya denir. Bu su, şifâ niyetiyle içilirdi. Mevlânâ’nm türbesine girince, sol tarafta sed üzerinde, gayet sanatlı bir kazan bulunur. Bu kazana, Mevleviler “Nisan Tası” derler. Mevlânâ’nm sandukası üzerinde…

Tasavvuf ve Tarikat

Destâr-I Şerif

Farsça-Arapça. Şerefli sarık demektir. Mevlevîlerin başlarına giydikleri, sikke üzerine sarılan sarık hakkında kullanılır bir tabirdir. Sarık, sikke giyenlerin arif olanlarına bir imtiyaz (ayrıcalık) olarak verilirdi. Destâr, Çelebî Efendi’nin icazetnamesi ile sarılabilirdi. Halim Çelebî tarafından…

Tasavvuf ve Tarikat

Destâr-Pûş

Farsça, destâr sarık, pûş giymek demektir. Sarık giyen. Mevlevî tabiridir. Sikkesine destâr sarabilme ayrıcalığına sahip kişi demektir.

Tasavvuf ve Tarikat

Destursuz Bağa Girilmez

Bir mürişidin izni olmadan hakikate ulaşılamayacağını anlatan bir atasözü. Herhangi birinin haremine izinsiz girilememesi gerektiği, yine bu atasözü ile anlatılır. “Destur” diyen kişiye “Hû” sesi gelmezse, bu söz iki defa daha tekrarlanır; cevap alınamazsa,…

Tasavvuf ve Tarikat

Devhatü’z-Zeheb

Arapça büyük altın ağaç demektir. Hz. Ali (r) ile ilgili olarak kullanılır. Çoğu tarikatların,kökü, Hz. Ali (r) ye dayandığı için, bu oluşuma, geneliyle birlikte Devhatü’z-Zeheb denir.

Tasavvuf ve Tarikat

Devir

Arapça dönmek demektir. Maddi olarak görülen şu âleme düşen bir mevcut, önce cemad (cansız), sonra bitki, sonra hayvan, sonra insan şekillerinde tecelli eder, ve sonunda da “insan-ı kâmil” şekline dönüşür, Hakk’a vasıl olur. insan-ı…

Tasavvuf ve Tarikat

Deybiyye

Ebu’l-Hasan Ali b. Hızm’d-Dîbî el-Hazrecî (ö. 719/1319) tarafından kurulan bir tasavvuf okulu.

Tasavvuf ve Tarikat

Deyiş

Alevî-Bektaşî edebiyatında, çoğunlukla hece vezniyle söylenmiş şiirlere deyiş adı verilir.Bektaşiler bu tür şiirlere, genellikle “nefes” derken, Alevîler “deyiş” der. Batınî inanç sebebiyle, âyet diyenler de vardır.

Tasavvuf ve Tarikat

Dış İçin Aynasıdır

insanın yüzüne, onun şekline, çizgilerine bakarak iç dünyası hakkında yaklaşık bilgi sahibi olunabilir. Bu sebeple insanın yüzü, onun içini yansıtan aynadır derler. Bu, bir başka atasözünde şöyle tanımlanır: Küp, içindekini dışarı sızdırır. Küpün içinde…

Tasavvuf ve Tarikat

Dış Meydancı

Mevlevî tabiridir. Şeyhin emirlerini dedelere (dedegân) ulaştırıp bildiren, tarikata girecek yeni dervişi şeyhin huzuruna götüren, Mevlevî dervişlerine dış meydancı denir. Büyük tekkelerde (âsitane) iki meydancı bulunurdu. Mutfak hizmetlerini görenlere iç meydancı veya içeri meydancısı…

Tasavvuf ve Tarikat

Dîde

Farsça göz demektir. Hayır veya şer, Allah’ın herşeyi bilmesi.

Tasavvuf ve Tarikat

Dîh

Farsça köy demektir. Allah’dan gayri herşey (masiva): mecazi ve iğreti varlık.

