KAVRAMLAR · KONU TASNİFLİ
Tasavvuf Sözlüğü
İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.
Hâbîl
Âdem peygamberin iki oğlundan biri, Kabil’in kardeşi.
→Dil ve Genel KültürHâce-i âlem
“Âlemin efendisi” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan saygı unvanı. Dinî ve tasavvufî edebiyatta görülür.
→Dil ve Genel KültürHâce-i kâinât
“Kâinatın efendisi” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan saygı unvanı. Na‘t ve tasavvuf edebiyatında görülür.
→Dil ve Genel KültürHacerülesved
Kâbe’nin doğu köşesinde bulunan siyah taş. Tavafın başlangıç hizasını belirler; imkân bulunduğunda selâmlanır, ona tapınılmaz.
→Dil ve Genel KültürHadîs âlimi
Hadîs-i şerîf sahasında mütehassıs kimse.
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ âmm
Herkes için söylenmiş hadîs-i şerîfler
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Garîb
Yalnız bir kişinin bildirdiği sahîh hadîs. Yahut, aradaki râvîlerden (nakledenlerden) birine, bir hadîs âliminin muhâlefet ettiği hadîs. Saûd, ateşten bir dağdır. Bu dağda ebedî (sonsuz) olarak, kâfire yetmiş sene çıkış ve o kadar sene…
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Hâs
Bir kimse için söylenmiş hadîs-i şerîfler. Her ümmetin bir emîni vardır. Ey ümmetim! Bizim emînimiz de Ebû Ubeyde bin Cerrâh'tır. Bu hadîs, hadîs-i hâstır. (Sahîh-i Müslim)
→Dil ve Genel KültürHadîs-i ilâhî
Mânası Allah’a nispet edilen, lafzı Hz. Peygamber tarafından aktarılan kudsî hadis. Kur’ân âyeti değildir ve hadis usulü ölçüleriyle değerlendirilir.
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Mensûh
Peygamber efendimiz tarafından ilk zamanda söylenip, sonra değiştirilen hadîsler.
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Meşhûr
İlk zamanda bir kişi bildirmişken, ikinci asırda şöhret bulan, yâni bir kimsenin Resûl-i ekremden, o kimseden de, çok kimselerin ve bunlardan dahî, başka kimselerin işittiği hadîs-i şerîfler. Hadîs-i meşhûra inanmayan kâfir olur. (İbn-i Âbidîn)
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Mevkûf
Eshâb-ı kirâma kadar râvîleri (nakledenleri) hep bildirilip, sahâbî olan râvînin, Resûl-i ekremden işittim demeyip, böyle buyurmuş dediği hadîs-i şerîfler.
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Muddarib
Kitab yazanlara, çeşitli yollardan, birbirine uymayan şekilde bildirilen hadîs-i şerîfler.
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Muhkem
Te'vîle (yoruma, açıklamağa) muhtaç olmayan hadîs-i şerîfler.
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Munfasıl
Aradaki râvîlerden (nakledenlerden), birden ziyâdesi (fazlası) unutulmuş olan hadîs-i şerîfler.
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Müsned-İ Muttasıl
Peygamber efendimize kadar râvîlerden (nakledenlerden) hiçbiri noksan olmayan hadîs-i şerîfler.
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Müsned-İ Münkatı'
Sahâbîden başka bir veya birkaç râvîsi (nakledeni) bildirilmeyen hadîs-i şerîfler.
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Müstefîz (müstefîd)
Söyleyenleri üçten çok olan hadîs-i şerîfler.
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Müteşâbîh
Te'vîle (açıklamaya, yorumlamaya) muhtâç olan hadîs-i şerîfler.
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Nâsih
Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem efendimizin, son zamanlarında söyleyip, önceki hükümleri değiştiren hadîs-i şerîfleri.
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Şâz
Bir kimsenin, bir hadîs âliminden işittim dediği hadîs-i şerîfler. Hadîs-i şâzlar kabûl edilir, fakat sened (vesîka) olamazlar. Âlim denilen kimse meşhûr bir zât değilse, kabûl olunmazlar.
→Dil ve Genel KültürHadîs-İ Zaîf
Sahîh ve hasen olmayan hadîs-i şerîfler. Zaîf hadîsi bildirenlerden birinin hâfızası, adâleti gevşek olur veya îtikâdında (inancında) şübhe bulunur. Zaîf hadîslere göre fazla ibâdet yapılır; fakat ictihâdda bunlara dayanılmaz.
→Dil ve Genel KültürHadîsü’s-sinn
Yaşı genç, delikanlı. Arapça tamlama yaşça yeni ve genç oluşu ifade eder; hadis rivayetiyle ilgili bir terim değildir.
→Dil ve Genel KültürHâfız-ı hakîkî
“Gerçek koruyucu” anlamında Allah. İlâhî koruma ve muhafaza sıfatını vurgulayan bir tamlamadır.
