Ara
Menü

Tasavvuf Sözlüğü

İslâmî ve tasavvufî terimleri birden fazla temel kaynaktaki açıklamalarıyla birleştiren; konu, alfabe ve kaynak katmanlarıyla düzenlenmiş yaşayan sözlük.

143 temiz madde bu görünümde hazır.

İbadet ve Fıkıh

Mâ-İ Müsta'mel

Kullanılmış su. Abdest ve guslde (boy abdestinde) yâhut kurbet olarak kullanılan su.Temiz fakat temizleyici değildir. Mâ-i müsta'mel ile necâset (pislik) temizlenir. Fakat abdest alınmaz ve gusl edilmez. İçmek ve hamur yapmak mekrûhtur. (İbn-i Âbidîn)…

İbadet ve Fıkıh

Ma'bûd

a'bûd a. (j^) [Ar.] Kendisine ibadet edilen varlık. Bu terim, hem batıl hem de Hak için kullanümaktır. Batıl olanlar, put, ateş veya şeytan olabilirken Hak tanrı tektir; o da evreni yaratan yüce Allah’tır.

İbadet ve Fıkıh

Ma'îşet

Yaşama, geçinme, yaşayış. Geçinmek, yaşamak için lüzumlu şeyler. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Sizi yeryüzünde yerleştirdik ve sizin için orada (zirâat, ticâret ve çalışmak gibi) pekçok ma'îşet vâsıtaları hazırladık. Size verilen nîmetlere az şükrediyorsunuz.…

İbadet ve Fıkıh

Ma'nâ (mânâ)

Lafızdan (sözden) anlaşılan, kastedilen şey. Mânâ asl olup, kelime ve lafız (söz) kalıbları içerisinde ifâde olunurlar. Kelimeler ve lafızlar, bu mânâların ortaya çıkmasında vâsıtadırlar. Mânânın çok çeşitleri vardır. Meselâ, lugat (sözlük) mânâ bir dilde…

İbadet ve Fıkıh

Ma'nevî Fâide

Rûha, kalbe ve gönüle âit fâide. Oruç, insanlara hem maddî, hem de mânevî faydalar sağlar. Bütün bir sene çeşitli yemekleri eritmek için, yorulan insan mîdesi ve bağırsakları, senede bir ay dinlenerek sağlığını korumuş olur.…

İbadet ve Fıkıh

Ma'nevî Hastalık

Kalbe gelen yanlış îtikâd (inanç); insanın doğruyu, gerçeği görmesine mâni olan perde; îtikâdî bozukluk ve düşünce. Dünyâya ve haramlara düşkün olma; kibir ve riyâ gibi kalb hastalığı. Allahü teâlânın var ve bir olduğu, Muhammed…

İbadet ve Fıkıh

Ma'rifet (mârifet)

Bilme, tanıma, gönülle bilme. Allahü teâlânın sıfatlarını ve isimlerini hakkıyla bilme, tanıma. Ma'rifetullah. Mârifetin hakîkati, Allahü teâlâyı kalb ile sevmek, dil ile anmak, O'ndan başka her şeyden ümidini kesmektir. (Ahmed bin Hadreveyh) Ma'rifet sâhibi…

İbadet ve Fıkıh

Ma'siyyet (mâsiyet)

İtâatsizlik, isyân. Günâh olan işler, Allahü teâlânın beğenmediği şeyler; Allahü teâlânın emrettiği şeyi yapmamak veya yasak ettiğini yapmak, haramlar. Allahü teâlânın yasak ettiği şeyler, günahlar. Ma'siyet, insanı küfre sürükler. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Ma'sûmiyye) Nefse sükûnet…

İbadet ve Fıkıh

Mâ'ûn Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin yüz yedinci sûresi. Mâ'ûn sûresi Mekke-i mükerremede nâzil oldu (indi). Yedi âyet-i kerîmedir. Son âyet-i kerîmesinde Mâ'ûn kelimesi sûreye isim olmuştur. Sûrede, İslâm dînini tekzîb eden (yalanlayan) ve Allahü teâlânın emirlerine karşı…

İbadet ve Fıkıh

Mahfil-i kazâ

Yargılama meclisi veya şer‘î mahkeme. Kadının hüküm verdiği mahkeme ortamını ifade eden tarihî tamlamadır.

