KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Islâh-I Nefs
Kötü huyları, fenâ alışkanlıkları ve yaramaz işleri bırakıp, iyi huyları, güzel işleri, kulluğa yakışan tâat ve ibâdetleri yapma.
→Dil ve Genel KültürIsmarlama
Bir san'at sâhibine bir şeyi târif ederek istediği şekilde yaptırmak. (Bkz. İstisnâ')
→Dil ve Genel KültürItk-ı küll
Bir köle veya câriyeyi bütünüyle hürriyetine kavuşturma. Kısmen değil, sahiplik bağının tamamını sona erdiren azat işlemidir.
→Dil ve Genel Kültürİbâdet-İ Mâliyye
Zekat, sadaka-i fıtr gibi mal ile yapılan ibâdetler. Bir kimse birkaç yemini bozarsa, hepsi için ayrı ayrı keffâret yapması lâzımdır. Keffâretler, zekat gibi ibâdet-i mâliyyedir. Malını fakirlere bir vekil vâsıtası ile vermesi câiz olur.…
→Dil ve Genel Kültürİbâdethâne
İbâdet yapmak için toplanılan yer. (Bkz. Ma'bed)
→Dil ve Genel Kültürİbâdette Bid'at
Peygamber efendimiz ve Eshâbı zamânında bulunmayıp da dîne sonradan katılan reformlar, değişiklikler. (Bkz. Bid'at)
→Dil ve Genel Kültürİbâhiyye
Dinî yasak ve yükümlülüklerin kendileri için kalktığını ileri süren kişi veya çevrelere verilen eleştirel ad. Tarihî kaynaklarda farklı gruplara polemik amacıyla nispet edildiğinden tek ve bütünlüklü bir mezhep adı gibi kullanılmamalıdır.
→Dil ve Genel Kültürİbn
Oğul, erkek çocuk. Arapça kişi adlarında nesebi gösterir; “falancanın oğlu” anlamında iki özel ad arasında kullanılır.
→Dil ve Genel Kültürİbniyye
Bir kimsenin oğlunun kızı; kız torun. Klasik ferâiz dilinde miras payı diğer mirasçıların varlığına göre belirlenir.
→Dil ve Genel Kültürİbrâ
Alacağından vaz geçmek. Bir kimse alacağını borçluya hibe etse veya borçluyu ibrâ etse borçlu borçtan kurtulur. (Ali Haydar Efendi)
→Dil ve Genel Kültürİbrânî
Eski yahûdî sülâlesi veya o soydan olan. Yahûdî topluluklarından birine mensûb kimse.
→Dil ve Genel Kültürİcâzet-İ Mutlaka
Çeşitli ilimlerde üstâdın (hocanın) talebesine yetiştiğine ve başkalarını da yetiştirebileceğine dâir verdiği izin veya bu izni ifâde eden belge, diploma. Hâce Bâki-billâh kuddise sirruh, İmâm-ı Rabbânî'yi icâzet-i mutlaka ile Serhend şehrine gönderirken, kendisi makâmından…
→Dil ve Genel Kültürİcâzetnâme
Bir ilim, sanat veya tarikat yolunda öğretme, uygulama yahut temsil yetkisinin verildiğini gösteren yazılı belge. İlim icazeti rivayet ve tedris yetkisini; hat icazeti sanat yeterliliğini; tarikat icazeti ise irşad veya belirli evrâdı aktarma yetkisini…
→Dil ve Genel Kültürİctibâ
Seçmek, seçilmek. Evliyâlıkta, vâsıtanın, aracının şart olmadığı cezbe (çekilme) ile ilerleme.
→Dil ve Genel Kültürİhfâ
Örtmek, gizlemek; tecvidde bir terim. On beş ihfâ harflerinden önce gelen tenvin veya sâkin nunu, izhâr (birbirinden ayırmak) ile idgâm (birbirine katmak) arasında, şeddeden uzak olarak gunne ile genizden çıkarmak.
