Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-3918- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 672
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<ol><li>Okuma yazma bümeyen anlamında Kur’ân-ı Kerîm’de geçen bir terim (A'râf suresi, 7 /158). 2. Hz. Peygamber için kullanılan bir sıfat ve terim. Müslümanlığın ilk çıktığı dönemlerde ve Kur’ân-ı Kerîm’in nazil olmaya başladığı sıralarda “ehl-i kitâb” (bk. bu madde) olarak nitelenen Yahudîler, Arapları hiçbir kitaba inanmayan anşammda “ümmî” olarak nitelendiriyorlardı. Bu terimin o dönemde Hz. Peygamber için kullanılması da bu anlayıştan ileri gelmekteydi.</li><li>Hz. Peygamber için kullanılan bir sıfat ve terim. Müslümanlığın ilk çıktığı dönemlerde ve Kur’ân-ı Kerîm’in nazil olmaya başladığı sıralarda “ehl-i kitâb” (bk. bu madde) olarak nitelenen Yahudîler, Arapları hiçbir kitaba inanmayan anşammda “ümmî” olarak nitelendiriyorlardı. Bu terimin o dönemde Hz. Peygamber için kullanılması da bu anlayıştan ileri gelmekteydi.</li></ol>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-2855- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 672
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<ol><li>Okuma yazma bümeyen anlamında Kur’ân-ı Kerîm’de geçen bir terim (A'râf suresi, 7 /158). 2. Hz. Peygamber için kullanılan bir sıfat ve terim. Müslümanlığın ilk çıktığı dönemlerde ve Kur’ân-ı Kerîm’in nazil olmaya başladığı sıralarda “ehl-i kitâb” (bk. bu madde) olarak nitelenen Yahudîler, Arapları hiçbir kitaba inanmayan anşammda “ümmî” olarak nitelendiriyorlardı. Bu terimin o dönemde Hz. Peygamber için kullanılması da bu anlayıştan ileri gelmekteydi.</li><li>Hz. Peygamber için kullanılan bir sıfat ve terim. Müslümanlığın ilk çıktığı dönemlerde ve Kur’ân-ı Kerîm’in nazil olmaya başladığı sıralarda “ehl-i kitâb” (bk. bu madde) olarak nitelenen Yahudîler, Arapları hiçbir kitaba inanmayan anşammda “ümmî” olarak nitelendiriyorlardı. Bu terimin o dönemde Hz. Peygamber için kullanılması da bu anlayıştan ileri gelmekteydi.</li></ol>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-8984- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Dinî Terimler Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Kitab okumamış, yazı yazmamış, kimseden ders görmemiş kimse.</p><p>Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:</p><p>Onlar ki, yanlarında bulunan Tevrât ve İncîl'de ismini yazılı buldukları O ümmî resûle tâbi olurlar. O ( Resûl ) kendilerine iyiliği emrediyor, kötülükten sakındırıyor... ( Resûlüm ) de ki: "Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize gelen, Allah'ın peygamberiyim. O Allah ki, yer ve göklerin tasarrufu ( idâresi ) O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur, öldürür ve diriltir. Onun için hem Allah'a hem de bütün kelimelerine îmân eden o ümmî peygambere, resûlüne îmân edin ve O peygambere uyun ki, doğru yolu bulasınız. (A'râf sûresi: 157,158)</p><p>Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, ümmî idi. Mekke'de doğup, büyüyüp belli kimseler arasında yetişip seyâhat etmemiş iken, Tevrât'ta, İncîl'de ve Yunan ve Roma devirlerinde yazılmış kitablarda bulunan bilgilerden, hâdiselerden haber verdi. Hicretin altıncı senesinde,Rum, İran ve Habeş hükümdârlarına ve diğer Arap pâdişâhlarına mektuplar gönderdi. (İmâm-ı Kastalânî)</p><p>Muhammed aleyhisselâm ümmî olduğu hâlde, târih, fen, ahlâk, siyâset ve sosyal bilgilerle dolu bir kitâb ortaya koydu. Yalnız o kitaba uyarak dünyâya adâlet yaymış olan hükümdârların yetişmesine sebeb oldu. Kur'ân-ı kerîm, Muhammed aleyhisselâmın mûcizelerinin en büyüğüdür. (M. Sıddîk Gümüş)</p>
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
- Okuma yazma bümeyen anlamında Kur’ân-ı Kerîm’de geçen bir terim (A'râf suresi, 7 /158). 2. Hz. Peygamber için kullanılan bir sıfat ve terim. Müslümanlığın ilk çıktığı dönemlerde ve Kur’ân-ı Kerîm’in nazil olmaya başladığı sıralarda “ehl-i kitâb” (bk. bu madde) olarak nitelenen Yahudîler, Arapları hiçbir kitaba inanmayan anşammda “ümmî” olarak nitelendiriyorlardı. Bu terimin o dönemde Hz. Peygamber için kullanılması da bu anlayıştan ileri gelmekteydi.
- Hz. Peygamber için kullanılan bir sıfat ve terim. Müslümanlığın ilk çıktığı dönemlerde ve Kur’ân-ı Kerîm’in nazil olmaya başladığı sıralarda “ehl-i kitâb” (bk. bu madde) olarak nitelenen Yahudîler, Arapları hiçbir kitaba inanmayan anşammda “ümmî” olarak nitelendiriyorlardı. Bu terimin o dönemde Hz. Peygamber için kullanılması da bu anlayıştan ileri gelmekteydi.
Dinî Terimler Sözlüğü
Kitab okumamış, yazı yazmamış, kimseden ders görmemiş kimse.
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:
Onlar ki, yanlarında bulunan Tevrât ve İncîl'de ismini yazılı buldukları O ümmî resûle tâbi olurlar. O ( Resûl ) kendilerine iyiliği emrediyor, kötülükten sakındırıyor... ( Resûlüm ) de ki: "Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize gelen, Allah'ın peygamberiyim. O Allah ki, yer ve göklerin tasarrufu ( idâresi ) O'nundur. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur, öldürür ve diriltir. Onun için hem Allah'a hem de bütün kelimelerine îmân eden o ümmî peygambere, resûlüne îmân edin ve O peygambere uyun ki, doğru yolu bulasınız. (A'râf sûresi: 157,158)
Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, ümmî idi. Mekke'de doğup, büyüyüp belli kimseler arasında yetişip seyâhat etmemiş iken, Tevrât'ta, İncîl'de ve Yunan ve Roma devirlerinde yazılmış kitablarda bulunan bilgilerden, hâdiselerden haber verdi. Hicretin altıncı senesinde,Rum, İran ve Habeş hükümdârlarına ve diğer Arap pâdişâhlarına mektuplar gönderdi. (İmâm-ı Kastalânî)
Muhammed aleyhisselâm ümmî olduğu hâlde, târih, fen, ahlâk, siyâset ve sosyal bilgilerle dolu bir kitâb ortaya koydu. Yalnız o kitaba uyarak dünyâya adâlet yaymış olan hükümdârların yetişmesine sebeb oldu. Kur'ân-ı kerîm, Muhammed aleyhisselâmın mûcizelerinin en büyüğüdür. (M. Sıddîk Gümüş)