İbadet ve Fıkıh

Mahmasa Hâli

Açlıktan ölmek üzere olma hâli. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: ...Kim mahmasa hâlinde, çâresiz kalırsa, günâha meyl (yönelme) maksâdı olmaksızın haram etlerden yiyebilir. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, affedicidir. (Mâide sûresi: 3) Leş ve domuz…

İbadet ve Fıkıh

Mahmûd

1. Övülmüş, övülen. Kalbin mahmûd hâlleri; sabır (Allah'tan gelenlere tahammül etmek), şükür (her nîmeti Allahü teâlâdan bilmek), havf (Allah'ın azâbından korkmak), recâ (Allah'ın rahmetini ümîd etmek), rızâ (Allah'tan gelenlere boyun eğmek, hoşnûd olmak, kadere…

İbadet ve Fıkıh

Mahşer

Haşr olunacak, toplanılacak yer. Kıyâmet gününde bütün mahlûkâtın (bütün canlıların) yeniden dirildikten sonra hesap için toplanacakları yer. Arasat Meydanı, Mevkıf. Allahü teâlâ Hacer-ül-esved-i kıyâmette mahşer meydânına getirecek, onun göreceği iki gözü konuşacağı bir dili…

İbadet ve Fıkıh

Mahzûrât

Dinde yasak edilmiş şeyler, haramlar. Zarûretler, mahzûrâtı mübâh kılar yâni yapılması men ve yasak edilmiş bâzı şeyler vardır ki, bunları yapmak, zarûret hâlinde mübâh hükmünde olur; bundan dolayı, yapan cezâlandırılmaz. Meselâ; açlıktan helâk olmak…

İbadet ve Fıkıh

Mâide Sûresi

Kur'ân-ı kerîmin beşinci sûresi. Mâide sûresi Medîne'de nâzil oldu (indi). Yüz yirmi âyet-i kerîmedir. 112 ve 114. âyet-i kerîmelerde Îsâ aleyhisselâm zamânında gökten indirilmesi istenen bir sofradan bahsedildiği için sûre bu ismi almıştır. Sûrede;…

İbadet ve Fıkıh

Makâmât-I Aşere

Fenâ (Allahü teâlâdan başka her şeyi unutmak) makâmının başlangıcında olan ve fenâ makâmına kavuşmak için lâzım olan on şey. Makâmât-ı aşere şunlardır: Tövbe; haram işledikten sonra pişman olup, Allahü teâlâdan korkmak ve bir daha…

İbadet ve Fıkıh

Mâl-I Habîs

Zor ile gasb edilen ve rüşvet olarak alınan, çalınan mallar ve kendine emânet olan mallar, izinsiz ticârette kullanılarak elde edilen kârlar ve dâr-ül-harbde yâni kâfir memleketlerine gidenin (tüccârın, seyyâhın), kafirlerden, rızâsı olmadan aldığı mallar.…

İbadet ve Fıkıh

Mâlâya'nî

Dünyâ ve âhirete faydası olmayan iş, boş söz, lüzumsuz şey. Allahü teâlânın, bir kulunu sevmemesinin alâmeti, onun mâlâya'nî ile vakit geçirmesidir. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî) Bir kimsenin müslümanlığının güzelliği, mâlâya'nîden kaçması ve lüzûmlu şeyleri yapması…

İbadet ve Fıkıh

Mâlikî

Ehl-i sünnetin ameldeki dört hak mezhebinden biri olan Mâliki mezhebine tâbi olan, bağlı olan kimse. (Bkz. İmâm-ı Mâlik) Ehl-i sünnetin (Peygamber efendimiz ve Eshâbının bildirdiği îtikâd üzere bulunanların) amelde ( yapılması ve kaçınılması gerekli…

İbadet ve Fıkıh

Mânây-I Murâdî

Bir sözde anlatılmak, ifâde edilmek istenilen, kastedilen mânâ. Müctehîd olmak (Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîften hüküm çıkarabilmek) için, Arabî yüksek ilimleri tamâmen öğrenip Kur'ân-ı kerîmi ezbere bilmek, her âyet-i kerîmenin mânây-ı murâdîsini, âyet-i kerîmelerin…