→Dil ve Genel Kültürİhtikân
Lavman yapmak. İhtikan yapmak, kulağına yağ damlatmak orucu bozar ise de keffâret lâzım olmaz. (Abdullah Mûsulî)
→Dil ve Genel Kültürİhtirâs
Şiddetli arzu, aşırı heves, istek, gözün ve gönlün doymaması. (Bkz. Hırs) Âdemoğlu yaşlanır. Fakat onda iki haslet gençleşir: Mala ve ömre ( yaşamaya ) ihtirâs. (Hadîs-i şerîf-Sünen-i İbn-i Mâce) Bu zamanda kendisinde şu beş…
→Dil ve Genel Kültürİhtiyâç Eşyâsı
Yiyecek, giyecek ve barınmada asgarî lâzım olan miktar.
→Dil ve Genel Kültürİhtizâr Hâli
Ölüm sırasında can çekişme hâli.
→Dil ve Genel Kültürİkâle
Bozma, yürürlükten kaldırma, feshetme; iki kişinin, aralarında yaptıkları herhangi bir akdi, anlaşmayı bozmaları. Ticârette ihsânın (iyiliğin) bir şekli de alışveriş ettiği kimse pişman olursa, ikâle etmek, alış-verişi geri çevirmektir. (İmâm-ı Gazâlî)
→Dil ve Genel Kültürİkrâh-I Gayr-İ Mülcî
Mülcî olmayan ikrâh. Bir kimseyi istemediği bir sözü veya işi yapmaya zorlarken tam şiddet kullanmama. İkrâh-ı gayr-i mülcî ile kan, domuz yinmez, şarap içilmez ve müslümanın malı telef edilmez (zarar verilmez). (Ali Haydar Efendi)…
→Dil ve Genel Kültürİkrâh-ı nâkıs
Öldürme veya uzuv kaybı tehdidine varmayan fakat kişiyi ciddi biçimde zorlayan eksik cebir. Hukukî işlemlere etkisi, ikrâh-ı mülcîden farklıdır.
→Dil ve Genel Kültürİktisâs
Bir izi takip etme veya anlatılan bir olayı adım adım izleme. Kök anlamı “iz sürmek”tir; kıssa ve takip kavramlarıyla ilişkilidir.
→Dil ve Genel Kültürİlm-İ Bedî'
Lafz (söz) ve mânâ ile ilgili bâzı san'atlar yaparak sözün süslenmesini öğreten ilim.
→Dil ve Genel Kültürİlm-İ Belâgât
Düzgün ve yerinde söz söyleme yolunu öğreten ilim.
→Dil ve Genel Kültürİlm-İ Lügat
Bir dilin kelimelerinin tamâmını inceleyen ilim.
→Dil ve Genel Kültürİlm-İ Meânî
Sözün hâle uygunluğundan bahseden edebî ilim dallarından biri.
→Dil ve Genel Kültürİlm-İ Sarf
Kelime bilgisi. Arabîde kelimenin aldığı şekillerden bahseden ilim. Morfoloji. İlm-i Sarfın konusu isim ve fiil çekimleridir. Bunların çekimlerinde alışkanlık kazandırarak hatâya düşmekten korur. (Taşköprüzâde Ahmed Efendi)
→Dil ve Genel Kültürİlm-Ül-Yakîn
Eserden müessire yol bulmak. İşi görüp yapanı tanımak, bilmek. Dumanı görüp, orada ateşin olduğunu anlamak böyledir.
→Dil ve Genel Kültürİmâmet-İ Kübrâ
Resûlullah'a (sallallahü aleyhi ve sellem) vekâleten bütün müslümanlara imamlık ederek İslâmiyet'in emirlerinin tatbik edilmesine nezâret edip, İslâmiyet'e ve müslümanlara karşı yapılan her türlü müdâhaleye (saldırı ve sataşmaya) cevap vermek vazîfesi, hilâfet. (Bkz. Hilâfet)
→Dil ve Genel Kültürİmâmeyn
İki imâm. İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretlerinin ders ve sohbetlerinde yetişmiş olan İmâm-ı Ebû Yûsuf ile İmâm-ı Muhammed'e verilen lakab. İkisi de mezhebde müctehiddirler. Müftî ve hâkim, İmâm-ı a'zâm Ebû Hanîfe'nin sözüne uygun olarak…
→Dil ve Genel Kültürİmaret
Bayındırlık eseri veya vakıf yoluyla halka yemek ve hizmet sunan hayır kurumu. Osmanlı külliyelerinde imaret çoğu zaman mutfak ve aş dağıtım merkezi anlamındadır.
