Ara
Menü
ذ

cezâ

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-1619
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
155
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>[Ar.) Sözlük anlamı “bir şeyin bedeli ve karşılığı” olan bu söz, “İnsanların fiil veya davranışları karşılığında dünyada ve ahirette göreceği maddî veya manevî müeyyide” için kullanılan bir fıkıh terimi. Bu söz, türemiş biçimleriyle beraber Kur’ân-ı Kerîm’de yüzü aşkın ayette geçmektedir. Aynı şeküde hadislerde de yer alan bu terim, Allah’ın günah işleyen kullarma ceza vermesi, iyi amelleri sebebiyle de günahlarmın affedilebileceği mealinde kullandmıştır.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-433
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
155
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>[Ar.) Sözlük anlamı “bir şeyin bedeli ve karşılığı” olan bu söz, “İnsanların fiil veya davranışları karşılığında dünyada ve ahirette göreceği maddî veya manevî müeyyide” için kullanılan bir fıkıh terimi. Bu söz, türemiş biçimleriyle beraber Kur’ân-ı Kerîm’de yüzü aşkın ayette geçmektedir. Aynı şeküde hadislerde de yer alan bu terim, Allah’ın günah işleyen kullarma ceza vermesi, iyi amelleri sebebiyle de günahlarmın affedilebileceği mealinde kullandmıştır.</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-8039
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Dinî Terimler Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>İyi veya kötü karşılık.</p><p>Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:</p><p>İyiliğin cezâsı ancak iyiliktir. (Tâatleri yapıp, günah olan şeyleri terk etmenin karşılığı pekçok sevâbdır.) (Rahman sûresi: 60)</p><p>Kim bir hayırlı ve güzel amelle (işle) gelirse, ona, on misli sevâb verilir. Kim de bir günâh ile gelirse (eğer af olunmazsa) , ona ancak misli ile (günâhı kadarla) cezâ edilir. Onlar (sevapları noksanlaştırılmak veya cezâları artırılmak sûretiyle) haksızlığa uğratılmaz. (En'âm sûresi: 160)</p><p>Allahü teâlâ onlara zulmetmez. Onlar kendilerine zulmedip, ağır cezâları hak ettiler. (Nahl sûresi: 33)</p><p>Allahü teâlâ müslüman olmayanlara namaz kılmasını, oruç tutmasını emretmemiştir.Bunlar, Allahü teâlânın emirlerini almakla (kabûl etmekle) şereflenmemişlerdir. Namaz kılmadığı, oruç tutmadığı için bunlara cezâ verilmez. Bunlar yalnız küfrün (îmânsızlığın) cezâsı olan Cehennem'i hak etmişlerdir. (Abdülganî Nablüsî)</p><p>Cezâ suçun büyüklüğüne göre değişir. Suç küçük olur ve suçlu boynunu büküp yalvarırsa, bu suç dünyâ dertleriyle affolunabilir. Fakat, suç büyük, ağır olur ve suçlu inatçı olup saygısızlıkta bulunursa, bunun cezâsı âhirette sonsuz ve çok acı olmak lâzım gelir. (Ahmed Fârûkî)</p><p>Gördüğünüz her musîbet ve felâket, kızgınlığın, zulüm ve haksızlık etmenin cezâsıdır. (Abdülhakîm Arvâsî)</p><p>Hâşâ zulmetmez kuluna Hüdâsı,</p><p>Herkesin çektiği kendi cezâsı.</p><p>(Muhammed Sıddîk bin Saîd)</p>

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü

Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü · Prof. Dr. İsmail Parlatır

[Ar.) Sözlük anlamı “bir şeyin bedeli ve karşılığı” olan bu söz, “İnsanların fiil veya davranışları karşılığında dünyada ve ahirette göreceği maddî veya manevî müeyyide” için kullanılan bir fıkıh terimi. Bu söz, türemiş biçimleriyle beraber Kur’ân-ı Kerîm’de yüzü aşkın ayette geçmektedir. Aynı şeküde hadislerde de yer alan bu terim, Allah’ın günah işleyen kullarma ceza vermesi, iyi amelleri sebebiyle de günahlarmın affedilebileceği mealinde kullandmıştır.

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

İyi veya kötü karşılık.

Allahü teâlâ âyet-i kerîmelerde meâlen buyurdu ki:

İyiliğin cezâsı ancak iyiliktir. (Tâatleri yapıp, günah olan şeyleri terk etmenin karşılığı pekçok sevâbdır.) (Rahman sûresi: 60)

Kim bir hayırlı ve güzel amelle (işle) gelirse, ona, on misli sevâb verilir. Kim de bir günâh ile gelirse (eğer af olunmazsa) , ona ancak misli ile (günâhı kadarla) cezâ edilir. Onlar (sevapları noksanlaştırılmak veya cezâları artırılmak sûretiyle) haksızlığa uğratılmaz. (En'âm sûresi: 160)

Allahü teâlâ onlara zulmetmez. Onlar kendilerine zulmedip, ağır cezâları hak ettiler. (Nahl sûresi: 33)

Allahü teâlâ müslüman olmayanlara namaz kılmasını, oruç tutmasını emretmemiştir.Bunlar, Allahü teâlânın emirlerini almakla (kabûl etmekle) şereflenmemişlerdir. Namaz kılmadığı, oruç tutmadığı için bunlara cezâ verilmez. Bunlar yalnız küfrün (îmânsızlığın) cezâsı olan Cehennem'i hak etmişlerdir. (Abdülganî Nablüsî)

Cezâ suçun büyüklüğüne göre değişir. Suç küçük olur ve suçlu boynunu büküp yalvarırsa, bu suç dünyâ dertleriyle affolunabilir. Fakat, suç büyük, ağır olur ve suçlu inatçı olup saygısızlıkta bulunursa, bunun cezâsı âhirette sonsuz ve çok acı olmak lâzım gelir. (Ahmed Fârûkî)

Gördüğünüz her musîbet ve felâket, kızgınlığın, zulüm ve haksızlık etmenin cezâsıdır. (Abdülhakîm Arvâsî)

Hâşâ zulmetmez kuluna Hüdâsı,

Herkesin çektiği kendi cezâsı.

(Muhammed Sıddîk bin Saîd)

Sözlüğe dön ←