İbadet ve Fıkıh

Mâtürîdî

1. Ehl-i sünnetin (Peygamber efendimiz ve Eshâbının yolunda olanların) îmânla ilgili bilgilerde tâbi olduğu iki imâmından biri. Ebû Mansur-ı Mâtürîdî. İmâm-ı Mâtüridî'nin kendisinin ve babasının ismi Muhammed'dir. Ebû Mansûr künyesiylebilinir. Semerkand'ın Mâturîd kasabasında doğduğu…

İbadet ve Fıkıh

Mebî'

Satılan veya satın alınan mal. Mebî', akd yâni sözleşme yapılınca, müşterinin mülkü olur ise de, teslim alınmadan önce kullanılması câiz değildir. Bunun için teslim almadan önce tam mülkü değildir. Teslim almadan zekât hesâbına katılmaz.…

İbadet ve Fıkıh

Mecîd (el-Mecîd)

Allahü teâlânın Esmâ-i hüsnâsından (güzel isimlerinden). Büyüklüğü, yüceliği ve işlerinin güzelliği ile tanınan, övülen. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Allahü teâlâ, nîmetler vermesi sebebiyle övülendir, Mecîd'dir. (Hûd sûresi: 73) Yâ Rabbî! İbrâhim aleyhisselâm ve…

İbadet ve Fıkıh

Mecûsi

Ateşe tapan. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: O îmân edenler, o yahûdîler, o yıldızlara tapanlar, o hıristiyanlar, o mecûsîler, o Allah'a ortak koşanlar (var ya) , muhakkak ki Allah, kıyâmet günü aralarında…

İbadet ve Fıkıh

Medyûn

Borçlu, borçlanmış kimse. Dâyine (alacaklıya), medyûnun medyûnu hasm olmaz. Yâni bir kimse ölendeki alacağını, ölene borçlu olandan isteyemez. (Mecelle) Medyûna zekât verilir. (İbn-i Âbidîn)

İbadet ve Fıkıh

Mefhûm-I Muhâlif

Lafızda zikredilmeyen mânânın, bizzat zikredilen mânâya, hükümde zıt olan mânâ. Mefhûm-ı muhâlif; Şâfiîlere göre, hüküm için sahîh, mûteber bir delîl olduğu hâlde, Hanefîlere göre böyle değildir. Mefhûm-ı muhâlifi kabûl edenlerin delîllerinden birisi şudur: Peygamber…

İbadet ve Fıkıh

Mehâric-İ Hurûf

Kur'ân-ı kerîm harflerinin herbirinin ağızdan ses olarak çıktığı yer. Kur'ân-ı kerîmi tecvîd üzere okumasını bilmek farz olup, tecvîdi bilmeyen mehâric-i hurûfu gözetemez. Harflerin ağzındaki yerlerini gözetemeyen bir kimsenin okuduğu Kur'ân-ı kerîm ve kıldığı namaz…

İbadet ve Fıkıh

Mejdek

Mîlâdî dördüncü asırda İran'da komünizmi ilk kuran şahıs. Komünistliği mîlâdî dördüncü asırda ilk çıkaran Mejdek adında bir İranlıdır. Mecûsî idi. Peygamber olduğunu söylerdi. Ona göre; ateşe tapılacaktır. Her şey herkesin malıdır. Zevceleri (kadınları) değiştirmek…

İbadet ve Fıkıh

Mekke-İ Mükerreme

Müslümanların kıblesi olan Kâbe-i muazzamanın bulunduğu, Peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem doğduğu mübârek şehir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: O (Allahü teâlâ) sizi Mekke'nin batnında (hudûdu içinde) , onlara (kâfirlere) karşı…

İbadet ve Fıkıh

Mel'ûn

Lânetlenmiş, tard olunmuş, kovulmuş. (Bkz. La'net) Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruyor ki: Ey mel'ûn! Âdem'e niçin secdeetmedin? (buyurunca) İblis dedi ki: Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten onu ise topraktan yarattın. (A'râf sûresi:…

İbadet ve Fıkıh

Melik-İ Adûd

Hükûmeti, idâreyi kuvvet zoru ile ele geçiren kimse, sultan. Buna halîfe-i câire de denir. Biz bu işe peygamberlikle ve Allah'ın rahmeti ile başladık. Bundan sonra hilâfet ve rahmet olur. Ondan sonra, melik-i adûd olur.…