→Dil ve Genel KültürHâfız-ı mutlak
“Mutlak koruyucu” anlamında Allah. Bütün varlıkları kuşatan ilâhî muhafazayı ifade eder.
→Dil ve Genel KültürHafîf İkrâh
Şiddetli olmayan zorlama. Canın veya uzvun telefine yol açmayan, yalnız acı ve eleme sebeb olacak derecedeki dövme ve hapsetme gibi şeylerle yapılan zorlama. (Bkz. İkrâh) Hafif ikrâh karşısında kalan kimsenin riyâ yâni gösteriş yapması…
→Dil ve Genel KültürHafîf-Ül-Hâz
Zevcesi (hanımı) ve çocuğu olmayan. İki yüz yılından sonra, sizin en iyiniz, hafîf-ül-hâz olandır. (Hadîs-i şerîf-Keşf-ül-Hafâ) Hicretten (Resûlullah efendimizin Mekke'den Medîne'ye göç etmesinden) iki yüz sene sonra gelenler arasında bulunan; Bişr-i Hâfi, Bâyezîd-i Bistâmî…
→Dil ve Genel KültürHâfikayn
Doğu ile batı; güneşin doğduğu ve battığı iki ufuk. Klasik şiir ve nesirde bütün yeryüzünü kuşatan iki yönü anlatmak için kullanılır. Maşrık ve mağrib karşılığındaki mecazlı bir çoğul ifadedir.
→Dil ve Genel KültürHâid
Hayız (âdet) gören kadın. (Bkz. Hayz)
→Dil ve Genel KültürHak Teâlâ
Yüce Allah. Allah celle celâlühü. (Bkz. Allah) Hak teâlâ, intikâmın kul eli ile alır İlm-i hâli bilmiyenler, onu kul yaptı sanır. (M. Sıddîk bin Saîd)
→Dil ve Genel KültürHâl Ehli
Hâli tavrı güzel olan gönül sâhibi kişi. Velî zat. (Bkz. Evliyâ) Almayı, vermekten daha tatlı gören hal ehli olamaz. (Ebû Medyen Mağribî)
→Dil ve Genel KültürHâlet-İ Nez'
Ölürken rûhun çıkacağı an. Allah'ım! Bizi ve dînimizi her türlü zarardan koru. Hâlet-i nez'de îmânımızı alma. O anda şeytanı bize musallat etme. Bizi dünyâ ve âhiret hayırları ile rızıklandır. Allah'ım! Sen her şeye kâdirsin.…
→Dil ve Genel KültürHalîfe-İ Câbire
Halîfeliği kuvvet zoru ile ele geçiren.
→Dil ve Genel KültürHâlis
Saf, temiz, hîlesiz, katkısız. Menfaat düşüncesi karışmadan sırf Allah için olan, riya ve gösteriş bulunmayan. İbâdetin kabûl olması için niyyetin hâlis olması lâzımdır. (Ali bin Emrullah) Bir kimse başkalarının görmesi için ibâdet eder veya…
→Dil ve Genel KültürHamiyyet
Dîni, milleti himâye etmekte, korumakta, şerefini savunmakta tenbellik etmeyip, bütün kuvveti ile gayret etmektir. Hamiyyet sâhibi kişi dâimâ şehvete götüren yollardan nefsini korur, hamiyyet duygusu ona bekçilik eder. Hamiyyeti olmayan, mukaddes şeyleri korumak isteğini…
→Dil ve Genel KültürHanefî
İmam Ebu Hanîfe’nin mezhebinden olan (kimse), bk. Hanefî Mezhebi
→Dil ve Genel KültürHânekâh (hânegâh)
Tekke, dergah. İrşâd (doğru yolu gösterme) ve sohbet ile insanları olgunlaştırma hizmetlerinin yapıldığı yer. (Bkz. Tekke ve Zâviye)
→Dil ve Genel KültürHannâne
Resûlullah efendimizin dayanarak hutbe okuduğu, Mescid-i Nebevî'de dikili bulunan hurma kütüğü. Resûlullah efendimiz, Medîne'de Mescid-i Nebevî'de, hutbeyi, Hannâne'ye dayanarak okurlardı. Minber yapılınca, Hannâne'nin yanına gitmedi. Ondan ağlama seslerini, bütün cemâat işitti. Bunun üzerine Resûlullah…
→Dil ve Genel KültürHâricîlik
Hâricîler maddesine bakınız.