Tasavvuf ve Tarikat

Dil

Farsça, gönül. Bu terim tasavvufta, nefs-i natıka, sırlar hazinesi, Allah’ın baktığı yer “Allah şekillerinize değil kalblerinize ve amellerinize bakar” hadis-i şerifi’nde bildirildiği gibi. ilâhî kemalin (olgunluğun) ve cemalin(güzelliğin) en güzel tecelli ettiği yer.

Tasavvuf ve Tarikat

Dil-Agâh

Farsça, gönül gözü açık, basiretli kişiyi anlatan bir ifade. Tasavvufî olarak: ermiş, gönül ehli, kalp gözü açık kişiyi anlatır.

Tasavvuf ve Tarikat

Dilenmek

Başta Kuzey Afrika’daki Hedeviye Tarikatı’nda görüldüğü üzere, mübtedî (başlangıç) durumundaki dervişlerin, nefis putunu kırmak maksadıyla kısa süre dilendirildiği görülür. Hindistan’da da, bazı tarikatlarda dervişler ellerinde keşkül (bir tür tabak) leriyle geçici bir süre için…

Tasavvuf ve Tarikat

Dinlendirmek

Tasavvuf erbabı sönmek, söndürmek fiilini, muhtemelen, pasif buldukları için, onun yerine dinlenmek, dinlendirmek ifadesini kullanırlar. Dinlenmekte, aktivitenin en az noktaya çekilişi, yani az faaliyet söz konusudur. Sönmek fiilinde de tam anlamıyla faaliyetsizlik, eylemsizlik söz…

Tasavvuf ve Tarikat

Direk

Mevlevî tabiridir. Sol ayağa direk denir. Derviş semada dönerken sol ayağı sabit, sağ ayak da onun etrafında tur atar. Sağ ayak, sol ayağı döndürdüğü için “çark” olarak anılır.

Tasavvuf ve Tarikat

Direk Tutmak

Sema sırasında, olduğu yerde dönüp bir noktada sabit kalma pozisyonuna, direk tutma denir.

Tasavvuf ve Tarikat

Direkte Durmak

Mukabele esnasında, bir mazereti nedeniyle semaya girmeyen derviş, sırtını bir direğe bağlayıp ayakta dururdu. Bu şekildeki dervişe Mevlevîler, direkte duruyor derlerdi. Semanın yarısında yorulanlar da, hırkalarını giyip direkte dururlardı. Bazan direkte beklemede olanlar, dördüncü…

Tasavvuf ve Tarikat

Diriniyye

Şeyh izzeddin Ahled (ö. 694/1294} tarafından kurulmuş olup Rifaiyye’nin koludur.

Tasavvuf ve Tarikat

Dirlik-Birlik

Dirlik, huzur anlamındadır. Dinde, dilde düşünce ve yaşayıştaki birlik, toplumun dirliği, yani huzuru için gereklidir, işte bu nedenle, “nerede birlik, orada dirlik” derler. Bektaşî gülbanginde. bu ifade şu şekilde geçer: “Hak erenler, dirlikten-birlikten ayırmaya:”

Tasavvuf ve Tarikat

Disâr

Arapça, üst elbisesi, gömlek, battaniye gibi anlamları olan bir kelime. Seyr ü sülükten, verilen görevler ifa edildikten sonra varılan kâmil kulluk mertebesi.

Tasavvuf ve Tarikat

Diyeni İrşad Mümkün Değildir

Tasavvufta kişinin kendine değer vermesi, malını, mülkünü, makam ve mevki’ini ön plâna çıkararak Cenab-ı Hakk’ı unutması matlûb değildir. Bunun için benlikten geçmeyen, nefsini terbiye etmeyen, hep “ben” diyen, bu yolda manevî mesafe alamaz. Bu…

Tasavvuf ve Tarikat

Diz Çökmek

Çalışmak, çabalamak anlamındadır. “Üstad önünde diz çökmek”, bir hocadan ilim tahsil etmeyi ifade eder.

Tasavvuf ve Tarikat

Doğru Söyle

Doğru konuşmayı, her halükârda yalan söylememeyi ifade eden bir atasözüdür.