İbadet ve Fıkıh

Men Ve Selvâ

Mûsâ aleyhisselâmın duâsı ile Allahü teâlânın İsrâiloğullarına gökten yağdırdığı kudret helvası (men) ve bıldırcın eti (selvâ). Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki: Biz Tîh sahrâsında sizin üzerinize bulutla gölge yaptık. Size men ve selvâ gönderdik…

İbadet ve Fıkıh

Menâsik-İ Hac

Haccın nüsükleri. Âdem aleyhisselâm menâsik-i haccı yaptığında, melekler gelerek kendisini tebrik etti ve haccın mebrûr (kabûl) olsun; biz burayı senden iki bin sene evvel ziyâret ettik dediler. (İmâm-ı Gazâlî)

İbadet ve Fıkıh

Menhî

Nehyedilen, yasaklanan şey. Abdest alırken bâzı menhîler vardır. Bunları yapmak haram veya mekrûhtur. Sağ el ile sümkürmek, kıbleye ve mushafa karşı ayak uzatmak mekrûhtur. Mushaf yüksekte ise, mekrûh olmaz. Tahâretlenmek için birinin yanında avret…

İbadet ve Fıkıh

Menî

Yerinden şehvetli (lezzetli) veya şehvetsiz olarak kopup, ayrılıp, erkekten koyu beyaz, kadından akıcı sarı olarak gelen sıvı. Erkek olsun kadın olsun menî şehvetle çıkınca veya ihtilâm ile yâni rüyâda şehvetlenip uyandığı zaman menî veya…

İbadet ve Fıkıh

Menkıbe (menkabe)

Bir zâtın güzel iş, söz ve hallerini, hayâtını konu edinen hikâye ve hâtıralar. Çoğulu menâkıbdır. (Bkz. Menâkıb) Ebû Bekr'in radıyallahü anh bir menkıbesinde şöyle anlatılır: Hazret-i Ebû Bekr bir defâsında şüpheli bir şey yemişti.…

İbadet ve Fıkıh

Mescid

Müslümanların ibâdet yaptıkları yer. Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki: De ki: "Rabbim adâleti emr buyurdu. Her mescidde yüzünüzü kıble tarafına çevirin ve dinde samîmi olarak O'na ibâdet edin. İlkin sizi nasıl O…

İbadet ve Fıkıh

Mescid-İ Aksâ

Kudüs'te Süleymân aleyhisselâm tarafından yaptırılan mescid. Beyt-i Mukaddes (Makdis). Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: (Her türlü noksanlıktan) münezzeh bulunan (Allah) , kulunu (Muhammed sallallahü aleyhi ve sellemi) geceleyin (Mekke'deki) Mescid-i Harâm'dan alıp,…

İbadet ve Fıkıh

Mescid-İ Harâm

Ka'be-i muazzamanın etrâfında üstü açık olan câmi. Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: (Namazda) yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir. Bu emir Rabbinden gelen bir gerçektir. Allah sizin yaptıklarınızdan gâfil değildir. (Bekara sûresi: 149)…

İbadet ve Fıkıh

Mescid-İ Hîf

Yetmiş peygamberin namaz kıldığı bildirilen Minâ'daki mescid. Mescid-i Hîf'te yetmiş peygamber namaz kıldı. Onlardan birisi Mûsâ aleyhisselâmdır, sanki ben onu katvani iki aba giymiş gibi deve üzerinde ihramlı görür gibiyim. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs) Eğer Mekkeli…

İbadet ve Fıkıh

Mescid-İ Nebi

Peygamber efendimizin, hicretten sonra Eshâb-ı kirâm (mübârek arkadaşları) ile birlikte Medîne-i münevverede inşâ ettiği mescid, câmi. Mescid-i Resûl, Mescid-i Saâdet ve Mescid-i Şerîf de denilmektedir. Yalnız üç mescide ziyâret için gidilir. Mescid-i Harâm, Mescid-i…

İbadet ve Fıkıh

Mescid-İ Seâdet

Mescid-i Nebî. Mescid-i Seâdeti tâmir ve tezyîn için Sultan Abdülmecîd Han kadar çok para harcayan ve gayret eden hiçbir kimse olmamıştır. Harameyni tâmir için yedi yüz bin altın sarfetmiştir. Tâmir 1277 (m. 1861)de tamam…