→Dil ve Genel KültürHaseneyn
Peygamber efendimizin mübârek iki torunu hazret-i Hasen ve hazret-i Hüseyn. Allah'ım ben bu ikisini (Haseneyni) seviyorum, sen de sev. Onları sevmeyeni sen de sevme. (Hadîs-i şerîf-Müsned-i Ahmed ibni Hanbel) Bir gün Resûlullah'ın yanına gitmiştim.…
→Dil ve Genel KültürHâşimî
Peygamber efendimizin dedesi Hâşim bin Abdi Menâf'ın soyundan gelen. (Bkz. Benî Hâşim)
→Dil ve Genel KültürHaşr Günü
Mahlukların kabirlerinden kalkıp Arasat meydanında toplandıkları kıyâmet günü.
→Dil ve Genel KültürHaşşâşiyye
Otçular. İnsanın ot gibi olduğunu ve öldükten sonra yok olacağını iddiâ edenler. İnsan ölünce, cesed çürüyünce rûh yok olmaz. Ölmek, rûhun bedenden ayrılması demektir. Rûh bedenden ayrılınca, maddî olmayan âleme karışır. Kıyâmete kadar yok…
→Dil ve Genel KültürHâtem-i ekber
“Büyük mühür” anlamında Hz. Îsâ için kullanılan bazı tasavvufî unvanlardan biri. Nübüvvet ve velâyet tasnifindeki yeri kaynağın kavram sistemine göre okunmalıdır.
→Dil ve Genel KültürHâtem-i kebîr
“Büyük mühür” anlamında Hz. Ali için kullanılan tasavvufî unvanlardan biri. Velâyet anlayışı içindeki sembolik yeri ifade eder.
→Dil ve Genel KültürHâtem-i sagīr
“Küçük mühür” anlamında Mehdî için kullanılan bazı tasavvufî unvanlardan biri. Velâyet mühürleri tasnifi evrensel bir akaid ilkesi değil, belirli geleneklerin yorumudur.
→Dil ve Genel KültürHâtır-I Melekânî:
İbâdete, tâate rağbet etmeye dâir insanın kalbine melek tarafından getirilen düşünce. Buna ilhâm da denir. (Bkz. İlham)
→Dil ve Genel KültürHatm-İ Tehlîl
Yetmiş bin adet kelime-i tevhîd yâni "Lâ ilâhe illallah" okumak. Kelime-i tevhîde, kelime-i tayyibe de denir. Bir kimse, kendisi veya başkası için yetmiş bin adet kelime-i tevhîd (kelime-i tayyibe) okursa, günâhları affolur. (Hadîs-i şerîf-Makâmât-ı…
→Dil ve Genel KültürHavz
Sıvı maddelerin toplandığı yer, büyük su birikintisi, göl. Bir gün Mevlânâ Celâleddîn Rûmî havz kenarındaydı. Yanında kitaplar vardı. Şems-i Tebrîzî gelip kitapları sordu. "Sen bunları anlamazsın." dedi. Şems-i Tebrîzî kitapları suya attı. Mevlânâ, âh…
→Dil ve Genel KültürHavz-I Kebîr
Eni ve boyu yaklaşık beşer metre (onar zrâ') olup, alanı yirmi beş metrekare olan havuz. Derinliğin az veya çok olmasının bir te'siri yoktur.
→Dil ve Genel KültürHavz-I Kevser
Kıyâmet günü mahşerde veyâ Cennet'te Peygamber efendimize tahsîs edilmiş olan ve bir kere içenin bir daha susamayacağı havuz. (Bkz. Kevser Havuzu)
→Dil ve Genel KültürHavz-I Sagîr
Alanı yirmi beş metrekareden küçük havuz. Havz-ı Sagîre, necâset (pislik) düşse ve suyun, üç sıfatı değişmese de, necs (pis) olur. İnsan içemez ve temizlikte kullanılmaz. Üç sıfatı değişirse, idrâr gibi olup, hiçbir şeyde kullanılamaz.…
→Dil ve Genel KültürHayâ-i îmânî
İmandan doğan hayâ ve ahlâkî çekinme. Kişinin yalnız insanların kınamasından değil, Allah’a karşı sorumluluk bilincinden hareketle kötülükten sakınmasını anlatır.
→Dil ve Genel KültürHayrü’l-beşer
“İnsanların en hayırlısı” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan övgü unvanı. Na‘t ve mevlid edebiyatında yaygındır.
→Dil ve Genel KültürHayrü’l-verâ
“Yaratılmışların en hayırlısı” anlamında Hz. Muhammed için kullanılan övgü unvanı. Na‘t ve mevlid edebiyatında yaygındır.