Tasavvuf ve Tarikat

Dolabı

Mevlevi tabiridir. Mutfak eşyasının mahfuz bulunduğu dolaba bakan cana, dolabı denilirdi.

Tasavvuf ve Tarikat

Dost

Farsça bir kelime olup, Türkçe’de de aynı anlamda kullanılır. Karşıt anlamlısı “düşman” kelimesidir. Tasavvufta ilâhî sevgi demektir. Aynı yolda olan kişilere, sufiler dost der. Ancak gerçek dost, Allah’tır ki, bu yüzden “dost Allah’tır” denmiştir.Ol…

Tasavvuf ve Tarikat

Döktünse Doldur

Başkalarını kırmadan bir hayat sürdürmek, güzeldir. Yıkıcı olmamak, yapıcı rol üstlenmek, kırık kalpleri tamir etmek gerek. Zira Allah, “kalbi kırıklar”ın yanındadır.KIRK,

Tasavvuf ve Tarikat

Dönenin Canı

Bektaşîliğe giriş töreninde, baba veya rehberin, yeni girene yaptığı nasihat arasında, bu söz de vardır.

Tasavvuf ve Tarikat

Dört Kapı Selamı

Bektaşî tabiri olup bu selam şöyleydi. “Esselam ey nur-ı şeriat erenleri, Esselam ey pir-i hakikat erenleri, Esselam ey marifet erenleri, Esselam ey nur-ı hakikat erenleri.”

Tasavvuf ve Tarikat

Dörtler

Hiyeraşik veliler silsilesi içinde Rical-i llâhiyye denilen 4 Allah dostundan teşekkül etmiş gruba, “dörtler” denir. Bunlar gökte ma’lum, yerde meçhuldür. Zira halleri ruhanî, kalbleri semavîdir.

Tasavvuf ve Tarikat

Durak

Zikir sırasında ve birinci fasıldan sonra tek, yahut iki zâkirin okuduğu, taksime yakın, ağır bir bestenin adıdır. Durak denilmesinin nedeni, zikre ara verilmesinden dolayı idi. Durak, her makamdan bestelenirdi.

Tasavvuf ve Tarikat

Dücâniyye

Ahmed ed-Dücinî (ö. X/XI. yüzyılın ikinci yarısı) tarafından kurulmuş bir tasavvuf okulu.

Tasavvuf ve Tarikat

Dünya Kelamı

Aşk, zevk ve tasavvufî konular dışındaki yeme, giyme, geçim, spor, borsa, sinema vs. gibi hususlarda konuşma.

Tasavvuf ve Tarikat

Dür

Farsça, uzak demektir. İlâhî rahmetten kısmen veya tamamen mahrum kalan, tembelliği nedeniyle, manevî eğitim sonunda bir hâle veya makama ulaşamayan.

Tasavvuf ve Tarikat

Dürdiriyye-İ Halvetiyye

Hafe-niyye-i Halvetiyye’nin kollarından olup Şeyh Şehâbeddin Ahmedü’d- Dürdirî (1127/1715-1201/1786) tarafından kurulmuştur.

Tasavvuf ve Tarikat

Düşkün

Varlıktan yokluğa, sağlıklı iken hastalığa, kuvvetli iken zayıflığa düşen kişiler için kullanılan bir ifade. Bu ifadeyle alakalı bir takım atasözleri, kültür zenginliğimiz içindeki yerini hâlâ korumaktadır: “Düşmez kalkmaz bir Allah”, “düşenin dostu olmaz”, “hele…

Tasavvuf ve Tarikat

Düşüncesiz Sufiye Sohbet Haram

Her konuda takvayı gözeten, hep iyiye yöneliş tefekkürünü taşıyan, edebli olan, müridin nasihatten ibret almaya kabiliyeti var demektir. Bu durumda olmayan kişi için, sohbet bir fayda sağlamaz. Böylesi için sohbet haramdır.EEBCED:Bir hesaplama çeşidi olup,…