İbadet ve Fıkıh

Mescid-İ Şerîf

Mescid-i Nebî. Medîne şehrindeki Mescid-i şerîf'i hicretin birinci senesinde Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem), Eshâb-ı kirâm ile birlikte yaptılar. Hicretin ikinci senesi, Receb ayında, kıblenin Kudüs'ten Kâbe'ye dönmesi emrolununca, mescidin Mekke'ye karşı olan kapısı…

İbadet ve Fıkıh

Mestûre

Örtünmüş, örtülü. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem zamânında, hür kadınlar mestûre idiler. Bir kadının, hizmetçi olmayıp, hür hanım olduğu mestûre olmasından belli olurdu. (Abdülhakîm Arvâsî) Kadınlar, cihâda mestûre olarak zevci veya mahremi (nikah düşmeyen…

İbadet ve Fıkıh

Meş‘ar

Hac ibadeti sırasında belirli vakitte bulunulan veya durulan kutsal yer. Arapça şiâr kökünden gelir; çoğulu meşâir dir. Kur’ân’daki el-Meş‘arü’l-harâm ifadesi Müzdelife’deki durakla ilişkilendirilir. Terim yalnız herhangi bir “tören yeri”ni değil, hac menâsikinin belirlenmiş duraklarından…

İbadet ve Fıkıh

Meş'ar-Ül-Harâm

Mekke-i mükerremede, Arafât ile Minâ arasında bulunan Müzdelife'nin sonunda Cebel-i kuzah yakınında bir yer. Meş'ar, şiâr (alâmet) yeri demektir. Meş'ar denmesi; ibâdet yeri olması; haram diye vasıflandırılması ise, hürmeti ve kıymeti sebebiyledir. Allahü teâlâ…

İbadet ve Fıkıh

Meşveret

Aklı, fikri kuvvetli, ileriyi gören kimse ile bir konu üzerinde fikir alış-verişinde bulunma; danışma. (Bkz. Müşâvere) Allahü teâlâ âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki: Onlar ki, Rableri için dâvete icâbet etmekte namazı dosdoğru kılmaktadırlar. Ve…

İbadet ve Fıkıh

Metrûkât

1. Özürsüz, tembellikle kılınmayan, terk edilen namazlar. Farz namazları özür ile kaçırmak günah olmaz ise de, hemen kazâ edilmesi lâzımdır. Özür ile kaçırılan namaza fâite denir. Özürsüz, bir namazın vaktini geçirmek büyük günâh olup,…

İbadet ve Fıkıh

Mevdû Hadîs

Bir hadîs imâmının (üç yüz binden daha çok hadîs-i şerîfi, râvîleri ve senedleri ile birlikte ezbere bilen âlimin) şartlarına uymayan hadîs-i şerîfler. (Bkz. Hadîs) Mevdû hadîs, uydurma hadîs demek değildir. (Abdülhakîm-i Arvâsî) İbn-i Teymiyye…

İbadet ve Fıkıh

Mevkî'

Yer, mahâl, makam. Suyun bakliyâtı yetiştirmesi gibi, mal ve mevkî sevgisi de, kalbde nifâkı münâfıklığı (yâni için dışa uymamasını) yetiştirir. (Hadîs-i şerîf-İhyâu Ulûmiddîn) İki aç kurdun saldırdıkları zaman, koyun sürüsüne verdikleri zarar, mal ve…

İbadet ve Fıkıh

Mevlid

Dünyâya gelme; doğum yeri ve zamânı. Peygamber efendimizin dünyâya gelişini, mi'râcını ve mübârek hayâtını anlatan eser. Mevlid okumak, Resûlullah'ın sallallahü aleyhi ve sellem dünyâya gelişini, mi'râcını ve hayâtını anlatmak; O'nu hatırlamak, O'nu övmektir. (İbn-i…

İbadet ve Fıkıh

Mevlid Gecesi

Peygamberimiz Muhammed Mustafâ sallallahü aleyhi ve sellemin doğduğu Rebî'ul-evvel ayının on birinci ve on ikinci günleri arasındaki gece. Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) mevlîd gecelerinde Eshâbına ziyâfet verir, dünyâyı teşrif ettiği ve çocukluğu zamânında…