→Dil ve Genel Kültürİmarethâne
Yoksullara, yolculara, talebelere veya bir külliyenin görevlilerine yemek dağıtan hayır kurumu ve mutfağı. Vakıf sistemiyle işletilen imarethâneler cami, medrese, tekke, hastane ve kervansaray çevresindeki sosyal hizmet ağının parçasıydı.
→Dil ve Genel Kültürİnân Şirketi
Ortakların birbirine vekil olup, kefil olmadıkları şirket. İnân şirketinde ortakların birbirine kefîl olmaları da ayrıca şart edilebilir. Sermâye hisselerinin eşit olması şart değildir. Kârın nasıl taksim edileceği bildirilmezse, şirket fâsid olur. İnân şirketi bir…
→Dil ve Genel Kültürİnkıyâd
Boyun eğme, itâat etme. İnkıyâd, nefsin nehyedildiğinde (dînimizin yasak olarak bildirdiği şeyleri yapmaması emredildiğinde) nefsânî arzûları bırakıp öğütleri kabûl etmesi ile mümkündür. (İmâm-ı Mâverdî) Fermân-ı aşka cân ile var inkıyâdımız Hükm-i kazâya zerre kadar…
→Dil ve Genel Kültürİnnîn
İhtiyârlık, tenâsül hastalığı veya sihir sebebi ile cimâ yapamayan. İktidârsız erkek. Kendinde bir mâni, kusur bulunmayan kadın, kocanının innîn olduğunu anlarsa, nikâhın feshi (bozulması) için, çok zaman sonra bile dâvâ açabilir. (İbn-i Âbidîn)
→Dil ve Genel Kültürİnsâf
Adâlet, doğruluk. Hakkı gözetip adâletten ayrılmama. İnsâf, dînin yarısıdır. (Hadîs-i şerîf-İhyâ) Allah korkusu kalbine yerleşmiş olan kimse, insanlar hakkında insâflı muâmelede bulunur. İnsanlar ise, kendilerine insâf ile iyi muâmelede bulunan kimseyi severler. İşte bunun…
→Dil ve Genel Kültürİntisâb
Mensûb olma, bağlanma. Bir işe, bir mesleğe girme. Bir mürşîd-i kâmile (rehbere) bağlanma, talebe olma. Hocam Şems-i Tebrîzi'ye intisâb edince, aklımı tamâmen bırakıp ona tâbi oldum. (Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî)
→Dil ve Genel Kültürİntisâr
Hakkını alandan, yalnız hakkını geri almak, fazlasını almamak. Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem bir kimsenin zâlime (zulmedene) bedduâ ettiğini görünce; " İntisâr eyledin " buyurdu. (Muhammed Hâdimî-Berîka
→Dil ve Genel Kültürİrs
Mîrâs. Vefât eden bir kimsenin geriye bıraktığı terekesinden (malından) evlât ve akrabâsından sağ kalanlara düşen hisse, pay. (Bkz. Mîrâs) İrs, karâbete (soy ile veya nikâh ile olan akrabâlığa, hısımlığa) dayanır. Böyle bir yakını, akrabâsı…
→Dil ve Genel Kültürİslâm birliği
bk. îslâmcılık ü -ı İslâmcı s. ve a. Müslümanlığın n esaslarmı sadece dinî hayatta n değil, hukukî, İktisadî ve siyasî a düzenlemelerde de geçerli kılr mak isteyen kimseler. ul
→Dil ve Genel Kültürİsmâ'iliyye
Şî' inancına göre altıncı İmam Ca'fer-i Sâdık’m oğlu İsmail b Ca'fer es-sâdık’a nispet edilen v onun soyundan gelenlerin ima metini benimseyen, ayrıca aşır görüşleriyle tanınan bir Ş mezhebinin adı. Bu mezhebi “yedi devir inancı”…
→Dil ve Genel Kültürİsmâilîlik
İmameti Ca‘fer es-Sâdık’tan sonra oğlu İsmâil ve onun soyunda sürdüren Şiî geleneklerin ortak adı. Fâtımî, Nizârî ve Müsta‘lî kolları tarih içinde farklılaşmıştır.