→Dil ve Genel KültürHaysiyyet (haysiyet)
Şeref, îtibâr. Haysiyetsiz kimse, kendisine karşı yapılan zulüm, işkence ve hakâretleri kabûl eder. (Ali bin Emrullah) İyi huylu kimse, kendisine darılana iyilik yapar. İhsânda bulunur.Malına, haysiyetine, bedenine zarar vereni affeder. (Hâdimî)
→Dil ve Genel KültürHayvânî Rûh
İnsanda istekli hareketleri yaptıran kuvvet. (Bkz. Rûh) Hayvanlarda ve insanlarda hayvânî rûh vardır. Bunun yeri yürektir. Bedenî faâliyetleri düzenleyen bu rûhtur. İnsanların hayvanlara benzeyen tarafları, hayvânî rûhtan ileri gelen şehvet, gadab ve hırs gibi…
→Dil ve Genel KültürHazret-i râbi‘
Varlık mertebeleri tasnifinde dördüncü hazret; görünen âlem ve kâinat. Beş ilâhî hazret şemasındaki yeri kullanılan tasnife göre açıklanmalıdır.
→Dil ve Genel KültürHazret-i sânî
“İkinci hazret” anlamındaki saygı unvanı. Bir silsile veya kurumda aynı adı taşıyan yahut kurucudan sonra gelen önemli kişiyi ayırmak için kullanılabilir; kime işaret ettiği kaynak bağlamından belirlenir.
→Dil ve Genel KültürHeft-soffâ
“Yedi kat” veya “yedi saf” anlamındaki Farsça birleşik ifade; eski kozmoloji dilinde yedi kat gök. Tasavvufî şiirde gök katları, mânevî yükseliş veya âlemlerin düzeni için mecaz olarak kullanılabilir.
→Dil ve Genel KültürHesâb Günü
Öldükten sonra, dünyâda iken yapılan işlerden dolayı insanların sorguya çekilecekleri gün. Kıyâmet günü.
→Dil ve Genel KültürHeyula
İlk madde. tas. Kendisinde suretlerin zuhur ettiği şey. Kendisinde herhangi bir suret peyda olan bâtın. Bkz. Anka, Heba.
→Dil ve Genel KültürHıdırellez
Hızır ile İlyas’ın buluştuğuna inanılan bahar bayramı. Anadolu ve Balkan halk kültüründe 5 Mayıs gecesi ile 6 Mayıs günü kutlanır; bereket, sağlık ve dilek gelenekleriyle ilişkilidir.
→Dil ve Genel KültürHırka-İ Seâdet
Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem, Eshâb-ı kirâmdan (Peygamberimizin arkadaşlarından), Kâ'b bin Züheyr'e, yazdığı güzel kasîdesinden dolayı hediye ettiği bu hırka, İstanbul'da Topkapı Sarayı Müzesi Hırka-i Seâdet dâiresinde diğer kutsal emânetlerle birlikte muhâfaza edilmektedir.…
→Dil ve Genel KültürHışım
veya Hışm Öfke, gazap. tas. Kahr sıfatının zuhuru; celal vasıflarının tecellisi. İlahi gazap ve celal.
→Dil ve Genel KültürHızır günleri
Halk arasında yaz günlerinin başlangıcı sayılan 6 mayıs “hıdrellez” günü başlayıp 26 ekim (8 kasım) gününe kadar 186 gün süren eski takvim dönemi için kullanılan bir terim h {bk. hıdrellez).
→Dil ve Genel KültürHızırilyâs
Halk arasında “hıdrellez” olarak bilinen ve her yılın 6 mayıs gününe rastlayan ve Hızır ile İlyas’m kavuştuğuna inanılan ve bundan dolayı kutlanan bayram için kullanılan terim. Kaynaklarda Hızır’m denizde, îlyas’m ise karada bulunan ve…
→Dil ve Genel KültürHicâb
Örtü, perde, avret yerlerini örtme, örtünme. (Bkz. Setr-i Avret) Setr-i avret denilince, her ne kadar kadınların hicâbı anlaşılıyorsa da, kelime, mânâ ve mefhum olarak erkek ve kadınların örtmeleri gereken yerlerini örtünmelerini içine almaktadır. (Muhammed…
→Dil ve Genel KültürHicrî
Resûlullah efendimizin hicreti ile başlayan hicrî kamerî veya hicrî şemsî takvime göre olan târih.
→Dil ve Genel KültürHicrî Kamerî Sene
Resûlullah efendimizin hicret ettiği senenin 1 Muharrem gününü (Mîlâdî 16 Temmuz 622 Cumâ gününü) başlangıç olarak alan ve ayın dünyâ etrâfında on iki defâ dönmesini (354-367 güneş günü) bir yıl kabûl eden takvim senesi.…
→Dil ve Genel KültürHicrî Kamerî Takvim
Peygamber efendimizin Medîne'ye hicret ettiği senenin Muharrem ayının birinci gününü başlangıç olarak alan ve gökteki ayın, dünyâ etrâfında on iki defâ dönmesiyle bir yılı tamamlayan takvim.
→Dil ve Genel KültürHicrî sene
Başlangıcı Hz. Muhammed’in hicret yılı kabul edilen ay takvimi yılı. On iki kamerî aydan oluşur ve güneş yılından yaklaşık on bir gün kısadır.
→