İbadet ve Fıkıh

Meyl-İ Tabî'î

İç güdü. İnsanın irâdesi dışında, yaratılıştan olan meyl, bedenin istemesi. Allahü teâlâdan başka bir şeyi sevmek iki türlü olur: Birincisi; bir mahlûku, varlığı kalb ile ve beden ile birlikte sevmek, ona kavuşmak istemektir. Câhillerin…

İbadet ve Fıkıh

Mezheb

Gitmek, tâkib etmek, gidilen yol. Mutlak müctehîd denilen dinde söz sâhibi âlimlerin, müslümanların yapmaları gereken hususlarla ilgili olarak dînî delîllerden (Kur'ân-ı kerîm, hadîs-i şerîfler ve İcmâ'dan) hüküm çıkarma usûlleri ve çıkarıp bildirdikleri hükümlerin hepsi.…

İbadet ve Fıkıh

Mezheb Taklidi

1. Amelde yapılacak işlerde bir müctehidin ictihâdlarına, fetvâlarına tâbi olma. Mevcût dört hak mezhebden birini öğrenip, kabûllenip, onunla amel etme. Her müslüman vücud yapısına, yaşadığı iklim şartlarına, iş hayâtına göre kendisine daha kolay gelen…

İbadet ve Fıkıh

Mezhebde Müctehid

Mezheb imâmının koyduğu usûl ve kâidelere uyarak, dînî delîllerden (kaynaklardan) yeni hükümler çıkarabilen İslâm âlimi. Buna müctehid-i mukayyed ve müctehid-i müntesib de denir. (Bkz. Müctehid) İmâm-ı Muhammed Şeybânî, fıkıh âlimlerinin ikinci tabakasından olup, mezhebde…

İbadet ve Fıkıh

Mezhebsiz

Müctehid (dînî delîllerden hüküm çıkarabilen büyük âlim) olmadığı hâlde, dört hak mezhebden birine tâbi olmayan, mezhebleri kabûl etmeyen ve dînî delillerden kendi anlayışına göre hüküm çıkarıp, buna göre amel eden veya böyle birine uyan…

İbadet ve Fıkıh

Mezmûm

Yerilen, kötülenen, beğenilmemiş, çirkin. Kâfirlerin yaptıkları ve kullandıkları şeyler iki kısımdır: Birisi âdet olarak yâni her kavmin her memleketin âdet olarak yaptıkları şeylerdir. Bunlardan haram olmayıp, insanlara faydalı olanları yapmak ve kâfirlere benzemeği düşünmeyerek…

İbadet ve Fıkıh

Mezy (mezî)

Dokunma, bakma ve düşünme gibi sebeplerle erkekten gelen beyaz şeffâf sıvı. Hanefîde ve Şâfiî'de bir kimseden vedî (idrardan sonra gelen beyaz bulanık koyu sıvı) ve mezî çıkınca cünüp olmaz yâni boy abdesti alması gerekmez.…

İbadet ve Fıkıh

Mi'yâr

1-Ölçü âleti. Akıl; his kuvveti ile anlaşılabilen veya hissedilenlere benzeyen ve onlara bağlılıkları bulunan şeyleri birbirleri ile ölçerek, iyilerini kötülerinden ayırmaya yarayan bir mi'yârdır. O hâlde, peygamberlerin bildirdikleri şeylere, akla danışmaksızın inanmaktan başka çâre…

İbadet ve Fıkıh

Mihrâb

Mescid, câmi vb. ibâdet yerlerinin kıble tarafında imâmın namaz kıldığı yer. İmâmın mihrâb içinde durması mekrûhtur. Ayakları, mihrâbın dışında olunca, mihrâb içine secde etmesi mekrûh olmaz. (Halebî) Mihrâbı bulunmayan, hesab, yıldız gibi şeylerle de…

İbadet ve Fıkıh

Mihricân Günü

Eylül ayının yirmi üçüncü gününe rastlayan mecûsî bayramı. Nevruz (Mart'ın yirmi birinci) ve mihricân günlerinde, bunların isimlerini söyleyerek hediye vermek haramdır. Bu günleri bayram bilerek hediye vermek, îmânı götürür. Bu günlerde hürmet için kâfire…