→Dil ve Genel Kültürİsrâ'îliyât
Yahudilik ve Hristiyanlıktan İslâm kaynaklarına geçtiği kabul edilen bilgiler.
→Dil ve Genel Kültürİsrâiliyyât
İsrâiloğullarına âit haberler. İsrâiliyyât denilen haberler üç kısımdır. 1) Hurâfe ve uydurma özelliğinde olan ve nakl edilmesi yasaklanan haberler. 2) Ehl-i kitâbın (yahûdî ve hıristiyanların) anlattıklarından, müslümanlar tarafından tasdîk veya tekzîb (yalanlama) edilmemesi bildirilenler.…
→Dil ve Genel Kültürİstibdâl
Değiştirmek. Hâkimin harâb olmuş vakıf binâsını satıp, semeni (bedeli) ile başkasını alarak mütevellîye (vakfın idârecisine) teslim etmesi. Vakıf binâlarının tâmirleri, içinde parasız oturmaya hakkı olanların malları ile yapılır.Yapmazlarsa, hâkim istibdâl eder. (İbn-i Âbidîn)
→Dil ve Genel Kültürİstiğfar
Örtme, örtbas etme. tas. a Hata ve günahların Allah tarafından af ve mağfiret edilmesini istemek; kulun, “Alah'ım beni affet,” diye ona dua etmesi. b Kulun işlediği iyi amelleri az bulup bunları artırmaya çalışması, günahları…
→Dil ve Genel Kültürİstihfâf
Küçük ve aşağı görme, ehemmiyet vermeme, küçümseme. Küfre düşmenin illeti (sebebi) ikidir: Birincisi dînin inanılması zarûrî (mecbûrî) olarak bildirdiği şeylerden birini inkâretmek, ikincisi ise, dînî emirlerden birini istihfâftır. (İbn-i Âbidîn) Bir kimse diğerine gel…
→Dil ve Genel Kültürİstimrâr
Kadından âdet hâlinde gelen kanın devâm etmesi. Bir kadından; on beş gün içinde hiç temiz gün olmadan, kan istimrâr ederse, âdetine göre hesâb olunur. Yâni, âdetinden sonra başlayarak bir evvelki ay içindeki temizlik günü…
→Dil ve Genel Kültürİstisgâr
Küçük ve aşağı görmek. Hıkddan (kin tutmaktan) doğan kötülükler on birdir: Hased (kıskanmak), şemâtet (başkasının başına gelen belâ ve musîbete sevinmek), hicr (dargınlık), istisgâr, gıybet (başkasının arkasından, duyunca üzüleceği şeyleri konuşmak), sırrı ifşâ etmek,…
→Dil ve Genel Kültürİşrâkıyye
Şehâbeddin es-Sühreverdî el-Maktûl’ün Hikmetü’l-işrâk adlı eseri çevresinde sistemleştirdiği felsefî ve irfanî ekol. Bilginin yalnız kavramsal akıl yürütmeyle değil, nefsin arınması ve hakikatin kalpte aydınlanmasıyla elde edildiğini savunur. Nur mertebeleri, huzurî bilgi ve sembolik hikâyeler…
→Dil ve Genel Kültürİz'ân-I Kalb
Kalbin kabul ve tasdîki. İz'ân-ı kalb olmadıkça, yalnız bilmekle îmâna kavuşulamaz. (Ahmed Fârûkî)
→Dil ve Genel Kültürİzhâr
Açıklamak, ortaya çıkarmak. İki harfi birbirinden ayırmak mânâsına tecvîd ilminde bir terim. Tenvin veya sâkin nundan sonra hemze, he, ayn, ha, gayn ve hı harflerinden biri gelirse, tenvin veya sâkin nun izhâr olunur. (Karabaş…
→