İbadet ve Fıkıh

Mîkât

Hac ve umre için gelenlerin ihrâma girdikleri mevki, yer. Mîkâtlar şunlardır: Zülhuleyfe, Zât-i irk, Cuhfe, Karn (Karen) ve Yelemlem. Medîneliler, Zülhuleyfe'den; Bağdâd-Basra ahâlisi Zât-ı irk'ten, Şam ahâlisi Cuhfe'den ve Necid halkı Karen'den ve Yemen…

İbadet ve Fıkıh

Mil

Bin dokuz yüz yirmi metre olan bir uzunluk ölçüsü. Abdest ve gusül (boy abdesti) almak için su bulamayan ve sudan bir mil uzak olan kimse, niyyet etmek şartıyla teyemmüm eder. (Molla Hüsrev)

İbadet ve Fıkıh

Mîlâd

Doğum günü, Îsâ aleyhisselâmın doğum günü olduğu iddiâ edilen noel gecesi. (Bkz. Noel Gecesi) Noel gecesi doğru olarak Mîlâd'ın, Aralık'ın 25'i veya Ocak'ın altıncı günü veya başka gün olduğu sanıldığı gibi, bugünkü Mîlâdî senenin…

İbadet ve Fıkıh

Milliyetçilik (milliyet)

Aynı vatanda aynı toprakta doğup yetişenlerin din, örf-âdet ve menfeat birliği. İslâmiyet "posa ırkçılığını" ve ırk ve kavim üstünlüğü iddiâlarını câhiliyye devri âdetleri olarak reddetmekle birlikte, aslâ, müslümanları, soyunu, kavmini ve ırkını red ve…

İbadet ve Fıkıh

Minâ

Mekke-i mükerremenin doğusundaki dağların eteğinden Arafât'a giden yol üzerinde bulunan yer. Hac ibâdeti esnâsında kurban kesmek ve cemre (şeytan) taşlamak için buraya gidilir. İbrâhim aleyhisselâm, kurban etmek için, oğlu İsmâil'i buraya götürmüştü. Minâ Mekke'nin,…

İbadet ve Fıkıh

Minber

Câmilerde hatiplerin hutbe okumaları için yapılmış merdivenli yüksek yer. Kabrim ile minberim arası Cennet bahçelerinden bir bahçedir. (Hadîs-i şerîf-Minhet-ül-Vehbiyye) İmâm hutbe okumak için minbere çıkınca, cemâatin namaz kılması ve konuşması haram olur. (Kâşânî)

İbadet ve Fıkıh

Miskal

Bir çeşit ağırlık ölçü birimi. Bir miskal; Hanefî mezhebinde 4,8 gram, Şâfiî mezhebinde ise 3,45 gramdır. (Süleymân bin Cezâ) Üzerine bulaşan necâset, bir miskalden az ise yıkamak sünnettir. Bir miskal bulaşmış ise yıkamak vâcib,…

İbadet ve Fıkıh

Mislî

Çarşıda, pazarda aynı evsâfta, özellikte benzeri bulunan, fiyatları farklı olmayan mal. Ağırlıkla, hacim ve uzunlukla ölçülenlerden fabrikada, tezgâhta yapılan şeyler ve sayı ile ölçülenlerden, aynı büyüklükte olanlar ve aynı büyüklükteki yumurta ve karpuz mislî…

İbadet ve Fıkıh

Mişnâ

Yahûdîlerin Tevrât'tan sonra mukaddes kabûl ettikleri Talmûd kitâbının iki kısmından biri. Mişnâ, İbrânice "tekrar" demektir. Sözlü emirlerin kânun hâline getirilmiş ilk hâlidir. Yahûdî îtikâdına göre, Allahü teâlâ Mûsâ aleyhisselâma, Tûr dağında Tevrat kitabını (Yazılı…

İbadet ve Fıkıh

Mizmâr

1. Her türlü çalgı âleti, ney türünden, biri kamış, diğeri ağaçtan olmak üzere iki parçadan meydana gelmiş olan âlet, düdük, kaval, fülüt. Bir zaman gelir ki, müslümanlar birbirlerinden ayrılır, parçalanırlar. İslâmiyet'i bırakıp kendi düşüncelerine,…

72 / 143